Toprak yok, domates var!

Topraksız tarım uygulaması kapsamında seralarda üretilen salkım domateslere ilgi artıyor. E, domatesin fiyatı bir ara 8 lirayı buldu, yatırımın kırmızı altına yönelmesi normal.. Bir de sebzenin ihracat payı hesaplandığında elbetteki, 50-100 dönüm arazisi olanlar için ‘domates’ iyi bir tarım yatırımıdır..
Hatay, sebze ve meyve yetiştiriciliğinde iyi bir konuma sahip..
Yalnız yeni yatırımları yok.. Arsuz ve Karaağaç bölgeleri ‘verimlilik’ açısından yine fena değil.. Yalnız tarımda halen eski yöntemler uygulanıyor..Toprak yok, domates var!
Su halen kuyulardan ya da kanallarla toprağa ulaşıyor.
Yağmur yağdı mı, ürünler zarar görüyor..
Hastalığı, böceğiydi derken, ürünün ihracattaki katkı payı sıfırlanıyor..
Sonuç, çevre il/ilçelere pazarla gitsin!
Babam tarımla uğraştığı için bilirim.. Belediyenin açtığı su kuyuları günlerce hatta haftalarca toprağa çalışıyor, dinamolar hiç susmaz mesela..
Akan suyun yüzde 70’i daha ürünle buluşmadan boşa akıyor..
Yazık..
Sera yetiştiriciliği pek yok..
Allah’a dua edersiniz sonra..
Rüzgar çıkmasın..
Don vurmasın..
Hastalık bulaşmasın!
Oysa sera yetiştiriciğinde yeni bir uygulama müthiş ilgi görüyor..
Topraksız yetiştirme paketi..
Yozgat’ın Sorgun ilçesinde hazırlanan proje kapsamında toplam 50 dönüm alanda hizmete açılan jeotermal enerjiyle ısıtılan sera tesislerinde yüksek verim alınıyor..
Yaz/kış ürün alınıyor..
Bozyazı aynı keza..
10 dönümlük bir arazide hiç toprak kullanılmadan Kokobit (öğütülmüş hindistan cevizi kabuğu) paketinin su verilerek hazırlandığı sisteme konulan domates fideleri, ihtiyacına göre damlama usulü ile besin verilerek geliştiriliyor.
Şimdi dikkat..
İlk denemede, dönüm başına elde edilen domates 50-60 tonu geçiyor..
Hatay’ın toprağı verimli.. Ancak ‘gayrımenkul’ yatırımları göz kamaştırıyor..
Karaağaç elimizden gitti gidecek.. 1/25000’lik plan en çok Karaağaç’ın yoğunluğu için.. İştihlar şimdiden kabardı!
Açın interneti, karıştırın, bakın..
Haberler şu:
– Kuraklık, ürünü yaktı..
– Domates yetiştiriciliğinde istenilen verimi yakalayamadık..
– Sebze ve meyve hormonla besleniyor..
– Sebzeye virüs dadandı..
Vesaire.. Vesaire..
Hep söylüyorum..
Hatay ve İskenderun tarımıyla anılır. Beyaz altın pamuk, yeşil altın zeytin ve kırmızı altın domates eğer ki, gayrımenkul yatırımlarına kurban edilecekse..
Yarın değil topraksız yetiştirme paketini, 200 metrekare yer bulmak bile imkansız olacak.. Demedi demeyin!
Tarımda yeni yatırımlar şart!

ARTIK ÇOK OLUYORSUNUZ!
Bu sözüm, Yarıkkaya’da taş ocağı kurup, halkın ruh sağlığını ‘dinamitleyen’ tüm sorumsuzlara.. Önce sen!
Ey Davut Beton!
Tamam.. Siyah mermer damarı buldun..
Tamam.. Kaliteli ürün, diye ihraç edeceksin..
Tamam. Para kazanacaksın, gözümüz yok..
Ama yeter be aga..
Beynimiz zonkluyor, sinirlerimiz tahrip oluyor..
Halk isyanda.. İşin çevreye verdiği zarar faslını geçtik artık.
Sen para kazanacaksın diye, kimsenin ruh sağlıyla oynamaya hakkın yok!
O ne şiddetli patlamaydı öyle..
Dün, telefona sarılan haber merkezini aradı..
Deprem sandık yahu..
Bun ne sorumsuzluk..
Ey atanmışlar, seçilmişler..
Çare yok mudur çare?
Bu kadar mı çaresiz kaldık..!

112 ACİL.. ‘GÜNAYDIN’ SABAH OLDU!
Dünya o kadar hızla gelişiyor ve değişiyor ki, bu değişime “sağlık” sektöründe bazı birimlerin yetersiz kaldığını görüyoruz..
Örnek mi?
Pazar günü akşam saatleri..
Haber merkezine bir telefon geliyor..
Muradiye Mahallesi 221 sokak No: 50’de oturan bir hasta yakını arıyor:
“- Hastamız yerde yatıyor. 112 acil servisi aradık, kimsenin geldiği yok.”
İddia bu.. Panikledik..
112’yi aradık.. ‘Tık’ yok!
Aradan yarım saat geçti.. Muhakkak gitmiştir düşüncesiyle, aklımız gazetede..
Telefon bir kez daha çalıyor.. Acılı ses tepkili:
“- Abi, kadın baygın.. Aracımız yok, bu nasıl sorumsuzluk?. İlla ki, ölmesi mi gerekiyor?”
Haliyle mahalleli toplandı, kıyamet koptu.
112 Acil Servis’in böyle bir ‘hayati’ hataya düştüğüne inanmak güç..
Adı üstünde ‘acil’ vak’a..
Ama ‘acil’in takadi yok!
Yazıklar olsun!

Yılmaz Akpınar
1974 doğumlu. Güney Medya'da müdür. İskenderun'un önde gelen gazetecilerinden.