Bazı dar kafalı insanlar var aramızda, iyice saçmalamaya başladılar..
Stratejileri belli oldu.. Referandumdaki yüzde 58 çoğunluğun iradesine dil uzatmaya başladılar.. Ayıptır beyler, yüzde 58’i görmezden gelip, onları ‘cahillikle’ suçlamak, yüzde 42’yi ‘yok saymak’la eş değerdir yahu..
Ama durum bi dakka, aramızda ‘nato kafa, nato mermer’ insanlar var..
Tuvalete bile korkarak gidiyorlardır onlar..
Önceleri, “Türkiye batıyor, halkımız aç ve sefil” edebiyatıyla bağırdılar, çağırdılar..
Tutmayınca, “şeriat geliyor” palavrasını ortaya attılar..
Şeriat sekiz yıldır bir türlü gelemeyince, “yetim hakkı yediler” gibi çirkin ve çapsız iddialara girdiler..
Bu da havada kalınca, “havuzlu villa” teranesine uzandılar..
Baktılar ki olmuyor, şimdide başkanlık sistemine vuruyorlar..
Referandumun hemen ertesi gün başladılar: “Başbakan padişah olmak istiyor!”
Tövbe estağfurullah.. Yeter yahu!Gaflet, dalalet ve ihanet!
Referandum bitti, biteli.. ‘Biz biriz, beraberiz’ diye kim bilir kaç kere yazdım.
Hepimiz ileriye bakalım, türünden 100’e yakın cümle kurdum..
Türkiye’nin önü açık, fikirler üretelim mesajı çaktım..
Etle tırnak gibiyiz, ayrılamayız türküsü yaktım..
Olmuyor.. Olmuyor.. Olmuyor.. Nafile!
Yazmış arkadaş:
“- Şirin görünmek istiyorsan git ayakkabı parlat..”
E, halk cahil, biz de cahiliz.. Kendileri filozof, siyaset akademesi profesörü..
Sanırım, yüzde 58’e tekabül eden oylar da, uzaylılar tarafından kullanıldı, pekala..!
Vah, vah, vah!
Bakınız, Başbakan referandumlarla birlikte 7 kez seçim kazanıyor..
Ama bazıları Jüpiter’de yaşadığı için, 7 sayısının ne anlama geldiğini bilemiyor..
Oysa.. Çok sayıda Yunanlı Türkiye’deki gelişmelere bakıp, “Bizim neden bir Erdoğan’ımız yok” diyormuş.
Üstelik, bu bilginin kaynağı Hürriyet Gazetesi, iyi mi?!
1980’li yıllarda da bu soruyu hem Rusya’da hem Yunanistan’da Özal için de işitmiştik.
“- Neden bizim bir Özal’ımız yok..”
Şimdi bir başka soruya geliyorum:
Yunanlıların bir Özal’ı olmadı. Bir Erdoğan’ları da yok.
Peki Türk solunun niye bir Özal’ı, bir Erdoğan’ı olmadı?
Doğru ya.. “Cesur lider!” kolay yetişmiyor..
Ben hem kurumlarda, hem devletlerde “liderliğin” önemine inanan bir insanım.
O nedenle Başbakan Erdoğan’ın, yüzde 58’den alacağı güvenle, kucaklayıcı bir liderliğe yürüyeceğine inanıyorum..
Şimdi hal böyleyken.. Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Tansel Çölaşan’ın,
“- Anayasa Referandumunda %42’lik Hayır oyları dışında olan, %58’lik Evet oylarını kullananlar gaflet, dalalet ve ihanet içindedir” sözlerini nasıl yorumlayacağız!?
Yetmedi mi insanları ayrıştırdığımız?!
Bitmedi mi öfkemiz, kinimiz?!
Bana sorarsanız, tek kelimeyle saçmalık!
Tansel Çölaşan haddini aşmıştır..
Yüzde 58’e hakaret etmek, demokrasiyle bağdaşır mı?
‘Atatürkçülüğün’ hangi tanımında, referanduma ‘evet’ diyen bir topluma ‘ihanet’ yatar?
Tansel Çölaşan’a yakıştıramadım..
Dün, konuyla ilgili İskenderun Belediye Meclis Üyesi İbrahim Yaran’ın yazılı açıklamasını okudum.. Tepkisini ‘hakaret’e dayalı değil, medenice ortaya koydu.
Çok hoşuma gitti.. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk Milleti’ne tavsiyesini ADD Başkanı Çölaşan’a hatırlatması çok anlamlıydı.. Şöyle ki:
“- Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse bunu söyleyenlere güleceksin.”
Evet, Tansel Çölaşan belki ADD başkanı olabilir, ama Atatürk’ü anladığını pek sanmıyorum!
Özetle.. Bilmeyenler, anlamayanlar ve ‘takıntılı’ olanlar için..
Yine, yeni, yeniden yazıyorum:
– Yüzde 58’iyle de, yüzde 42’siyle de tek yumruğuz. Biz biriz, beraberiz..
Ne Tansel’in ne de bir başkasının insanları ‘ayırıştırmaya’ gücü yetmez..
Bunu böyle bilsinler!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 2 =