Gazeteci Akın Bodur ’un yazdığı ‘Dört İdam Bir Tanık’ kitabında, 12 Eylül döneminde 4 mahkûmun idamında yaşananlar, infazlarda gözlemci sıfatıyla hazır bulunan Mustafa B.’nin anlatımlarıyla tam 30 yıl sonra gün ışığına çıkıyor.

Gazeteci Akın Bodur’un yazdığı ‘Dört İdam Bir Tanık’ kitabında, 12 Eylül döneminde 4 mahkûmun idamında yaşananlar, infazlarda gözlemci sıfatıyla hazır bulunan Mustafa B.’nin anlatımlarıyla tam 30 yıl sonra gün ışığına çıkıyor.
Doğan Kitap tarafından piyasaya çıkacak olan kitapta Adana’da idam sehpasına çıkarılan üçü sol biri sağ görüşlü 4 mahkûmdan Serdar Soyergin, Mustafa Özenç, Ali Aktaş ve Ahmet Kerse’nin hücrelerinden alınıp infaza götürülüşleri, ailelerine yazdıkları son mektuplar, son arzuları, arkadaşlarının anlatımları ve infaz tutanakları yer alıyor. Bodur; “İsmini açıklamamı istemeyen Mustafa B. o dönem Adana ve Gaziantep’te gerçekleşen 5 idamın dördünün gözlemcisi olarak tarihe tanıklık ediyor” diyor.
Ölmeden Önce Susuz Rakı İçti
Kitapta 26 Ekim 1980’de Adana eski cezaevinde infaz edilen Serdar Soyergin’in son isteğinin ailesine yazdığı mektup olduğu belirtiliyor. Gözlemci Mustafa B, Soyergin’in idamını şöyle anlatıyor:
“İşlemleri tamamlanıp infaza götürülürken, gözlemcilerden Feyzullah E. düşüp bayıldı. Belki korkudan, belki üzüntüden, nedenini bilmiyorum. Bunun üzerine infazda ben görev aldım. Tanık olduğum ilk infazdı. Hiçbir gözlemci oraya gitmek istemezdi. Hepimiz mecburen gittik. Soyergin’in son istekleri arasında rakı içmek de vardı. Ve rakıyı susuz olarak içti. Rakı isteği tutanaklara geçmedi.”
Doğum Gününde Asıldı
Kitapta İskenderun Lisesi son sınıf öğrencisi Ali Aktaş’ın da, 27 yaşını doldurduğu gün Adana Cezaevi’nin askeri kamyonlarla çevrilerek kapalı hale getirildiği açık garajında idam edildiği belirtiliyor. Aktaş’ın idam öncesi son kez kaleme alacağı mektubu yazma zamanını uzattığı savunulan tutanaklarda, Ali Aktaş’a ‘mektubunu kısa yazması’nın belirtildiği kaydediliyor.
İnfazı 20 Ağustos 1981’de Adana Cezaevi’nde gerçekleştirilen Adana Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü 3. sınıf öğrencisi Mustafa Özenç’in, infaz heyetine “Yaşamasını bildiğim gibi, ölmesini de bilirim” dediği ve diğer hücrelerdeki mahkûmlara “Elveda arkadaşlar” diye seslendiği kaydediliyor.
Özenç’in hayattaki son 95 dakikası ise infaz tutanağında şöyle geçiyor: “Babasına mektup yazarken sigara istedi. Sigara verilerek, çay arzusunun olup olmadığı sorulunca ‘Çayın içerisine başka bir şey konmayacaksa içerim’ dedi. ‘Yalnız benim içmem olmaz ha, hep beraber içelim’ dedi. Arzusu yerine getirildi. Çay içerken sohbet edildi. Mektubu sona erince infaz yerine getirildi. ‘Can artık hazır… Yaşam hakkı kadar ölmek de doğaldır. Kimse benim celladım olsun istemem. Ben kendi sandalyemi deviririm’ dedi.”
Din Görevlisi İstedi…
Ülkücü Ahmet Kerse’nin ölüm kararı da 30 Ocak 1983’te infaz edildi. İnfaz, Gaziantep Cezaevi’nde gerçekleştirildi. Kitapta isteği üzerine getirilen din görevlisiyle görüşen ve 25 yaşında idam edilen ODTÜ’nün Gaziantep Eğitim Enstitüsü 1. sınıf öğrencisi olan Kerse’nin “Dini vecibelerimi yerine getirmek istiyorum. Ancak uykudan yeni kalktığım için, abdestim yoktur. Abdest aldıktan sonra bu işe başlamak istiyorum” dediği, Kerse’nin dini vecibesini “Allah, devlete ve millete zeval vermesin” sözüyle tamamladığı anlatılıyor.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here