Değerler mi, çıkarlar mı..?

Arkadaş; nedir encümenle derdiniz!?

Yeter artık! Bıktım, usandım..
Son yıllarda, İskenderun Belediyesi’ndeki iddiaları çok konuştuk.
Öyle ki, iddialarla ilgili netice almak gazeteciliğin kuralıdır..
Yalnız, bu sistemde menkıbemiz şudur..
Haberle ilgili ‘bir kaç telefon görüşmesi’ yapmak..
Bize gerçekten zarf mı atılıyor, yoksa kullanılıyor muyuz!?
Bence, birileri bu aralar her iki durumdan faydalanmak istiyor..
Önceki gün aynı ‘zarf’ bana da ulaştı..
775 sayılı Gecekondu Kanunu’na tabi bir yerden, zilyetlik yolu ile bir gecekondunun satın alındığı ve tapu devri için müracaat eden Ayhan Ceylan isimli şahsın, emlakçı Rıfkı Kaynar arasındaki telefon görüşmesini içeriyordu..Arkadaş; nedir encümenle derdiniz!?
Mazallah adamlar ‘pazarlık’ yapıyor.. Yaparken de, ‘encümen üyeleri’ adına konuşmalar yapılıyor, zan altında bırakılıyor, rüşvet adı altında talep edilen para miktarı belirleniyor.. Atış poligonu gibi, sallamak serbest anlayacağınız..
Bu kadar kolay..
Bu kadar seviyesiz..
Bir o kadar da düşüncesiz..
Zarfta bir not:
“- Basına sunulmak üzere..”
Vakit geçirmeden ‘teyid’ açısından gazeteci Erdal Yılmaz’a sordum:
“- Encümen üyeleriyle ilişkili ‘rüşvet’ iddiasında haberin oldu mu?”
Cevap:
“- Evet!”
‘- Haberi kullanacak mısın?’ diye soruyorum.. Yanıt:
“- Evet!”
Ama benim bildiğim, tanıdığım Erdal Yılmaz haberi biraz olsun araştırır diye düşündüm, yapmadı.. Zarftaki bilgileri olduğu gibi yayınladı..
Olmadı Erdal Yılmaz.. Oysa ben aynı gün haberi kullanmadım, beklettim..
Encümen üyeleri Kemal Sonay, Ali Çıtanak ve Erdinç Çelebi ile görüştüm.. Ayrıca, bu süreçte belediye başkanlığı makamına ‘vekalet’en baktığı bir zaman diliminde adı geçtiği için İbrahim Akçalı’yı da aradım..
Son olarak da, belediye başkanı Dr. Yusuf Civelek’e sordum..
Ortak yanıt şuydu:
“- Kişilerin kendi aralarındaki pazarlık hususunda, encümeni mevzu bahis etmeleri çirkindir, aslı ve astarı yoktur. Konuyu yargıya taşıyıp, adı geçen şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunacağız, ayrıca hayali telefon kayıtlarını inceleteceğiz.. İskenderun Belediyesi üzerinde oynanan oyunları bozacağız. O karanlık çevreler şunu iyi bilsin ki, o eller bir gün kırılacak.”

GERÇEK SES, “BEN KEMAL SONAY!” DEYİNCE..
RIFKI KAYNAR: “BEN SİZİ TANIMIYORUM Kİ?”

Evet, o ses kaydını ben de dinledim..
Duraksamadan Encümen Üyesi Kemal Sonay’ı aradım..
Oysa Erdal Yılmaz da tanır Sonay’ı, Ali Çıtanak’ı ya da Erdinç Çelebi’yi..
Arayıp, cevap hakkı tanıyabilir, bir de onların düşüncelerini paylaşabilirdi.. Yadırgadım doğrusu..
Neyse.. Kemal Sonay bir süre sonra TV.ye geldi, iddiaları anlattım.
Rıfkı K. isimli emlakçının, “Ayhan bey, üç encümen üyesi şu an yanımda, her şeyi konuştum..” sözlerini hatırlattım..
Kemal Sonay şaşkın bir vaziyetteydi, toparlanıp ekledi:
“- Rıfkı Kaynar’ı tanımıyorum, hayatım boyunca karşılaşmadım, hiçbir görüşmemiz ve bağlantımız da olmadı, birileri ortalığı karıştırmaya kalkıyorsa, bu işin peşini bırakmayacağımı bilsinler..”
O vakit Kaynar Emlak’ı aradım. Karşıdaki kişiden Rıfkı Kaynar’ın cebini istedim..
Güney Medya’dan aradığımı, notumun iletilmesini istedim, (48 saat geçti, Rıfkı Kaynar’dan henüz ses çıkmadı..)
Ama Kemal Sonay öfkeliydi.. Hemen numarayı tuşlayarak, – telefonun hoparlörü açık- bir şekilde sakince Rıfkı Kaynar’a sordu:
“- Beni tanıyor musun?”
Yanıt: “- Kimsiniz?”
Kemal Sonay ekledi:
“- Haklarında iddialarda bulunduğunuz encümen üyelerinden Kemal Sonay!”
(………….)
Kısa bir sessizlik.. Kem/küm sesleri..
Rıfkı Kaynar ses vermeye başlıyor:
“- Ben sizi tanımıyorum ki..!”
Kemal Sonay ısrarla soruyor:
“- Telefon kaydınız var. Orada tanıdığınızı söylüyorsunuz, ‘yanımdalar’ diyorsunuz. Encümen üyelerini nasıl olur da itham ediyorsunuz, bizim adımıza nasıl konuşursunuz. Bu yaptığınız ahlak dışı bir olay, sizi dava edeceğim. Hiç mi vicdanınız yok, insanları karalamak bu kadar kolay mı? Artık mahkemede görüşürüz..”
Rıfkı Kaynar, öyle bir telefon kaydının bulunmadığını iddia eder ve ekler:
“- Uydurmadır, inanmayın!”
(…………)
Kemal Sonay bu ara, ‘sizinle görüşmek isterim’ deyince, Rıfkı Kaynar’dan olumlu yanıt gelir..
Yalnız Kemal Sonay devamını getirir:
“- Güney TV’de bekliyorum” der..
Rıfkı Kaynar tedirgin bir şekilde, “- Niye TV’ye geliyorum ki? Benim TV’lik bir durumum yok” der, telefon konuşması sona erer..
Bu kadar basit işte, görüyorsunuz..
Karşılıklı iki insanın ‘çirkin pazarlık’ uydurmacalarında, 3. veya 4. şahıslar gelişigüzel karalanıyor, üstelik olup bitenlerden haberleri bile yok.. Ama bazı karanlık çevreler ‘bu kişisel veriler’den rahatsız olmayıp, hayali bir ürünü alıp basına yollamaktan imtina etmiyor..
Ve bir basın kuruluşu da, sorgusuz/sualsiz bu ‘aldatmaca’yı yayınlamayı görev sayıyor.. Oysa bir telefon görüşmesi yetti..
Rıfkı Kaynar isimli şahsın, ‘ben encümen üyelerini tanımıyorum ki, uydurmacadır..’ sözü bile olayın karanlık boyutunu anlatmaya yetti..
Şaşırdım doğrusu.. Böyle bir fişlenme olur mu?
Ramazan ayındayız yahu.. Böyle bir yaklaşımın hiç mi vicdani boyutu olmaz?
Nasıl bir kentte yaşıyoruz?
Yasal olmayan bir durum karşısında komisyondan ‘RED’ kararı çıkıyor diye bir dosya için her canı sıkılan kişi, encümene mi sallayacak?
İskenderun Belediyesi’ni günah keçisi mi ilan edecek?
Oysa rüşveti ayan beyan ortaya koyan, utanmadan fiyat biçen o insanların hiç mi günahı yok?..
Birisi çıkmış 12.500 lira diyor.. Diğeri ise utanmadan 5.000’de ‘fit’ olalım diyor..
Besbelli ortada ‘komisyon pazarlığı’ dönüyor..
Hani bunlara bir/iki çift laf!
Soruyorum Erdal Yılmaz!
Niçin gazetende bir/iki söz de onlar için yazmadın?
Ağızların payını vermedin?

HODRİ MEYDAN!
Bitmedi.. Sonra Ali Çıtanak ile görüştüm, üzgündü..
“- Bizim üzerimizden pazarlık yapan insanları yargıya şikayet ediyoruz. Bu oyunları bozulunca bakalım o karanlık çevreler ne yapacak? Bizim rüşvetle, karanlık çevrelerle, yasal olmayan durumlarla işimiz olmaz.. Buyursunlar, hodri meydan!” derken, bir telefon kadar yakındı..

ENCÜMEN YANLIŞA PRİM VERMEZ!
İbrahim Akçalı ise, “Yazıklar olsun.. Bu insanların maskesi yakında düşer.. Encümen üyeleri aklı başında arkadaşlarımız, doğru insanlardır.. Yanlışa prim vermezler.. Hiçbiri paraya bakmaz.. Üstelik ‘RED’ edilmiş bir dosya, neyi tartışıyorlar ki?” sözlerini önemsemeyecek miyiz?

DOĞRUYUZ, DÜRÜSTÜZ!
Sonra.. Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’le görüştüm..
O da çok üzgündü..
“- Biz çalışıyoruz ama karanlık bazı çevreler sadece konuşuyor, hizmetimizi engellemeye ve çamur atmaya çalışıyorlar. Boşa kürek sallıyorlar. İstedikleri olmayacak. Kendileri mahkemelerde hesap verecek! Güneş balçıkla sıvanmaz.
Doğruyuz, dürüstüz.. Ben bu cümleyle büyüdüm. Bu cümleyle İskenderun’a bağlandım. Bunu hafızalarına kazıyacağız” sözleriyle encümene sahip çıktı..
Şimdi bu hakkaniyet duygusunu elinden alacak mıyız, Yusuf Civelek’in..
Olacak şey değil..
Karanlık çevrelerin yalan/beyanına imtiyaz var..
Ama söz konusu mağdurların yok, öyle mi?
O halde gazeteciler ne iş yapar?
Tamam eleştiriye eyvallah.. Ama, son günlerde belediye idaresini neredeyse, ‘Rüşvetin merkezi’ haline getirmek isteyen vicdansız bir kampanya sürdürülüyor.
İşte böyle bir günde, ayağa kalkmak ve bütün gücümle haykırmak istiyorum:
– Arkadaşlar; nedir encümenle derdiniz!?
Adamlar inkar etti işte, kem/küm edip, ufaktan yol aldılar..
Tırstılar.. Küçüldüler..
Besbelli.. Emlaktan pay kapabilmek için ‘ben belediyede herkesle görüşebiliyorum’ havası yaratmakla birileri ‘encümeni’ kullanıp, komisyon avcılığı yapmak istiyor..
Diyelim ki ses kaydı ‘montaj’ çıktı, o halde bırkalım da, son sözü savcılar ve yargıçlar söylesin.. Birilerinin parmağı halen o düğmede..
Nedir bu yok sayma; belediyeyi ‘yolgeçen hanı’ diye damgalama sevdası..
Yani “Su küçüğün, aşağılanma büyüğün”; öyle bir şey mi?
Olmaz arkadaşlar, olmaz.
İskenderun Belediyesi’ne..
Encümen üyelerine bu çamur tutmaz!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × one =