Günümüzde gitgide ağırlaşan hayat şartları, her geçen gün biraz daha artmakta, sanayicimizden memuruna ve esnafına kadar piyasadaki her kesim,bunu derinden hissetmektedir.Piyasada dönen nakit paranın, gün geçtikçe azalması tüketimi de azaltmaktadır. Her ne kadar 2012 yılında, ancak 2007 yılının rakamlarına ulaşılacağını ifade eden ekonomistler,bu ifadenin piyasada yaşanacak olan nakit sıkıntısının daha derinden hissedileceğinin bir işareti olarak ortaya çıkmaktadır. Piyasanın nakde çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde, nakit ihtiyacını karşılaması için pos cihazlarıyla satışını yaptığı emtiaların bedelini almak için, bankasına müracaat eden esnafımız, pos cihazında bulunan paralarını, komisyon ödeyerek hemen almaktadır. Zaten çok cüz-i bir karla satışını gerçekleştirdiği emtialarda, bankaya ödediği komisyonun yanı sıra, bankaların cebinden çıkmayan puan, bonus adı altındaki giderlerle birlikte almış oldukları aylık pos kullanma ücretlerinden geriye kalan para dahi, esnafımızın günlük masraflarını karşılayamamaktadır. Çok az sayıda esnafımız, belirli günü bekleyerek, komisyon ödemeden pos cihazındaki biriken paralarını almaktadır. Gözlemlediğim ve esnafı da en fazla tedirgin eden hususlar, aylık pos cihazını kullanma ücreti ile puan, bonus adı altındaki paralardır.
Piyasada ödeme aracı olarak yaygınlaşan kredi kartlarının tüccara, esnafa yüklediği maliyetin yüksekliği, piyasayı rahatsız etmektedir. Satışların % 95’ini kredi kartı ile yapan tüccarın,bankaların ileri sürdüğü bütün şartları, pos cihazlarını aldığı zaman, peşinen mecburiyetten kabul etmekte olup; bu şartlar; para puan, bonus gibi kendi cebinden çıkmayan müşteriye verilen ödül ki, bu oran, bankadan bankaya değişmekte ve ortalama, vadeli satışlarda % 1, peşin satışlarda % 2 civarındadır. Satıştan elde ettiği parayı bir gün sonra alması durumunda ayrıca, bankalara komisyon ödemektedir. Bu oran da yine bankadan bankaya değişmekte ve ortalama 1.6 ile 2.75 arasındadır.
Piyasanın bankalardan istekleri araştırıldığında ;
1) Müşteriye vermiş olduğu para puan, bonus adı altındaki paranın banka tarafından verilmesi veya tamamen kaldırılması,
2) Almış olduğu komisyonun yaşanan kriz ve buna bağlı hayat pahalılığı nedeniyle, en azından geçici olarak kriz sona erinceye kadar 0.70 – 1.00 seviyelerine çekilmesi,
3) Bekleme süresinin ise, hangi bankanın kredi kartı olursa olsun, bu müddetin 27 günü geçmemesi,( ki şu anda bankalar kendi kredi kartlarına 27 – 30 gün, diğer bankaların kredi kartlarına 40 – 50 gün, bekleme süresi uygulamaktadır.)
4) Satışların az olduğu bu dönemde, belirli bir satış kotasını doldurmayan işletmelerden, ayrıca alınan paranın alınmaması,
5) Kredi kartından elde ettiği çok miktardaki gelir, ki yetmiyormuş gibi ayrıca alınan aylık pos kulanım ücretinin alınmaması,
6) Komisyon nispetlerinde yapılan değişikliklerin, mutlaka pos cihazlarını kullanan işletmelere, tüccarlara konu ile ilgili bilgi verilmesi gibi hususlar ortaya çıkmaktadır.

Bu sorunlar, İTSO’nun Ağustos ayı’ndaki olağan toplantısında gündeme alınmış ve Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Halil Şahin, bu konuyu önce Türkiye Odalar Birliği’ne oradan da ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan’a taşımış bulunmaktadır. Konunun da Sayın Babacan tarafından takip edileceği ifade edilmiştir.
Ayrıca küresel krizin etkisiyle, işsizlik oranında yaşanan artış, aile bütçesindeki düşüş, yaşanan ağır hayat şartlarının yanı sıra kredi kartı borcunu ödeyemediği için, bankalar tarafından takibe alınan tüketici sayısında, son günlerde büyük bir artış kaydedilmiştir.
Geçen yıl Eylül Ayı’nda 1 milyon 490 bine yaklaşan kredi kartı borcu nedeniyle takibe alınan müşteri sayısı, bu yılın aynı döneminde ise 2 milyon 610 bine ulaşmış ve 1 yıllık dönemde kart borcu nedeniyle takibe alınan müşteri sayısında ise 1 milyon 120 bin artış görülmüştür. Kredi kartlarındaki toplam limit 70.2 milyar TL olurken, ödenmeyen toplam borç miktarı 12.5 milyar olarak gerçekleşmiştir. Hükümet, kart borcunun yapılandırılması için çıkardığı kanundan, çok az kişi yararlanmış ve bu borçlarını protokole bağlamıştır.
Bankaların tahsili gecikmiş alacaklar içinde kredi kartlarının payı % 19.45 olmuş ve bankaların kredi kartlarının yeniden yapılandırılması ile ilgili çıkarttığı mevzuatta bu barışma sürecini uzatmasına karşın, bankalarca beklenen sonuca varılamamıştır.
Bankacılık sektörünün 2009 yılının 2. çeyreğinde net dönem kârı, geçen yılın aynı dönemine göre % 33 oranında artarak 11 milyar TL’ye ulaşmıştır.Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine paralel olarak bankaların mevduata verdiği faizi düşürmesi,faiz maliyetlerini azaltırken,kredi faizlerine uyguladıkları oranın sınırlı kalması nedeniyle, faiz gelirleri % 106 oranında artmıştır. Dolayısıyla gerek tahvillerden ve gerekse kredi kartları ve pos cihazlarından elde etmiş oldukları kârlarla bilançolarında tahsili gecikmiş alacaklar olmasına rağmen, Türkiye’de en çok kâr eden sektörlerin başında Bankacılık Sektörü yer almıştır. Bu kadar kâr elde eden finans sektörünün en azından ekonominin düzelmesine kadar, yukarıda değindiğim Piyasanın Bankalardan İstekleri olan 6 maddelik olan hususların yerine getirmesi, hem kendi selametleri açısından hem de piyasa açısından önemli bir gereklilik arz etmektedir.
Ayrıca bankacılık sisteminde, tüketici açısından en önemli unsur, bankalardan işlem yapacak olanlara imzalattıkları küçük küçük yazılı sözleşmelerde, tüketicinin bu sözleşmeleri okumaması, ileride doğacak anlaşmazlıkların çözümü konusunda bir bilgi sahibi olmamasıdır.Sonuçta banka müşterileri bazı bilgileri bilmedikleri için mağdur duruma düşmektedir. Bunun çözümü için, Türkiye Bankalar Birliği Müşteri Şikayetleri Hâkem Heyetine müracaat eden tüketicilerden 2400 adet şikayetten sadece 239’u görüşmeye değer bulunmuş, bunun 161’i tüketici aleyhine 78’i ise tüketici lehine sonuçlandırılmıştır. Yapılan müracaatların küçük bir bölümünün görüşmeye kayda değer bulunmasındaki sıkıntı, belki Hakem Heyetinde tüketiciyi temsil edenlerin olmamasından kaynaklanmaktadır.
Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ve Tüketici Mahkemelerine yapılan müracaatlarda, tüketiciler, çoğunlukla haklı bulunmakta ancak, Türkiye Bankalar Birliği ( TBB ) bünyesindeki söz konusu heyetteki müracaatlar bunun çaprazında işlemektedir. Müşteri Şikâyetleri, Hakem Heyetinin Oluşumu, Çalışma Esas ve Usulleri Hakkındaki Tebliğe göre, 5 kişiden oluşan heyet üyeleri bankalarca gösterilen üyeler arasında seçilmektedir. Tüketici sorunlarına karar veren bu heyetin içinde, tüketici temsilcisinin mutlak bulunması gerekmektedir.
Sonuç olarak yaşanan bunca ihtilaller, Kıbrıs Harbi, Körfez Krizi, Devalüasyonlar, mali sektördeki bankaların batması, dünyayı yerinden sarsan son küresel kriz kadar, yaşamı etkilememiştir. Bu günlerde yaşam güçleşmiştir. Her sektörün, her işletmenin kendine göre sorunları büyümüş ve her kesin de yaşam standardı düşmüştür. Bu durum muvacehesinde nasıl ticari işletmeler, bütçelerini devreler itibariyle ayarlıyorlarsa, hane halkı da günün şartlarına uygun olarak bazı alışkanlıklarından, ileride yaşanması muhtemel bazı olumsuzlukları bertaraf etmek için bir şeyleri kısıp, gerek nakit ve gerekse kredi kartı ile olan ödemelerini iyi ayarlamaları gerekmektedir.
Hepinize sağlık ve huzur dolu günlerle bol kazanç dilerim.

FEVZİ SEVİNÇLİ

MECLİS ÜYESİ VE
HESAPLARI İNCEL. KURUL BAŞK.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here