İskenderun Ülkü Ocakları Başkanı Mor:

İskenderun Ülkü Ocakları Başkanı Mustafa Mor, son günlerde artan terör olaylarına ilişkin yaptığı açıklamasında, “Sayın Başbakan, birkaç gün önceki bir konuşmasında ‘Türkiye’nin ekseni kayıyor diyorlar. Türkiye’nin ekseninin kaydığı yok, aksine genişliyor” dedi.
Türkiye’nin ekseni genişliyor mu, kayıyor mu, daralıyor mu bilinmez ama; adına önce “Kürt açılımı”, sonra demokratik açılım denilen, tutmayınca da milli birlik ve kardeşlik projesi(!) şeklinde telaffuzuna başlanan ayrıştırma ve terörü cesaretlendirme girişiminin en büyük nimetlerinden birisi olarak terörün ekseni bayağı genişledi” ifadesinde bulundu.
Asıl dikkat çekenin Türkiye’nin değil de terörün ekseninin genişlediğinin göstergesi olan, son aylarda Batı illerinde ve şehir merkezlerinde gerçekleşen terör eylemleri olduğuna işaret eden İskenderun Ülkü Ocakları Başkanı Mor, açıklamasının devamında, “Son aylardaki terör saldırılarından bir kaçına göz atalım: Tokat Reşadiye saldırısı ve 6 şehit, Giresun’daki mayınlı saldırı, Samsun’da polis aracının taranması ve 2 şehit, Antalya’da maden ocağına saldırı ve hayatını kaybeden işçi, İskenderun’da roketli saldırı ve 7 şehit, İskenderun’da roketli saldırı yapılan noktaya dalga geçer misali bir gün sonra taciz ateşi, Hakkâri’de polis noktasına roketli saldırı, İstanbul’da ilçe Emniyet Müdürlüğü’ne taciz ateşi, İstanbul’da polis otobüsüne saldırı ve onlarca yaralı, Osmaniye’de asker lojmanına taciz ateşi ve 2 aylık evliyken can veren subay eşi, Tunceli-Erzincan yolunun kesilip yolda kimlik kontrolü yapılması, Hakkari-Van yolunun kesilip yolda kimlik kontrolü yapılması, Giresun’da asker noktasına yapılan taciz ateşi, Hakkari Şemdinli de askeri birliğimize saldırı 7 şehit, İstanbul Halkalı da bombalı saldırı 1’i sivil olmak üzere 5 şehit ve son olarak da Elazığ Karakoçan da 1’i sivil 3 şehit .
Sonuç olarak son üç ayda 100’e yakın şehit vermişiz. 1999 yılında 203 şehit verdiğimiz terör, 2000 yılından itibaren hızla güç kaybetmeye başlamış, bölücü faaliyetlerin sayısı gözle görülür oranda azalmıştı. 2000 yılında, terörün kanlı eylemlerinin sayısı 3 bin 219’den 45’e düşmüş, şehit olan güvenlik görevlisi sayısı ise bir yılda 22 olarak belirlenmişti. 2000 yılında, terör örgütünün Türkiye içindeki mevcudiyeti korunamaz hale gelmiş, terörist miktarı ise 4 bine kadar düşmüştü. Bu sayının ancak ve ancak yüzde 10’u Türkiye topraklarında barınabiliyordu. Gelelim 2001 yılına. 2001’de teröre verdiğimiz şehit sayısı sıfırdı. 2002’de ise sadece 6 askerimiz terör saldırılarında şehit düştü. Sıfır olan şehit sayısı AKP döneminde nasıl üç haneli sayıları buldu. 2003 yılında 21 şehit, 2004 yılında 73 şehit, 2005 yılında 92 şehit, 2006 yılında 121 şehit, 2007 yılında 118 şehit, 2008 yılında 150 şehit, 2009 yılında 135 şehit verdik. 2010 yılına gelindiğinde, iktidarın “demokratik açılım” söylemleri de meyvesini(!) vermeye başladı. Terör saldırıları bir anda artarken, eylemlerin yalnızca Güneydoğu bölgelerinde sınırlı kalmadığı, Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere, Batı’ya doğru bir kaymanın başladığı dikkat çekiyordu. Asıl üzücü olan ise; bu yanlışların hepsini görmesine rağmen birçok kimsenin, şahsi menfaatleri için ‘kral çıplak’ dememesi ve ‘takkenin düşüp kelin görünmüş’ olmasına rağmen, hala kele sırma saçlı muamelesi yapmasıdır. AKP iktidarının, sahte kahramanlıkları ve lafla dünyaya nizam verme safsatalarını bir kenara bırakıp en başta ülke içerisindeki sorunları kabullenip sonra da sorunları çözme zamanı geldi de geçti bile. Günümüzdeki durumu yüz otuz yıl önce görmüş ve özetlemiş sanki Ziya Paşa:
‘Onlar ki, laf ile verirler dünyaya nizam; bin türlü teseyyüp (düzensizlik) bulunur hanelerinde” şeklinde görüş ortaya koydu.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here