İTSO üyesi ve Özel İkem Koleji kurucusu Levent Yılmaz, özel öğretim kurumlarının temel sorunları ve çözüm önerileri üzerine açıklamalarda bulundu. Yeni eğitim yılı için kayıtların başladığı şu günlerde özel öğretim kurumlarının hala krizden çıkış yolu aramakta olduğuna işaret eden Yılmaz, “Enflasyon oranında fiyat arttırarak mevcut öğrenci sayısını korumaya çalışarak dertlerine çare olur umuduyla Milli eğitim, çalışma ve Maliye Bakanları’yla görüşmeler yapmaktadır. Özel öğretim kurumlarının beklentisi açıktır; otomotiv, beyaz eşya ve internet sektöründe Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV), konut, mobilya, bilgi teknolojileri ve makine gibi sektörlerde ise Katma Değer Vergisi’nin (KDV) indirimini yapan devletin özel öğretime de destek vermesidir. 2001’deki ekonomik kriz, özel öğretim kurumlarında yüzde 16 küçülmeye sebep olmuştur. Eğer önlem alınmazsa, dünyayı saran şimdiki kriz özel öğretim kurumlarında daha büyük sıkıntılara sebep olacak. Bu küçülme sektörde binlerce işsiz çıkaracağı gibi devlet kurumlarına çok sayıda öğrenci dönüşüyle hem devletin öğretmen istihdamını arttırmasına hem de derslik açığının artmasına sebep olacaktır. Yüzde 2’ler seviyesindeki özel okullaşma oranıyla dünyanın en devletçi ülkelerinden bile geri kalan Türkiye’deki özel öğretim kurumları devletten destek beklemektedir. Kriz, özel okul ve dershaneleri zor durumda bırakmanın ötesinde birçoğunu kapanma noktasına getirdi. Sektör temsilcileri, 400 dershanenin kapanma başvurusu yaptığını, bu rakamın sene sonuna kadar artacağını konuşuyor. Okulların ise bu noktada daha hassas olduğu vurgulanıyor” diye konuştu.
Verimliliğe dayalı bir stratejinin özel öğretim kurumlarını ekonomik bakımdan rahatlatacağına işaret eden Özel İkem Koleji kurucusu Levent Yılmaz, “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği 25-25 Nisan 2009 da özel öğretim kurumlarının sıkıntılarını dile getiren bir rapor hazırladı. Özel öğretim sektörü ekonomik krizlere karşı duyarlı bir sektördür. Bu duyarlılıktan, sektörde istihdam edilmiş 100 bini aşkın personel doğrudan etkilenmektedir. Sektörün verdiği hizmetlerin kamuda alternatifleri olduğu da dikkate alındığında bu duyarlılık daha da artabilir niteliktedir.” denilen raporda krizin etkilerinin azaltılması için çeşitli çözüm önerileri dile getiriliyor. Özel öğretim kurumlar sadece kar peşinde koşan, zengin çocukların okuduğu kurumlar değildir. Öğrencilerimizin çoğunluğunu eğitimin değerini bilen orta gelirli ailelerin çocukları oluşturmaktadır. Bu ailelere devlet destek olması gerekirken, bu konuda yeterli çaba ne yazık ki harcanmamaktadır. Devlet özel öğretim kurumlarını kendi okullarından daha çok fazla denetlemektedir. Bu anlamda özel öğretim kurumları da kamu hizmeti yapan kurumlardır. Ama nedense özel öğretim kurumlarının bu işlevi çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Kalkınmada öncelikli yörelerdeki kurumlar, açılışından itibaren beş yıl süreyle vergi ödememekte, süreye bağlı olmaksızın SSK işveren hissesinin yüzde 80’i ve gelir vergisinin yüzde 80’lik kısmı devlet tarafından karşılanmaktadır. Kalkınmada öncelikli yörelerdeki gelir vergisi desteği ülke genelinde tüm özel öğretim kurumlarını kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmalıdır. SSK matrahlarının kurumca ödenen kısmı resmi öğretmenlerde olduğu gibi devlet tarafından karşılanmalıdır. Özel öğretim kurumlarında alınan KDV oranları yüzde 1’e düşürülmelidir. Devlet üniversitelerinin veya bazı vakıf üniversitelerinin açtıkları özel okullar ile kamu yararına çalışan vakıf ve derneklerin açtığı özel okullar, diğer özel okullara karşı haksız rekabet ortamı oluşturmaktadır. Bazı vakıf üniversitelerine tanınan gelir vergisi muafiyeti tüm özel öğretim kurumlarını kapsayacak hale getirilmelidir. Resmi okullarda çalışan öğretmenlerin özel dershane dışındaki kurumlarda çalışmasının önü açılmalıdır” diyerek, özel öğretim kurumlarının desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here