Dün, hareketli bir gündü.. Hatay Esnaf Odaları Birliği Başkanı A.Kadir Teksöz, beraberinde onlarca oda başkanıyla birlikte İskenderun’a geldi..

Nedeni şu.. Başkanlar Kurulu topantısına İskenderun ev sahipliği yaptı..

Baştan söyleyim..

İskenderun Kuyumcular ve Saatçılar Odası Başkanı Uğur Fırat’ın hakkını teslim etmek lazım.. O yoğun trafik içinde konuklarla öylesine yakın ve ilgiliydi ki, tek kelimeyle muhteşemdi.. İskenderun’a yakışan bir misafirperverlikti..

Uğur Bey’i kutluyorum..

Örneğin, İskenderun Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Erol Akın’ın sıcak sohbeti, mütevaziliği, girişkenliği çok hoş bir tebessüm bıraktı yüreğimizde..

Mesela, Lokantacılar Başkanı Hidayet Şahinoğlu toplantı boyunca hep ayakta, bir eksiklik yaşanmasın hal-i ruhiyetindeydi..

Diğer oda başkanlarımız da öyle.. Müthiş bir enerji sarfettiler..

Şimdi bunları niye yazıyorum?

İskenderun, daha düne kadar ‘Antakya’ ile birbirini kıskanan haylaz çocuklar gibiydi..

Şimdi ise, birbirine sımsıkı bağlı iki kardeş gibi..

Hiç unutmam.. Daha birkaç yıl önce, Antakya’da Rektörü ziyaret ettiler diye oda başkanlarınden hesap sormak isteyen çevreleri hatırlarım ben..

Çok şükür geride kaldı bu tarz katı düşünçeler..

Aslında.. İskenderun Belediye Meclis Salonu’nda, oda başkanlarıyla birebir görüşen onlara yakın ilgi gösteren Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek çok güzel bir tespit yaptı:

“- Bugün artık, Antakya-İskenderun çekişmesi yok.. Biz birbirimizi seviyoruz.. Biz her iki güzel şehirde güzel şeyler olsun istiyoruz.. Hatay’ın ilçelerini veya beldelerini birbirinden ayırmak bize yakışmaz. Lütfen, omuz omuza verdiğimiz bu dayanışma duygumuz hep devam etsin..”

Aynen öyle.. Başkan Civelek’e yakışan ifadeler..

Sesimiz oldu bir nevi..

O toplantıda ben de vardım..

Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek, Hatay Esnaf Odaları Birliği Başkanı A.Kadir Teksöz, İskenderun Kuyumcular ve Saatçılar Odası Başkanı Uğur Fırat hep birlikte objektifin karşısına geçtiler..

Mutluydular..

Ay ve yıldız gibi birbirlerine bağlıydılar..

Kenetlendiler yine.. Bu kez ayrılmaksızın..

Toplantıda yaşanan bu güzel tablonun sürmesini diliyorum..

Görüntü, demokratik bir yapıya çok yakışıyordu..

Şimdi durum böyleyken.. Gönül ister ki, İskenderun’da kavgayı, gürültüyü keselim..

Oda başkanlarının başlattığı bu dayanışma halini, yüreklerimize nakşedelim..

Biliyoruz ki, halen İskenderun’da güzel şeyler olmasını istemeyen çevreler var..

Bu durumu içlerine sindirebiliyorlar.

Görüntü açık seçik bu.

Bu durumu, bu fuluğ yansımayı beraberce kırıp atmalıyız..

Söz konusu olan İskenderun’un saygınlığıdır, bu güzel kente hayat verenlerin onurudur.

Demokrasiye inanan herkes, İskenderun üzerine titremeli.

Aklıma gelmişken..

İskenderun’da yaşananlar bir gerçeği daha ortaya koyuyor.

İskenderun’un geleceği için atılan her güzel adım destek görüyor..

Birbirimize güveniyoruz artık..

Aramızda kansızlar..

Aramızda basiretsizler..

Ahmaklar, densizler veya ikiyüzlü insanlar olsa bile farketmez..

Bir elin parmakları kadar ya varlar ya yoklar..

Güya tehlike çanlarını titretiyorlar üzerimizde..

Korkutmaya, sindirmeye çalışıyorlar..

Tırsacağımızı sanıyorlar.. Oysa, bilmiyorlar ki..

Gelecekte kendileri, aileleri, çocukları da o tehlike içinde yaşayacaklar.

Halbu ki, doğru birdir.. Görmek ve cesur davranmak gerek..

Yarın sorgusuz sualsiz ‘Kente zarar verenlerin’ teşhir edileceğinden kimse kuşku duymamalı. Çok şükür.. Aklı başında, kimseye bir bağı olmayan tarafsız çevreler gerçekleri söyleyip duruyorlar.

Ama bu uyarılara birileri garip bir inatla kulaklarını tıkıyor.

Şu unutulmamalı..

Geçmişte yaşanan haksızlıkların yarattığı kinle, İskenderun’da söz sahibi olmaya kalkmak felaketten başka bir şey getirmez..

YALNIZ DEĞİLİM!

Bundan birkaç gün önce, dershane sistemini eleştiren ‘Çocuklarımız aptallaşıyor’ başlıklı makalemden ötürü beni HEPAR İlçe Başkanı Melih Erozan aramıştı.. Genel merkezin ‘dershane’ sistemiyle ilgili bir çalışma başlattığını, bunu da kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı. Sevindim.. Mutlu oldum..

Aslında dershane sistemiyle ilgili, Haber 31’in imtiyaz sahibi İbrahim Erdamar’ın da sayısız eleştirel yazıları vardı.. Epeyce bir tepki toplamıştı.. Hakkını teslim edelim..

Dün de HEPAR’ın ‘Siyasal ve Toplumsal İlkelerimiz’ başlıklı kitapçığını okuyunca, Genel Başkan Osman Pamukoğlu’nun da katkısını gördüm.. Aktarıyorum:

“- Özel derhaneler her yıl öğrenci velilerinden 4-5 milyar dolar para kazanmaktadır. Aileler bu parayı binbir güçlükle karşılayabilmekte veya çocuklarını buraya gönderememe acısı yaşamaktadırlar. Devlet okullarında eğitim seviyesi arttırılacak, dershaneler özel okullara dönüştürülmek üzere kapatılacaktır, Bunun için sahiplerine yeterli kredi verilecek ve çalışan öğretmenler de mağdur edilmeyecektir.”

Bu kadar basit..

Çocuklarımızın geleceğini kurtarmak adına böylesine önemli bir çalışma modelinin destek göreceğine inanıyorum.. Kaldı ki, HEPAR Başkanı Melih Erozan bir ayrıntıya daha vurgu yaptı ve, “-Dershane sistemi ile ilgili programımızda yer alan konuların iktidar tarafından örnek alınması sevindiricidir” dedi..

Netice almak budur işte.. Dershane sisteminin tekrardan gözden geçirilecek olmasına ben de seviniyorum.. Yeter ki, çocuklarımız üzülmesin!

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here