Milletvekilleri’nin, hükümetlere yönelik soru önergelerini bilmeyenimiz yoktur.. Sorular kimi zaman, kabine üyeleri açısından can sıkıcı olabiliyor.. Sorunun nereden geleceğini kestirmek güç olsa gerek. İktidarın sunduğu cevap paketi de çoğu zaman muhalefeti memnun etmez.
Gelin görün ki, bu soru önergeleri vasıtasıyla, çoğu kez bölgemizdeki yatırımları, gelişmeleri söz konusu ilgili bürokratlar bazında takip etme imkanı buluruz.
Soru önergeleri o yüzden kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından önem teşkil eder..
Bugün benzer bir soru trafiğini, Arsuz Uluçınar Sağlık Ocağı hakkında dile getiriyor olmamın bir sakıncası yoktur umarım..
Gelelim konumuza..
Sağlık Ocağı’ndan bir takım kokular yükseliyor. Bu durum bana telefonla bildirildi.
Dahası, o yöre insanlarıyla birkaç görüşmem oldu..
İsterseniz, iddiaları sorular bazında ele alalım:
Soru 1: Uluçınar Sağlık Ocağı doktoru Bülent K’nın, aynı çatı altındaki sağlık personelleri üzerinde bir baskı kurduğu iddiası doğru mudur?
Soru 2: Yine o sağlık ocağı doktorlarından Esma B.’nin, başhekimle anlaşamayıp, Arsuz 112’de göreve başladığı doğru mudur?
Soru 3: Uluçınar Sağlık Ocağı Sağlık Memuru Soner E.’nin, Dr. Bülent K. nezdinde konum ve pozisyonu nedir?
Soru 4: Dr. Bülent K.’nın, söylediği ileri sürülen ‘Beni buradan kimse gönderemez’ sözüne güvence gösterdiği siyaseten ağır abileri var mı?
Soru 5: Yine doktorun görev yaptığı süre boyunca enjeksiyon parası, pansuman veya serum takma parası adı altında ‘rant’ döngüsü oluşturduğu iddiası ne denli doğrudur?
Soru 6: Parasal şikayetler üzerine, o yöre halkı ile hemşirelerin tepki göstermesinin hakikat payı var mıdır?
Soru 7: Tepkiler üzerine Dr. Bülent K.’ya yönelik iddiaların ön araştırması için ‘Muhakkik’ görevlendirildiği ve bu sebeple şikayet konusu doktorun Azganlık’a geçici göreve tayin edilmesinin gerçeklik payı nedir?
Soru 8: Dr. Bülent K.’nın, olup bitenler karşısında rapor istediği, görevlendirilmesine rağmen Azganlık’a gitmediği doğru mudur?
Soru 9: Bunun üzerine önce Dr. Sadık Ö, sonra  Dr. Cennet E., Uluçınar Sağlık Ocağı’nda geçici görevlendirmelerde bulunmuşlar mıdır?
Soru 10: Geçici görevlendirmeler ışığında, poşet poşet yazıldığı iddia edilen reçetelerin normal seviyeye düştüğü belirlenmiş midir?
Sorular şimdilik bu kadar..
Yukarıda belirttiğim gibi, tüm bu gelişmeler iddia zemini üzerine dayalı..
Konuyu fazla uzatıp, sündürmeyeceğim..
Elbetteki, yetkililer olaya vãkıftırlar.. Doğru olan neyse, o hususun ortaya çıkacağından hiç şüphem yok..
Yazmamdaki gayede budur.. Sağlık, yabana atılacak bir mevzu değildir..
Amacım elbetteki görev adamlarını incitmek, yaralamak veya rencide etmek değil!
Doğru birdir!
Ve ben sadece o doğrunun ortaya çıkmasını istiyorum!
SIKILDIK ARTIK!
Bu ayrımcılıkla nereye varacağımızı merak ediyorum.. İnternet sitelerine bir haber yansıdı.. Konusu şu:
“ İller İdaresi Genel Müdürlüğü, yılbaşından bu yana yürürlüğe koyduğu bir uygulamayla, Antakya’nın ismini tarihe kaldırdı.”
Neymiş efendim..
Uygulamayla birlikte, Antakya ve köylerinde doğan çocukların nüfus cüzdanlarının doğum yerleri ‘Hatay’ olarak gösterilmeye başlanmış..
Eeee..
Yani Antakyalı tepkiliymiş.. Şöyle diyorlarmış:
“7 bin yıllık tarihimiz var.”
İyi de, İskenderun’un da tarihi var, Kırıkhan’ın da, Reyhanlı’nın da..
Ayıp olmuyor mu artık?
Antakya, merkez ilçe olmaktan çıktıysa şayet, çıkın paşalar gibi koyun postanızı..
İçel gibi varlığınızdan feragat edin..
Mersin ve Tarsus gibi ayrışın o zaman..
Bu mudur istediğiniz? Yeter artık yahu..
Size ne doğum yerlerimizden..
Sonra diyorlar ki, “bu memlekette kutuplaşma yok?”
Bunun adı ne peki?

Milletvekilleri’nin, hükümetlere yönelik soru önergelerini bilmeyenimiz yoktur.. Sorular kimi zaman, kabine üyeleri açısından can sıkıcı olabiliyor.. Sorunun nereden geleceğini kestirmek güç olsa gerek. İktidarın sunduğu cevap paketi de çoğu zaman muhalefeti memnun etmez.Gelin görün ki, bu soru önergeleri vasıtasıyla, çoğu kez bölgemizdeki yatırımları, gelişmeleri söz konusu ilgili bürokratlar bazında takip etme imkanı buluruz.Soru önergeleri o yüzden kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından önem teşkil eder..Bugün benzer bir soru trafiğini, Arsuz Uluçınar Sağlık Ocağı hakkında dile getiriyor olmamın bir sakıncası yoktur umarım..Gelelim konumuza..Sağlık Ocağı’ndan bir takım kokular yükseliyor. Bu durum bana telefonla bildirildi. Dahası, o yöre insanlarıyla birkaç görüşmem oldu..İsterseniz, iddiaları sorular bazında ele alalım:Soru 1: Uluçınar Sağlık Ocağı doktoru Bülent K’nın, aynı çatı altındaki sağlık personelleri üzerinde bir baskı kurduğu iddiası doğru mudur?Soru 2: Yine o sağlık ocağı doktorlarından Esma B.’nin, başhekimle anlaşamayıp, Arsuz 112’de göreve başladığı doğru mudur?Soru 3: Uluçınar Sağlık Ocağı Sağlık Memuru Soner E.’nin, Dr. Bülent K. nezdinde konum ve pozisyonu nedir?Soru 4: Dr. Bülent K.’nın, söylediği ileri sürülen ‘Beni buradan kimse gönderemez’ sözüne güvence gösterdiği siyaseten ağır abileri var mı?Soru 5: Yine doktorun görev yaptığı süre boyunca enjeksiyon parası, pansuman veya serum takma parası adı altında ‘rant’ döngüsü oluşturduğu iddiası ne denli doğrudur?Soru 6: Parasal şikayetler üzerine, o yöre halkı ile hemşirelerin tepki göstermesinin hakikat payı var mıdır?Soru 7: Tepkiler üzerine Dr. Bülent K.’ya yönelik iddiaların ön araştırması için ‘Muhakkik’ görevlendirildiği ve bu sebeple şikayet konusu doktorun Azganlık’a geçici göreve tayin edilmesinin gerçeklik payı nedir?Soru 8: Dr. Bülent K.’nın, olup bitenler karşısında rapor istediği, görevlendirilmesine rağmen Azganlık’a gitmediği doğru mudur?Soru 9: Bunun üzerine önce Dr. Sadık Ö, sonra  Dr. Cennet E., Uluçınar Sağlık Ocağı’nda geçici görevlendirmelerde bulunmuşlar mıdır?Soru 10: Geçici görevlendirmeler ışığında, poşet poşet yazıldığı iddia edilen reçetelerin normal seviyeye düştüğü belirlenmiş midir?Sorular şimdilik bu kadar.. Yukarıda belirttiğim gibi, tüm bu gelişmeler iddia zemini üzerine dayalı.. Konuyu fazla uzatıp, sündürmeyeceğim.. Elbetteki, yetkililer olaya vãkıftırlar.. Doğru olan neyse, o hususun ortaya çıkacağından hiç şüphem yok..Yazmamdaki gayede budur.. Sağlık, yabana atılacak bir mevzu değildir..Amacım elbetteki görev adamlarını incitmek, yaralamak veya rencide etmek değil!Doğru birdir!Ve ben sadece o doğrunun ortaya çıkmasını istiyorum!SIKILDIK ARTIK!Bu ayrımcılıkla nereye varacağımızı merak ediyorum.. İnternet sitelerine bir haber yansıdı.. Konusu şu:“ İller İdaresi Genel Müdürlüğü, yılbaşından bu yana yürürlüğe koyduğu bir uygulamayla, Antakya’nın ismini tarihe kaldırdı.”Neymiş efendim..Uygulamayla birlikte, Antakya ve köylerinde doğan çocukların nüfus cüzdanlarının doğum yerleri ‘Hatay’ olarak gösterilmeye başlanmış..Eeee..Yani Antakyalı tepkiliymiş.. Şöyle diyorlarmış:“7 bin yıllık tarihimiz var.”İyi de, İskenderun’un da tarihi var, Kırıkhan’ın da, Reyhanlı’nın da..Ayıp olmuyor mu artık?Antakya, merkez ilçe olmaktan çıktıysa şayet, çıkın paşalar gibi koyun postanızı..İçel gibi varlığınızdan feragat edin.. Mersin ve Tarsus gibi ayrışın o zaman.. Bu mudur istediğiniz? Yeter artık yahu.. Size ne doğum yerlerimizden..Sonra diyorlar ki, “bu memlekette kutuplaşma yok?”Bunun adı ne peki?

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here