SANAL ÇİFTÇİLER ÇOĞALIYOR!

Gerçek şu ki, internet vazgeçilmez ‘iletişim’ aracı oldu..
Bir de üzerine bir tutam, ‘sanal’ oyun eklediniz mi, 7’den 70’e herkesi bağlıyor..
İyi yanlarına diyeceğim yok.. Yalnız bir yandan da üzülüyorum..
İnternet kafeler dolup taşıyor..
Çocuklarımızı ‘sanal’ alemde hapsediyoruz!
Gerçek yaşamda yapmamız gereken herşeyi, internet ortamına taşıyoruz..
Yapay..
Banal..
Yorgunluk..
Yozlaşma..
Ne derseniz deyin.. İnsanlık birbirinden uzaklaşıyor..
Hastalık bu!
Koptuk, ayrıştık yakınlarımızdan..
Dahası..
Üzerimize çöken, ‘beton yığınları’ arasında bunalıyoruz..
Yeşil alanların tahribatı karşısında tükeniyoruz..
İskenderun’da, topraktan yeni hasat edilmiş bir ürünü, soframıza taşımakta zorlanıyoruz..
Bir Karaağaç, bir de Modern Evler’de birkaç toprak parçası kaldı, tarumar etmediğimiz..
Güya Anadolu çocuğuyuz..
Toprağı severiz..
Ayağımız toprağa değecek..
Bırakın tarlayı, toprağı.. Pazarda satılan yeşilliğin adını bilmeyen bir nesil yetişiyor, iyi mi?!
Oysa kaçımız gübre kokusunu anımsıyoruz..
Yatıyoruz, kalkıyoruz, çevremizi kemiriyoruz..
Domatesin hormonlusunu, GDO’sunu ayıklayana kadar, aklımızı yitiriyoruz..
Ne yaptıysak, başardık!
Sonunda sanal çiftçilerimizi doğurduk..
Ekiyoruz, biçiyoruz, satıyoruz..
Kokusuz, tadsız.. Biçimsiz..
Farmville’den sözediyorum..
Facebook’da herkes tarafından oynanan online bir Facebook oyunudur..
Büyük ilgi görüyor..
İskenderun’da neredeyse herkes bu oyunun bir parçası..
Çiftçi yani..
Üstelik birbirimize; koyun, inek, meyve ağacı bile hediye ediyoruz, fena mı?!
Türkiye’de tam tamına 45 milyon oyuncusu bulunuyor.
Sayı çoğalıyor, merak büyüyor..
Oysa, TÜİK verilerine göre, tarım yüzde 5.6 daraldı, tüketim yüzde 3.8 arttı..
Sanıldığının tersine, Türkiye’nin toprak kaynakları oldukça kısıtlı..
Üşenmedim, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA)’ya ait web sitesini inceledim.. (Bu da internetin faydaları)
Tam bir fiyasko..
Ekranda, Türkiye\’nin 2008 tarım ürünleri ihracat ve ithalatı var. 1980 yılından bu yana tarım ürünleri ihracatı yüzde 58 artmış, tarım ürünleri ithalatı ise yüzde 5322 artış olarak gerçekleşmiş. Bu nedenle başlık \’Tarım\’da utanç rakamı 5322!\’ olarak atılmış..
Dahası var..
t  1980 öncesinde ihracatımızın yarıdan fazlası tarım ürünü iken, 1980 sonrasında tarımın payı gerileyerek bugün yüzde 11 seviyesine düşmüş..
t  Diğer taraftan da tarım ürünleri ithalatı hızla artmış. Türkiye 2004 yılına kadar net ihracatçı iken, 2000 yılından sonra tarım ürünleri ticareti açık vermeye başlamış, yani net ithalatçı olmuşuz.
Ancak birçok üründe birinci sırada olan Türkiye, dünya tarım üretiminde çok düşük bir paya sahip. Türkiye dünya sebze üretiminde dördüncü sırada yer almakta ama dünya üretimindeki payı sadece yüzde 2.7 olmuş. Çin\’in dünya sebze üretimindeki payı ise tek başına yüzde 49..
Üzgünüm ama.. Rakamlar böyleyken, Farmville bir özenti olarak çıktı karşımıza..
Belki eski özlemlere bir dalış yapıyoruzdur.. Belki de, hayallerden bir gelecek tasarlıyoruzdur..
Bilemiyorum.. Fakat, bizler Farmville’de rekora koşarken, uygulanan yanlış tarım politikaları ile geldiğimiz yol, ithalat yapma noktasıdır.
Tamam.. Sanal alemde dolaşalım, gezelim ama ‘gerçekleri’de görelim..
Bakalım, yetkililer tarımda istenilen düzeyi yakalamak için nasıl bir formül üretecek?

Farkında olmak!

İnsan, kendisinin, hayatın, olayların, gidişatın farkında olmalı.
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen.
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda, bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken \”Dünya benim\” dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların \”Her şeyi bırakıp gidiyorum işte\” dercesine apaçık kaldığın fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Azrailin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli olduğunu, fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni,dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi, köpek beslediği halde, çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını, 60-70 yıl sonra sigara yüzünden Azrail’e soba borusu gibi teslim etmenin emanete hıyanet sayılacağını fark etmeli.
63 yıldır hiç karnı doymayan bir Peygamber’in ümmeti olarak beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli.
Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti, yarın meçhuldür
O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür!

PAYLAŞ

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here