‘Polis’ olmak nasıl bir duygudur?
Kadın ya da erkek polis olmak, mesleğin dayanılmaz ağırlığını değiştirir mi?
Ya Türkiye’de polis olmak nasıl bir duygudur? Tıpkı benim, hukukun üstünlüğünün tartışıldığı Türkiye’mde hukukçu olmamın aşırı duyarlılığıyla yaşadığım gelgitler gibi, polisler de kendi iç dünyalarında gelgitler yaşıyorlar mıdır? Nereden seçtik bu mesleği diyorlar mıdır?
Polislerin, “Şu terör belası sona erse, bombalar patlamasa, silahlar artık sussa, kimse sokaklara dökülmese ve biz de çocuklarımızla bir pazar günü doyasıya gezebilsek” diye iç geçirmedikleri bir gün var mıdır acaba?
Kendilerine taşla, silahla karşılık veren insanlara güç kullandığında, sosyal haklarını aramak için sokaklara dökülen insanlara copla karşılık verdiğinde, sokağa atılan yavruları gördüğünde polisin yüreği sızlamıyor mu zannediyorsunuz?
Polisin yüreğinin sızlamadığını, gözyaşının hiç akmadığını mı sanırsınız?
Yanılıyorsunuz! Onların da sızlayan yürekleri, kanayan yaraları ve içlerine akan gözyaşları vardır. Onların da duyguları, görmeye doyamadıkları aileleri, öpmeye doyamadıkları çocukları ve sevdikleri var. Çünkü onlar da bizler gibi birer insan!
Hiçbir şeyin yolunda gitmediği, trenlerin raydan çıktığı, temel insan haklarının henüz yerli yerine oturtulamadığı, en ufak bir olayda bile kusuru olsun olmasın faturanın polise çıkartıldığı, yasa koyucuların kararsız kalıp ha bire kanunları, yönetmelikleri değiştirdikleri bir ortamda polis olmak zor iş olsa gerek!
Polis; kar-kış dinlemeden, gece-gündüz, tatil demeden toplumun güvenliğini sağlamak için kendi canını tehlikeye atarak çalışmaktadır. Toplumsal olaylarda genellikle polisin zor kullandığı, yetkisini aşıp aşmadığı tartışılırken, aynı zamanda saldırılara da maruz kaldığı genellikle göz ardı edilir. Son zamanlarda Güneydoğu’da yaşanan olaylarda polise saldıran kişilerin arasında maalesef çocuklar da yer almıştır. Yaşanan birçok olayda terör örgütleri polise karşı çocukları kullanmaya başlamıştır. Polisimiz, oyun çağındaki çocukların büyüklerin oyununa geldiğini bilerek, çocukların zarar görmemesi için soğukkanlı davranıp elinden gelen hassasiyeti göstermiş ve çocuklara sevgiyle yaklaşmıştır. Elbette birkaç polisin bazı olaylarda yetkilerini aştıkları da olmuştur. Hatta suç işleyen, suç örgütlerinin suçlarına iştirak eden polisler de olmuştur. Suçları önlemekle ve suçluyu adalete teslim etmekle görevli olan polisin suç işlemesi elbette affedilebilir bir şey değildir. Ancak birkaç kötü örneğin, polis teşkilatının saygınlığına gölge düşürmesi mümkün değildir. Yetkisini aşan ya da suç işleyen polisler hakkında gerekli yasal işlemlerin yapıldığı inancındayız.
Ülkemizde zor şartlar altında özveri ile görev yapan polislerimizin çok büyük sorunlarının olduğu ve bu sorunların çözümü için ciddi adımlar atılmadığı bir gerçektir. Polislerin sadece parasal sorunları olduğu düşünülmemelidir. Maaşlarının yetersizliği, sorunlarının sadece bir parçasıdır. Ama yine de polisler bir an önce maaşlarına zam yapılmasını bekliyor. Zira, başbakanımız söz vermiş!
Şunu kabul etmek gerekir ki polisler; diğer devlet memurlarına göre çok daha fazla mesai yapmakta ve daha ağır şartlarda çalışmaktadırlar. Ülkemizde polisler, sadece polislik mesleğini icra etselerdi belki daha az yorulurlardı. Ancak bizim polisimiz çoğu zaman, normal görevinin yanında, sağlık görevlisinin, postacının, itfaiyecinin hatta taksi şoförünün  yapması gereken işi de yapmaktadır. Nasıl mı?
Trafik kazası olur, yaralılara çoğu zaman ilk müdahaleyi yapan polistir. Çünkü İstanbul gibi trafik sorunu olan büyük şehirlerde bir ambulansın kaza mahalline gelmesi bazen saatler alabiliyor. Böyle bir durumda yaralılara ilk müdahaleyi yapmak çoğu zaman polise düşüyor. Alkollü veya yardıma ihtiyacı olan sürücüleri evine bırakmak taksi şoförlerinin değil, polislerin görevi olur. Polis, itfaiye ile birlikte yangın söndürür, postacının yapması gereken sanıkların, tanıkların davetiye ile adliyeye çağrılmaları görevini, mahkemelerdeki ödenek yokluğu nedeniyle bizzat kendisi yerine getirir.
Polislerin özlük hakları konusunda da sıkıntıları vardır. Polisler de diğer kamu görevlileri gibi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında kamu görevi yapan memurlardır ama,  polislerin çalışma şartları, bu kanun kapsamındaki diğer kamu görevlileriyle kıyaslanamayacak derecede farklıdır. Diğer kamu görevlileri mesai saatleri içerisinde günde en fazla 8 saat görev yaparken, polislerin çalışma saatleri çoğunlukla bu sürenin iki katıdır ve polisler en az çalıştıkları günde bile 12 saat görev yapmaktadırlar. Bu da kadro yetersizliğinin doğurduğu bir sonuçtur.
Diğer kamu görevlileri hafta sonu, dini ve resmi bayramlar ile yılbaşı gibi özel günlerde istirahat ederken, polisler bu günlerde; halkın güvenliğini sağlamak için daha fazla çalışırlar. Böyle olunca, sosyal faaliyetleri ve aile ilişkileri sürekli sekteye uğrar.
Polislerin fazla çalışmaları karşılığında maaşlarının içerisinde aldıkları fazla çalışma ücreti, çalıştığı süreyle kıyaslanamayacak derecede azdır. Diğer kamu görevlileri (özellikle de askeri personel) emekli olduklarında aldıkları maaşlarda bir düşüş olmazken, uygulanan yanlış ücret politikaları nedeniyle polislerin maaşları emekli olduklarında yarıya kadar düşmektedir.
Polislerimizin bunların yanı sıra birçok sorunları daha vardır. Ağır şartlar altında çalışmaları ve ekonomik açıdan tatmin edilememelerine bir de özel sorunları eklenince polislerimizin bunalmaması mümkün mü? Ülkemizde intihar oranının en yüksek olduğu meslek grubu maalesef ‘polis’likmiş!. Toplumun sorunlarıyla boğuşmakla kalmayıp kendi sorunlarıyla da boğuşan polislerimiz, çözemedikleri sorunlarının altında ezilip kalıyorlar. Psikolojik bunalımı atlatamayan bazı polisler ise çareyi hayatlarına son vermekte buluyor. Son zamanlarda cinnet geçirip ailesine zarar veren, eşini çocuğunu öldürüp, sonra intihar eden polislerin sayısı gittikte artıyor. Yetkililerin bu duruma bir an önce el atmaları ve sorunun kaynağını saptayıp çözüm yolları ne ise tek tek hayata geçirmeleri gerekmektedir. Tüm polislerimize,  ekonomik desteğin yanı sıra acilen psikolojik destek de verilmelidir. Çok iyi bilinmeli ki; polis bunalırsa, herkes bunalıma girer. Polislerimizi bunaltmayalım!
Polis Teşkilatımızın polis haftasını kutlar, zor görevlerinde başarılar dilerim.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here