Başarılı insanları ‘takdir etmemek’ gibi yaygın bir hastalık vardır toplumumuzda. Ne acıdır ki, bu hastalık git gide yayılmakta ve çaresi de bulunamamaktadır. Nedense toplum olarak başarıyı kıskanmayı çok seviyoruz. Başarılı insanları, yaptıkları işleri daha iyi yapmaları için onure etmek yerine, onları kıskanmakta, her türlü oyun ve ithamla yollarını kesmekte üzerimize yoktur.
Hani, toplumumuzda başarılı insanların mutlaka hor görülmeye çalışıldığını, dosttan çok düşmana sahip olduklarını ifade eden bir atasözümüz vardır:
“Meyve veren ağaç taşlanır!” diye.
Gerçekten de öyledir. Ağacınız meyve vermeye görsün, taşın ‘nereden’ geleceğini bilemezsiniz.
Küçük beyinler insanlarla, orta beyinler olaylarla, büyük beyinlerse sistemlerle uğraşırmış.
Küçük beyin taşıyan, kapasitesi düşük olan insanlar için;
Düşünmek zordur, boş konuşmak kolaydır.
Çalışmak zordur, oturduğu yerden ahkam kesmek kolaydır.
Üretmek zordur, tüketmek kolaydır.
Yönetmek zordur, yönetilmek kolaydır.
Başarmak zordur, çamur atmak çok kolaydır.
Başarıyı kıskanmak yerine, çoğalması için neden alkışlamaz ki bu insanlar?
Oysa sevinçler paylaşıldıkça çoğalır, acılar ise paylaşıldıkça azalır!
Nedir insanlar arasındaki birbirini çekememe halleri, nedir bu iyileşmeyen kıskançlık hastalığı?
İnsanlar birbirini kıskanmadan yaşayamaz mı hiç? Başkasının başarısını kaldıramaz mı yani?
Bazı insanlar için bu soruya maalesef ‘hayır’ cevabı vermek zorundayım. Çünkü bana göre ‘kıskançlık’ bir hastalıktır ve bu hastalığa yakalanan insanlar, tatminsiz oldukları için herkesi, her şeyi kıskanırlar. Bu hastaların en tehlikeli yanı ise, insanların başarısına gölge düşürmek için ‘paranoyalar’ üretip, her an saldırıya geçebilecek bir durumda olmalarıdır. Onlara göre her başarının altında bir yolsuzluk vardır, hiçbir başarı alın teriyle olmamıştır. Böyle hazımsız insanların karakterinde; dürüstlük, insana saygı, çalışma azmi, sorumluluk bilinci ve alın terine saygı gibi erdemler olmadığı için bu şekilde düşünmeleri gayet doğal!
İnsan psikolojisinde “Tatmin edilmemiş duygular, davranış bozukluğu yaratır” diye bir saptama vardır. Sevmenin ne demek olduğunu bilmeyen, insanlara hatta kendine bile saygısı olmayan, emeğin değerini anlamayan, paranın kölesi olan, çalışmadan oturduğu yerde atıp tutarak, birilerine asılsız ithamlarda bulunarak kendine menfaat elde etmeye çalışan insanların, birçok duyguları tatmin edilmediği için davranışlarında bozulmalar olması kaçınılmazdır. Bu davranış bozukluğu, şiddet göstermek şeklinde olabileceği gibi, sözlü hakaret ve iftira şeklinde de olabilir.
‘Çamur at izi kalsın’ mantığıyla başkasının başarısına gölge düşürmek için çaba sarfeden insanlar, attıkları çamurun, gün gelip içine düştükleri ‘bataklık’ olacağını hiç akıllarından çıkarmasınlar!

KISKANMAYALIM, ALKIŞLAYALIM
Babasından devraldığı Tosyalı Ticaret’i, 5 şirketi ve 2000’e yakın çalışanı olan Tosyalı Holding haline getirdi.
Aralıksız süren yatırımlarına, 2006 yılında Türkiye’de bir ilke imza atarak yerli sermayeyle ilk granül fabrikasını ülkemize kazandırmakla devam etti.
Ülkemizin doğalgaz ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayacak olan doğalgaz tesisini devralarak işletmeye başladı.
İzmir Aliağa’da ve İstanbul Dilovası’nda Çelik Servis Merkezi’ni kurdu.
Osmaniye Organize Sanayi Bölgesi’nde ülke ekonomisine yön verecek  dev bir fabrikanın inşaatını başlattı.
Tosyalı Holding’in iş hayatındaki başarısını, sağlık ve eğitim alanlarındaki yatırımlarıyla bütünleştirerek İskenderun’na bir sağlık ocağı kazandırdı.
Ardından Türkiye’de bir ilçede tek olma özelliği taşıyan Tosçelik Fen Lisesi’ni yaptırarak devlete bağışladı.
Bir meslek lisesi yaptıracağı sözünü verdi.
2006 yılında kentimizde yaşanan sel felaketinde insanların yaralarını bir nebze de olsa sarmalarına yardımcı oldu.
Düğünyurdu Köyü’nü suya kavuşturmak için ne gerekiyorsa yaptı.
Bu göz kamaştıran başarısına elbette alkış tutanlar da oldu:
Dünya Gazetesi tarafından düzenlenen Ekonominin Şeref Kürsüsü’ne 2006 yılının değerlendirmesi sonucunda yılın işadamı olarak onu, yani  yukarıda saydığım hizmet ve yatırımların sahibi saygıdeğer ‘Fuat TOSYALI’yı layık gördüler.
2007 yılında ‘TBMM Üstün Hizmet Madalyası’na layık görülenlerin de arasındaydı.
Bu başarıya bir alkış da, Amerika’daki The Johns Hopkins University’den geldi. Özel konuk olarak davet edildiği üniversitede, öğrencilere ‘Türkiye Ekonomisi, Politikası ve Çelik Sektörü’ konulu özel bir sunum yaptı.
Bu başarı ayakta alkışlanmaz mı?
Tebrikler Saygıdeğer Fuat TOSYALI, elinize sağlık, yüreğinize sağlık!
Bazıları; bu başarınızı hazmedemeyip alkışlamasa da, meyve veren ağacınızı taşlasa da hiç önemli değil!
Çünkü “Güneş balçıkla sıvanmaz!”
Bu arada söylemeden edemeyeceğim:
“Kıskananlar çatlasın!”.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

one + 5 =