Türkiye, pek de teğet geçmeyen ekonomik krize rağmen, yerel seçim rüzgarına kapılmış gidiyor. İskenderun’da da seçim rüzgarı tüm hızıyla esiyor. Hatta burada esen rüzgar, ‘Yarıkkaya Rüzgarı’. Malum Yarıkkaya Rüzgarı sert eser, bazen de ortalığı yıkıp geçer. Seçim rüzgarının tatlı tatlı mı eseceği, yoksa ortalığı yıkıp mı geçeceği seçim sonrası belli olacak.
Ülke genelinde olduğu gibi İskenderun’daki belediye başkan adayları da çok heyecanlı. Herkese gülücükler dağıtıyorlar. Gülücüklerin yanında kimisi karanfil dağıtıyor, kimisi de kömür. Adayların renkli kişilikleri, seçim çalışmalarına da yansıyor, ortaya renkli görüntüler çıkıyor. Hangi adayı dinleseniz, 29 Mart seçimlerinde belediye başkanı olacağına kesin gözüyle bakıyor. Ancak 30 Mart sabahı seçimi kaybeden adaylar, bir rüyadan uyanmış gibi olacaklar. Onlara şimdiden tatlı rüyalar diliyorum.
Bu seçimde adayların vaatlerinden çok, seçim için belirledikleri sloganlar benim daha çok ilgimi çekti.  Üç dönem belediye başkanlığı koltuğunu kimseye kaptırmayan bir aday seçim sloganında; “Beni al, onu alma dercesine” “Maceraya gerek yok! Hizmete devam.” diyor. Öte yandan bir başka partinin adayı ise ona cevap verir gibi; “Sen üç dönemdir o koltukta oturdun, eskidin artık!” dercesine, “Değişim zamanı. Sevgili İskenderunlular! Hazır mısınız?” sloganıyla halkı değişim yapmaya çağırıyor. Bir başka partinin adayı da “İnsanlarımız değişim istiyorlar ve halk yeni arayışlar içerisinde” diyerek yine seçmenine değişimin şart olduğu mesajını veriyor.
Öte yandan hem kendisi hem de partisi çok iddialı olan bir aday ise; “Biz iktidardayız, güçlüyüz, yerel yönetimde de iktidar olacağız inşallah!” temennisiyle; “İşimiz hizmet, gücümüz millet! Durmak yok yola devam!” sloganıyla güçlü oldukları mesajını veriyor.
Adayların reklamı olan seçim sloganları, seçim çalışmalarında aslında çok önemli bir yere sahip. Bu sloganlarla verilen mesajlar, bir anlamda partilerin düşünce yapısını, adayların kişiliklerini yansıtırlar. Sloganların oy kullanımında seçmenler üzerinde çok etkili olmadığı  düşünülse de; tanıtım, motivasyon ve inandırıcılık açısından seçmenin kararı üzerinde az da olsa etkili olduğu kanaatindeyim.
Adayların sadece sözlerle değil, aynı zamanda vücut dilleriyle de seçmene doğru mesajlar vermeleri gerekiyor. Bununla da kalmayıp, kendinden emin ve güvenilir bir duruş sergileyerek, seçmenlerin gözünü doldurmaları adayların yapmaları gereken bir başka davranıştır. Adayların hizmet anlayışından çok yakışıklılığı ya da güzelliğiyle ilgilenen seçmenler için bu özelliğe sahip adayların şansı diğerlerine göre daha fazla olacaktır. Göz dolduran bir duruşun, güzel konuşma ve hitap şekliyle de tamamlanması gerekir. Siyasette hitabet yeteneğine sahip olmak önemli bir ayrıcalıktır. Birçok siyasetçi bu konuda özel dersler dahi almıştır. Topluma hitap etmek, öyle sanıldığı kadar kolay bir iş değildir çünkü. Ağzınızdan çıkacak yanlış bir söz, yanlış anlaşılmanıza neden olabileceği gibi, oturduğunuz koltuktan kaldırılmanıza da neden olabilir. Mesela eleştiriye açık olmayan adayların, öfkelenip, öfkelerine hakim olamamaları kendilerine ve partilerine çok zarar verir. Başbakanımızın  “Öfke de hitabet sanatıdır” dediğine bakmayın. “Öfke ile kalkan zararla oturur.” Siyaset olgunluğu ve eleştiriye tahammül etmeyi gerektirir.
Adayın hitabeti çok güzel olsa da; söylemleri halkın nabzına şerbet verir gibi değil, gerçekçi ve inandırıcı olmalı. Siyasetçilerin yapamayacakları hizmetleri vaat etmemeleri gerekir. Ancak, bugüne kadar yapılan seçimlerde kaç aday bunu gerçekten yapabilmiştir. Seçimi kazanmak uğruna ne yalan vaatlerde bulunulmuş, ancak birçoğu da yerine getirilmemiştir.
Bütün adaylar şehrin birçok sorununu bildiğini, bunlara çözüm getireceklerini söylüyorlar ama, çözüm dedikleri şeyin parayla eşdeğer olduğunu gözardı ediyorlar. Sorunların çözümünü ve hizmetleri hangi bütçeyle yapacaklarını eminim kendileri dahi bilmiyorlardır. Çünkü ülkemizde nerede bir sorun varsa orada ekonomik kaynak yok demektir. Yaşanan krizin adı da ekonomik değil mi zaten! Ekonominiz düzgün değilse, hizmetiniz de düzgün olmaz!
Teğet geçti denilen krizin gölgesinde kıyasıya bir seçim mücadelesi veriliyor. Bakalım hangi aday seçmenin gözünü, gönlünü dolduracak? İskenderun’un 30 Mart sabahını çok merak ediyorum. Biliyorum sizler de merak ediyorsunuz. Bakalım ne olacak?  Acaba kimin rüyası gerçek olacak?

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here