Geçtiğimiz cumartesi günü Tosyalı Holding tarafından Dünya Gazetesi yazarlarının katılımıyla gerçekleştirilen ‘Dünya Ekonomisi, Türkiye Ekonomisi ve Bölgemizin Ekonomik Kalkınması’ konulu konferansa katıldım. Konferansın açılış konuşmasını Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı yaptı. Ekonomik krizlerden kurtulamayan bir ülkede, tam da en ağır krizlerin yaşandığı bir dönemde, yaşanan krizi bir tehlike olarak görmeyip, bu süreci fırsata çevirmeyi başarmış,  yurt dışına yaptıkları ihracatlarla hem ülke ekonomisine katkı sağlayan hem de bir dünya markası haline gelen bir kurumun temsilcisi olarak örnek bir başarıya imza atmış olan Fuat Tosyalı’nın konuşması, ekonomi dersi verir gibiydi. Tosyalı konuşmasında; bölgemizdeki sanayi kuruluşlarının ülkemiz ekonomisine önemli oranda katkı sağladığını, Türkiye’nin demir ve çelik ihtiyacının %20’sinin İskenderun’daki sanayi kuruluşları tarafından sağlandığını söyleyip, krizlerin kendileri tarafından fırsat olarak algılandığına vurgu yaparak, yetkililere mesaj verircesine bölgemizde yatırım kapasitesinin yüksek olduğuna, yatırımcıların yatırım yapacak alanlar aradığına dikkat çekti. Krizleri fırsata çevirme başarısı göstermiş bir işadamı olan Fuat Tosyalı’nın, bölgemiz ekonomisine mercek tutan çarpıcı konuşmasının ardından ilk olarak, Dünya Gazetesi yazarı ve Eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel söz aldı. Erçel konuşmasında; dünya ekonomisi ile Türkiye ekonomisi arasındaki bağlantıyı çeşitli örneklerle açıklayıp, ekonomik krizlerin nasıl yönetilmesi gerektiği, kriz döneminde yatırımcılar ile işletmecilerin nasıl davranmaları gerektiği ve hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda çok faydalı bilgiler aktardı. Gazi Erçel’in sohbet havasında geçen konuşmasının ardından sözü Dr.Rüştü Bozkurt aldı. Rüştü Bozkurt da konuşması, daha çok ekonomik krizlerin etkilerinin nasıl azaltılması gerektiği ve krizlerin nasıl fırsata dönüştürülebileceği yönündeydi. Bozkurt akıcı konuşmasıyla, kriz döneminde yapılması gerekenler ve alınacak önlemler konusunda faydalı bilgilerin yanı sıra,  bir anlamda hayat dersi de verdi hepimize.
Rüştü Bozkurt konuşmasının sonunda; sorunun aslında bizde olduğunu, kasabalılık kültürden sıyrılamayışımızın gelişmemize engel olduğunu ve bir toplumda ‘insanların beklentilerinin yasaların üzerinde olduğu sürece’ o toplumun hiçbir zaman gelişemeyeceğini söyledi. Bozkurt, konuşmasının ana fikrini birkaç cümleyle özetleyerek, Karacaoğlan’ın “Cehennemde ateş yoktur. Gidenler kendi ateşini birlikte götürür” sözüyle krizlerin asıl sorumlusunun bizler olduğuna vurgu yaptı.
Tüm konuşmacılar tarafından yapılan konuşmalar gerçekten dinlenmeye değerdi. Konferansı dikkatle ve zevkle dinledim. Çok büyük haz aldım ve faydalı bilgiler edindim. Ancak bana göre yapılan konuşmalar arasında en çarpıcı olanı; Dr.Rüştü Bozkurt’un konuşmasının sonunda insanların beklentilerinin yasaların üzerinde olduğu sürece gelişmiş bir toplum olunamayacağına yaptığı vurguydu. Belki de hukukçu kimliğimin ve psikolojideki ‘algıda seçicilik’ prensibinin gereği, söylenen sözler arasında en çok aklımda kalan ve beni etkileyen ‘hukuka saygı’ya yapılan vurgu oldu.  Konuşmanın ana fikri bence buydu. Ülkemizde sürekli ekonomik krizlerin varlığından söz edilir. Ama aslında en çok, yasaların gereği gibi uygulanmamasının yarattığı krizleri yaşıyoruz..
Yasalarla getirilen kurallar ve yaptırımlar gereği gibi ve herkese eşit bir şekilde uygulansaydı, hukuka gerçekten saygılı olunsaydı; bu ülkede ne yolsuzluk kalırdı, ne rüşvetin sözü geçerdi, ne devletin malları ve hazinesi yağmalanırdı, ne gelirde ne de eğitimde adaletsizlik olurdu, ne ihalelere fesat karışabilirdi, ne müteahhitlerin çürük binalar yapıp milli servetin depremle yerle bir olmasına neden olunurdu, ne sağlık sektöründe insan hayatının hiçe sayılarak vurgun yapılmasına müsaade edilirdi, ne çeteler olurdu, ne parti kapatılırdı, ne laiklik elden gidecek korkusu yaşanırdı ne de bütün bunlar ekonomik krizlere neden olurdu!
Bizler; kasaba kültüründen bir an önce kurtulup, artık modern ve medeni kent yaşamına geçmeliyiz. Medeni yaşam; başkalarının haklarına saygı duymayı, dolayısıyla yasalara saygı duymayı zorunlu kılar. Çağdaş ve demokratik toplumlarda, kişisel çıkarlar asla yasaların önüne geçemez. Yasa koyucular ve yasaları uygulayanlar, kişisel çıkarlarını yasaların üstünde tutmaya çalıştıkları sürece  krizlerden kurtulmak mümkün olmaz. Bu nedenle hukuka saygılı olalım ve kriz yaratmayalım!
NOT: Öncelikle, böylesine zevkli ve yararlı bir konferansa katılmamızı sağlayan Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Fuat Tosyalı’ya gönülden teşekkür ediyorum. Verdikleri bilgilerle bizlere yol gösteren değerli konuşmacılar; Sn. Osman Arolat’a, Sn.Gazi Erçel’e ve Sn. Dr. Rüştü Bozkurt’a teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here