Flört,
Zina,
Parfüm,
Edepsizlik,
Günah
Bu kavramlar sizlere neyi çağrıştırıyor?
Bu kavramların herkese toplumun ahlak anlayışını, değer yargılarını, tabularını, din kurallarını çağrıştırdığı kesin.
Ancak bu kavramların neyi çağrıştırdığından çok; nerede, hangi anlamda kullanıldığı ve  kim tarafından nasıl yorumlandığı önemlidir. Sıradan bir vatandaşın kendi değer yargılarıyla bu kavramları anlamlandırıp yorumlaması, toplumda çok fazla ses getirip infial uyandırmaz ama, bu kavramları yorumlayan devletin anayasal bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı ise, o zaman durum çok farklı olur.
Birkaç gün önce Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde yer alan, “flört zinadır”, “bir kadının yabancı erkekle baş başa kalması tahrik edicidir”, “kadınlar erkekler olmadan yolculuk etmemeliler” ve “parfüm sürmek edep dışıdır” şeklinde toplumda şok etkisi yaratan açıklamaların yer aldığına ilişkin haberler okudum.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın toplumun ahlak değerlerini sarsacak nitelikteki bu açıklamaları, Anayasa’nın 136. maddesi ile 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 1. maddesinde düzenlenen; ‘Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek İslam Dini’nin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek’ şeklinde açıklanan amaç ve görevlerine uymamakta, çağın gerekleriyle de bağdaşmamaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığı, yaptığı bu açıklamalarla; din konusunda toplumu aydınlatmak yerine, herkesin içini karartmıştır. Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri YILMAZ’ın bile çağa uygun yorumlar yapılması gerektiğini söyleyerek tepkisine neden olan bu açıklamalar, herkesi “Acaba ben de günahkar mıyım?” diye bir an düşünmeye ve dini inançları ile ahlaki değerlerini sorgulamaya sevketmiştir.
Diyanet’in bu açıklamasına göre sanırım hepimiz potansiyel günahkarız. Allah hepimizi  affetsin!
‰Diyanet İşleri Başkanlığı’na göre, flört etmek zinaymış!
Lise 3. sınıfta Mantık dersinde öğrendiğimiz önerme konusu vardı ve bu konuya aklımızda kalsın diye çarpıcı bir örnek verilirdi:
Gerçek acıdır. Biber de acıdır. O halde gerçek biberdir!
Günümüzde ilköğretim çağlarından itibaren gençlerin flört etmeye başladıkları herkesçe bilinen ve toplumun birçok kesimi tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak bu, dinen kabul edilmeyen bir gerçek.
Mantık dersindeki önermeye göre:
Flört etmek zinadır, zina yapanlar günahkardır. O halde flört edenler günahkardır! Dinen cezası da recmedilmektir! Bilesiniz… (Arapça kökenli recm kelimesi taşlamak demektir.)

‰Diyanet İşleri Başkanlığı’na göre, bir kadının yabancı bir erkekle baş başa kalması tahrik ediciymiş!
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, buradaki ‘yabancı erkek’ kavramına bir açıklık getirmesi gerekirdi. Kimler yabancı erkek kavramı içine giriyor? Yabancı erkekler; aramızda kan bağı olan erkekler dışında kalanlar ise; o zaman yine hepimiz günahkarız demektir.
Zira, günümüzde artık erkeklerle kadınlar aynı ortamlarda çalışmakta olup, bunun gereği olarak aynı ortamları sık sık paylaşmak durumunda kalmaktadırlar. Bunun sonucu olarak, karşı cinsten olan, öğrenciyseniz sınıf arkadaşınızla, doktorsanız hastanızla, avukatsanız müvekkilinizle, özel bir sektörde çalışıyorsanız patronunuz ya da iş arkadaşlarınızla, memursanız mesai arkadaşınızla aynı ortamda yalnız kalırsanız bu tahrik edici bir durumdur.
Biliyorsunuz ateşle barut yan yana durmaz, patlar. Patlama olursa zina olur, zina da dinimizce günahtır.
Günümüzde iş hayatının bir gereği olarak erkekle baş başa kalan birçok kadın bulunmakta. Demek ki , bu kadınlar potansiyel günahkarlar!
Diyanet İşleri Başkanlığı’na göre, kadınların yalnız seyahat etmemeleri gerekirmiş!
Kadınlar, Peygamberimiz(S.A.S) döneminde 90 km.den fazla mesafeye yolculuk yapacakları zaman yanlarında bir erkek yakınının bulunmasının iyi olacağı söylenmiştir. Eskiden otobüsler, uçaklar olmadığı için develerle yolculuk yapıldığından uzun süren yolculuklar esnasında kadının daha güvenli yolculuk yapması için söylenen bu sözü, Diyanet İşleri Başkanlığı öyle bir yorumlamış ki; kadınların asla yalnız seyahat etmemeleri gerektiği gibi bir anlam çıkmış ortaya. Ne diyelim ki buna, günümüz yaşam koşullarına göre ‘fuzuli yorum’ demekten başka bir şey diyemiyorum.
Gelelim ‘parfüm’le ‘edep’ arasındaki ilişkiye. Parfüm sürmek edep dışıymış! Şimdi bu da nereden çıktı? diyeceksiniz. Ben çıkarmadım, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklaması bu.
Hadi flörtü anladık, kadınların yabancı erkekle baş başa kalmamaları, yalnız seyahat etmemeleri gerektiğini de anladık. Peki, parfümün, güzel kokunun dinen ne zararı var?
Eskiden teknoloji gelişmediği için parfüm yoktu, gülsuyu sürerlerdi. Şimdi parfümler çıktı, insanlar daha güzel kokmak ve çevrelerinde hoş bir hava yaratmak için parfüm kullanmaya  başladılar. Bu niye edepsizlik olsun ki?
Ama öküzün altında buzağı ararsanız, parfüm sıkmak pekala ‘edepsizlik’ olur.
Nasıl mı? Şöyle: Parfümün insanı kışkırtan, baştan çıkartan, insanı çekici kılan bir özelliği varsa, böyle bir parfümü kullanan kişinin karşı cinsi tahrik etmemesi mümkün mü? Karşı taraf da tahriklere kapılır da dayanamazsa sonuç ne olur? Tabii ki edepsizlik olur. Dolayısıyla zina olur, zina da günah olduğuna göre…
O halde parfüm kullananlar da potansiyel günahkardır
O günah, bu günah, şu edepli, bu edepsiz… Bırakın artık, çağımıza uymayan, medeni yaşamla bağdaşmayan bu düşünceleri.
İnsanlar çıktı aya, bizler hala yaya.
İnsanlar neredeyse Mars’ta yaşamaya başlayacaklar, ama bizler hala flört edenle, parfüm kullananlarla uğraşıyoruz.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na sormak istiyorum:
* Devletin kasasından hakkı olmayan parayı hortumlayan mı, yoksa parfüm sıkan mı edepsizdir?
* Beş vakit namaz kılıp, oruç tutup, kadın eli almayıp tefecilik yapan, kul hakkı yiyen mi, yoksa flört eden mi daha günahkardır?
* Eşine rağmen, imam nikahı kandırmacasıyla ikinci bir kadınla birlikte yaşayan mı, yoksa imam nikahının arkasına sığınmadan flört edenler mi zina yapmış sayılırlar?
Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bu sorularıma karşılık, umarım anayasada belirtildiği gibi; laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaçlayarak, aydınlatıcı ve çağımıza uygun cevaplar alırım…

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × 1 =