BU, İSVİÇRE’NİN İLK AYIBI DEĞİL!

Her fırsatta insan hakları konusunda nutuklar atan İsviçre, ‘minare yasağı’ için referanduma giderek aslında insanlık suçlarının en büyüğünü işledi.
Bu adımın durup dururken atılmadığı, diğer İslam karşıtı ülkelerce ortak hareket edilerek tasarlandığı ve pilot ülke olarak da İsviçre’nin seçildiği çok açık. Bu bir bakıma da dünyadaki Müslümanların nabzını ölçme taktiği.
Hep barbarlıkla suçlanan Müslümanlar, savunma hali içinde oldukça, İslam karşıtı ülkeler de her fırsatta bu ve bunun gibi alçakça hareketlerde bulunmak için cesaretleneceklerdir.
Yıllar önce, haber programı olan Deşifre’de izlemiştim. İsviçre’nin Schwerzenbach kasabasında oradaki Müslümanlarca yapılmış olan caminin bitişiğindeki binaya belediye ‘genelev’ için ruhsat vermiş ve son hızla hizmete açılmıştı.

İşin kötü tarafı da, orada yaşayan bir gurbetçimiz tarafından gizli kamerayla çekilen görüntüler dehşet vericiydi.
Genelevin içindeki duvarlar cami resimleriyle donatılmış, odalar ise camiye benzetilip her odanın tepesinde minareler dikilmişti.
Camide ibadet eden müslümanların genelevle aralarında sadece bir duvar olduğundan ibadet esnasında çıkan sesleri duymaları, orada yaşayan Türkler ve diğer Müslümanların bu durumu yetkili makamlara defalarca şikayette bulunulmuş fakat hiç cevap alamamışlar.
Böyle bir durumun hiçbir açıklaması olamaz.
Bu düpedüz İslam düşmanlığının belgesidir.
Açıkçası bu olayın İsviçre’de cereyan ettiğini unutmuştum. Elimden geldikçe takip ettiğim haber programı olan ‘Deşifre’nin bu haftaki konusu yine bu olay oldu, son yaşanan minare yasağına ilişkili olarak.
İsviçre’nin belki de bundan cesaret alarak, bütün İslam alemine ‘hakaret’ edercesine minare yasağı için referanduma gitmesi ve yasağın yürürlüğe girmesi düşündürücü değil mi?

Hani analar ağlamayacaktı!

Tokat’ta, maalesef ülkenin göbeğinde de askerlerimiz azılı terör örgütünün hain pususuna kurban gittiler.
Şehit olan 7 askerden Fatih Yonca’nın acılı annesi Gülsüm Yonca, \”Ağlamayacağım. Çünkü düşmanları sevindirmeyeceğim\” dedi.
Kaç ana, kaç baba bu cümleleri tereddütsüz söyledi evlatlarının ardından…
En az çocukları kadar yürekli ve vatanını seven insanlar bunlar.
Fakat onlar halâ ağlıyor.
Öte yandan bu acımasız, kalleş saldırıları yapan terör örgütünü korumaya, yaptıkları katliamlara ve bunları destekleyen siyasi partiye arka çıkmaya çalışan bazı kesimleri var bu ülkenin…
İnsan düşününce dehşete düşüyor… Gencecik fidanlarımız bir bir toprağa verilirken, o timsah gözyaşı dökenlerin vicdanları birazcık olsun azap çekiyor mu?
Bu açılım, terörü bitirmek için, \”analar ağlamasın\” diye başlatılmamış mıydı?
Analar ağlamaya devam edecekse, terör ülkenin göbeğinde bile artarak sürecekse, ne açılımı olacak bu?

Türk olmak..

Aslında çok şeydir Türk olmak.
Türk olmak; Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yasayan evladı gibi.
Türk olmak; Kosova’da,  Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da  bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak; Kıbrıs’ta, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığı soykırımla suçlanmaktır.
Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır!  Ataları birçok asır önce Viyana’yı kuşattığı için hoş görülmemektir. Tabi ki sadece kuşatıp Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığı için.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarım adada misafir muamelesi görmektir.
Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır. Aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır!
Arabaya koşulan ilk atın vatanında, yazının bulunduğu, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı, paranın icat edildiği, her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermayeye muhtaç kalmaktır Türk olmak.
Türk olmak; tarihten eski bu topraklarda bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafızayla yaşamaktır.
Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan Avrupa Birliği’ne girmeye çalışmaktır Türk olmak.
Türk olmak; Mostar’da köprüdür. Kekük’te kaledir. İstanbul’da Kız Kulesi’dir. Anadolu’da buğday, Çukurova’da pamuk, Ege’de tütün, Karadeniz’de fındık, Trakya’da ayçiçeğidir.
Türk olmak; Çanakkale’de ölmektir.
Ölmeden önce düşmanına su vermektir Türk olmak!
Türk olmak; en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile, her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak.
Türk olmak; Anadolu’da her çıkan başak için hamd etmek, her düşen yağmur damlası için şükretmek, her çıkan isyan için sabretmektir.
Türk olmak; medeniyetler mezarlığı Anadolu’da dik durabilmektir.

PAYLAŞ

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here