Ev istiyoruz, hak yiyoruz..
Arkadaş arıyoruz, kolayca adam satıyoruz..
Sosyal demokratız, sağcı geçiniyoruz..
Allahımızı seviyoruz, kuluna biat ediyoruz..
Rakı içip, muhafazakar takılıyoruz..
Paramız var, fazlasını istiyoruz..
İyi günde dost, kara günde sırt çeviriyoruz..
Doğamızı koruyoruz, arazimizi de üç kuruşa fazla satmanın gururunu yaşıyoruz..
İstihdam diyoruz, sırtımızı partiye dayanmadan iş bulamıyoruz..
İşsizlik azalsın diyenin cebine milyarlar sokuyoruz, parası olmayanı amale çalıştırıyoruz..
Eğitimle yatıyoruz, internetle kalkıyoruz..
Teşvik istiyoruz, sözü Antakyalılara bırakıyoruz..
‘Su’ diye tutuşuyoruz, paylaşamıyoruz..
Hizmete sahip çıkıyoruz, nedense birşeyler isterken kaçıyoruz..
Spor yapıyoruz, sigara içiyoruz..
Tıkabasa yiyiyoruz, eritmek için de para harcıyoruz..
Komşumuz kapıya dayandığında görmesin diye perdelerimizi çekiyoruz, laf misafirperverliğimizden açılmışken, kimselere toz kondurmuyoruz..
Mutfaktaki yemeğin artığını çöpe atıyoruz, açlıktan ölenlere de içimizi çekiyoruz..
Para kazanıyoruz, ama paylaşmayı bilmiyoruz..
Evde giymek için kararsız kaldığımız dünya dolusu eşya bulunduruyoruz, fakat birkaçını bile bağışlamayı istemiyoruz..
Şikayet ediyoruz, şikayet edenden de nefret ediyoruz..
Kınıyoruz, aynı yolda yürüdüğümüzü sandığımız insanlarla biraraya gelemiyoruz..
Eleştiriyoruz, yapıcı olamıyoruz..
Elin adamı yaparken ‘vay be, ne de güzel yapmış’ diyoruz, biz yapınca kıskanıyoruz..
Kadın işçilere itihdam kolaylığı vaadediyoruz, şurda-burdaki tecavüz haberleriyle kahroluyoruz..
Kadını yılda sadece bir kez hatırlıyoruz, geriye kalan 364 günde ıztırap veriyoruz.
Özürlüye sahip çıktığımızı sanıyoruz, suçluymuş gibi ortalık yerde bırakmaktan da geri kalmıyoruz..
Gerçekleri saklıyoruz, yalan dünyayı dizilerden öğreniyoruz..
Vergi veriyoruz, hakkımızı alamıyoruz..
Vergi gelirlerini artırıyoruz, başındaki ismi Kocaeli’ne tayin ediyoruz..
İş hacmimiz gelişiyor diye seviniyoruz, gümrük muhafazayı Mersin’e bağlıyoruz..
Sittin senedir İskenderun olarak en yoğun nüfusu taşıyoruz, ama son sayımda nasıl bir göç akışıdır ki bu, Antakya 30 bin takviyeyle, bizi yaklaşık 5 bin farkla geçebileceğine inanıyoruz..
Kaymakamımız aktif diye seviniyoruz, katkılarını görmezden geliyoruz..
Teşekkür etmeyi bilmiyoruz, ama her teşekkürün bize yönlendirilmesi için sağı solu arıyoruz..
İşadamımızı şehirden kovuyoruz, sonra da işsizlik diye dövünüyoruz..
Koşturanı azarlıyoruz, oturanı da takdir ediyoruz..
Boğazından haram geçmeyini domuz ilan ediyoruz, yolsuzluktan ar damarı çatlayanı da mükafatlandırıyoruz..
Asgari ücret maaşıyla katlar, yazlıklar alıyoruz, hesabını soranlara da ‘hain’ damgası vuruyoruz..
İhale alanlara ses çıkarmıyoruz, helal parayla geçinmeye çalışanlardan hesap soruyoruz..
Gün geliyor kadın haklarının en ateşli savunucularından oluyoruz, seçimler bittikten sonra hal-hatırlarını sormuyoruz..
Netice itibariyle..
Biz hep birşeyler istiyoruz, ama ne istediğimizi bilmiyoruz..

Ev istiyoruz, hak yiyoruz..Arkadaş arıyoruz, kolayca adam satıyoruz..Sosyal demokratız, sağcı geçiniyoruz..Allahımızı seviyoruz, kuluna biat ediyoruz..Rakı içip, muhafazakar takılıyoruz..Paramız var, fazlasını istiyoruz..İyi günde dost, kara günde sırt çeviriyoruz..Doğamızı koruyoruz, arazimizi de üç kuruşa fazla satmanın gururunu yaşıyoruz..İstihdam diyoruz, sırtımızı partiye dayanmadan iş bulamıyoruz..İşsizlik azalsın diyenin cebine milyarlar sokuyoruz, parası olmayanı amale çalıştırıyoruz..Eğitimle yatıyoruz, internetle kalkıyoruz..Teşvik istiyoruz, sözü Antakyalılara bırakıyoruz..‘Su’ diye tutuşuyoruz, paylaşamıyoruz..Hizmete sahip çıkıyoruz, nedense birşeyler isterken kaçıyoruz..Spor yapıyoruz, sigara içiyoruz..Tıkabasa yiyiyoruz, eritmek için de para harcıyoruz..Komşumuz kapıya dayandığında görmesin diye perdelerimizi çekiyoruz, laf misafirperverliğimizden açılmışken, kimselere toz kondurmuyoruz..Mutfaktaki yemeğin artığını çöpe atıyoruz, açlıktan ölenlere de içimizi çekiyoruz..Para kazanıyoruz, ama paylaşmayı bilmiyoruz..Evde giymek için kararsız kaldığımız dünya dolusu eşya bulunduruyoruz, fakat birkaçını bile bağışlamayı istemiyoruz..Şikayet ediyoruz, şikayet edenden de nefret ediyoruz..Kınıyoruz, aynı yolda yürüdüğümüzü sandığımız insanlarla biraraya gelemiyoruz..Eleştiriyoruz, yapıcı olamıyoruz..Elin adamı yaparken ‘vay be, ne de güzel yapmış’ diyoruz, biz yapınca kıskanıyoruz..Kadın işçilere itihdam kolaylığı vaadediyoruz, şurda-burdaki tecavüz haberleriyle kahroluyoruz..Kadını yılda sadece bir kez hatırlıyoruz, geriye kalan 364 günde ıztırap veriyoruz.Özürlüye sahip çıktığımızı sanıyoruz, suçluymuş gibi ortalık yerde bırakmaktan da geri kalmıyoruz..Gerçekleri saklıyoruz, yalan dünyayı dizilerden öğreniyoruz..Vergi veriyoruz, hakkımızı alamıyoruz..Vergi gelirlerini artırıyoruz, başındaki ismi Kocaeli’ne tayin ediyoruz..İş hacmimiz gelişiyor diye seviniyoruz, gümrük muhafazayı Mersin’e bağlıyoruz..Sittin senedir İskenderun olarak en yoğun nüfusu taşıyoruz, ama son sayımda nasıl bir göç akışıdır ki bu, Antakya 30 bin takviyeyle, bizi yaklaşık 5 bin farkla geçebileceğine inanıyoruz..Kaymakamımız aktif diye seviniyoruz, katkılarını görmezden geliyoruz..Teşekkür etmeyi bilmiyoruz, ama her teşekkürün bize yönlendirilmesi için sağı solu arıyoruz..İşadamımızı şehirden kovuyoruz, sonra da işsizlik diye dövünüyoruz..Koşturanı azarlıyoruz, oturanı da takdir ediyoruz..Boğazından haram geçmeyini domuz ilan ediyoruz, yolsuzluktan ar damarı çatlayanı da mükafatlandırıyoruz..Asgari ücret maaşıyla katlar, yazlıklar alıyoruz, hesabını soranlara da ‘hain’ damgası vuruyoruz..İhale alanlara ses çıkarmıyoruz, helal parayla geçinmeye çalışanlardan hesap soruyoruz..Gün geliyor kadın haklarının en ateşli savunucularından oluyoruz, seçimler bittikten sonra hal-hatırlarını sormuyoruz..Netice itibariyle..Biz hep birşeyler istiyoruz, ama ne istediğimizi bilmiyoruz..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here