Herkes bir rakam ortaya koyuyor..
Ama gerçek şu ki, istihdamın kapıları bu aralar kapalı gibi..
İşsizliğin yüzde kaçlarda seyrettiğiyle ilgili değilim.
Ama eğitim sonrası açıkta kalan gençlerin ağızlarının nasıl da yandığını bilenlerdenim.
Herkes dertli, herkes şikayetçi.
Zira çalışıyor olsanız dahi..
Kimi zaman işyerinde, aynı işi yapan daha deneyimli üniversite mezunu bile, düz işçiden daha düşük ücrete çalışabiliyor.
Sırf bu yüzden..
Kimi, Türkiye’nin geleceğinin meslek liselerinde olacağı görüşünde.
İşin özünde kalifiye eleman eksikliği olduğunu bilmeyen yok..
Geçenlerde bir işadamı ile konuşuyordum.
Bir avuç insanla, Türkiye’nin bilgi toplumuna nasıl dönüşebileceği konusuna ‘umutsuz’ yaklaşıyor..
Ama her hãlükãrda, “beyin fırtınası” yapmanın faydalarından söz ediyor..
Örneğin işadamı Fuat Tosyalı’ya göre, Türkiye’nin en acil sorunlarında biri de gençlerin teknolojide donanımlı olmalarını sağlamak. Türkiye’nin geleceği için bu çok önemli” diyor.
Ben bunları düşünürken..
Genç arkadaşlarım, yazılımlara meraklı dostlarım önemli bilgiler veriyorlar.
“- Geleceğin yazılım programında Türkiye çok gerilerde..”
Bu tür açığın ne gibi etkisi var?
Yine başa dönüyorum..
– Kalifiye teknisyen yetiştirmek zorundayız. Acil önlem almadığımız takdirde uluslararası rekabet avantajımızı tümden kaybedebiliriz.
Bir yanda işsizler ordusu, diğer yanda işgücü eksikliği.
İnterneti karıştırıyorum..
AK Parti Hükümeti’nin teknolojik altyapı için önemli bir çaba harcadığını okuyorum.
E-devlet konusunda önemli adımlar atılmış.
Biri hızlı internet erişimi..
Yeni nesil daha ilgili ve daha meraklı..
Peki, kaderleriyle başbaşa bırakıp onları bilinçsizce bilgisayar karşısında oturmaya mı terketmeliyiz, yoksa birkaç eğitim donanımıyla ‘kalifiye’ hallerinden mi faydalanmalıyız?
Dikkat ettiniz mi?
İskenderun Kaymakamı Cengiz Horozoğlu’nun son zamanlardaki ‘bilgisayar’ ağı hamlesi bir start modudur.
Himayesinde başlattığı eğitim programları, ‘kalifiyeleşmenin’ ana hatlarıdır.
Madem, Türkiye’nin başlı başına en büyük acil önlem listesinin başındadır işsizlik, o halde geride olduğumuz ‘yazılım’ açığını kapatmak için ortaya atılan adımlara ‘ivme’ kazandırmalıyız.
Nasıl mı?
Bilişim sektörüne ‘merhaba’ diyerek..
Öyle, hazır eğitim binaları arayışlarına girmeye de gerek yok..
Bu aralar, İskenderun Devlet Demiryolları ‘bakım’ halinde..
Tren seferi bile yok..
Şöyle birkaç tane tren vagonu tahsis edebilsek..
Derleyip, toplayıp, ‘Bilişim trenine’ dönüştüremez miyiz?
Eğitim vagonu hem ilginç bir lügat oluşturur yaygın basında hem de amaca yöneldiğimiz bu kutsal ‘umut’ yolculuğuna referans olur?
İşadamlarımızın da desteğiyle, sizce hayata kavuşma olasılığı var mıdır bu fikrin?
Ne dersiniz..

YALAN DEMEK HAKSIZLIK DEĞİL Mİ?
Fazla olmadı.
Daha birkaç hafta önce, Hatay’da görev yapan yerel ve yaygın basın temsilcilerini, Ottoman Otel’de ağırlamıştı Vali Nusret Miroğlu..
Peşinen söyleyim..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here