“Avukatlık, hüzünlü bir şarkıya sevinçli ezgiler ekleme savaşıdır.”
Bu sözleri, yıllar önce ‘Kül Rengi Sabahlar’ adlı bir tiyatro oyununda duymuş ve çok etkilenmiştim. İdamla yargılanan bir gencin hukuk mücadelesini anlatan duygulu bir tiyatro oyunuydu. Bu oyunu izlediğimde henüz stajyer avukattım. Avukatlık stajı yapmama rağmen, hakim olma idealim vardı ve o yıllarda bu idealim çok daha ağır basıyordu. Hakimlik sınavını kazanacağıma olan inancım nedeniyle, avukatlık stajımı yaparken bile kendimi hep hakim olarak düşlüyordum.
1996 yılında hakimlik sınavının yazılı bölümünü kazanıp, Ankara’ya mülakat sınavına çağrıldım. Ancak, mülakatta sorulan soruları doğru cevaplamama rağmen ve güvenlik soruşturmamda hiçbir sorun olmamasına rağmen, her nedense (!) mülakat sınavını kazanamadım. Küçüklüğümden beri idealim olan hakimlik mesleğine alınmamış olmak beni çok üzdü, hatta derinden yaraladı. Sınavın üzerinden 10 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, halen aklıma geldikçe neden mülakat sınavını kazanamadığımı düşünür ve üzülürüm.
Hakim olamayınca, ben de doğal olarak bir hukukçunun yapacağı diğer bir meslek olan avukatlığı tercih ettim. Şu anda 11 yıldan beri serbest avukatlık yapıyorum.
Yıllar geçtikçe anladım ki; yargının savunma kanadını temsil eden avukatlık mesleği;  hukukun üstünlüğü ilkesinin hakim olduğu, ancak insanların hukuka uymakta zaman zaman direndikleri bir ülkede, gerçekten hüzünlü bir şarkıya sevinçli ezgiler ekleme savaşıymış. Bu savaşın kahramanları da pek tabi ki avukatlardır.
Hukukun üstünlüğü esasına dayanan bir ülkede hukukçu olmak, en ağır sorumluluğu taşımak demektir. Zira adalet dağıtmak, vicdanen en ağır görevi ifa etmektir.
Hukuk; adaleti, tarafsızlığı, bağımsızlığı, kimsenin kimseye üstün tutulmamasını gerektirir. Bunun içindir ki, adaleti temsil eden teraziyi elinde tutan ve yargı erkini temsil kızın gözleri, bağlıdır. Adaletin tecelli edebilmesi için; yargının bağımsız ve tarafsız olması zorunludur. Bağımsız ve tarafsız olan yargıya, gerek vatandaşlar gerekse devletin bütün kurumları saygı duymak zorundadırlar.
Hukuk bir gün herkese lazım olacaktır.
Son günlerde ülkemizde gündemde olan parti kapatma davası ile Ergenekon soruşturması nedeniyle  bir takım kişi ve kurumların yargı hakkında yaptıkları yıpratıcı beyanlar, eleştiri sınırlarını aşmış ve yargıya saldırı niteliğini almıştır.
Yargıyı yıpratmak ya da töhmet altında bırakmak hiç kimseye yarar getirmeyecektir. Bu nedenle yargıya intikal eden bir sorun varsa; bu sorunun çözüm yolları, ilgilinin kendisini hukuki yollarla savunmasından geçer. Savunma mesleği olan avukatlık, adaletin tecelli etmesine yardımcı olmak için vardır. Savunma hakkı, insanın en temel haklarından biridir ve bunun için  kutsaldır. Savunma olmazsa adalet de olmaz!
Yargının en önemli unsurlarından biri olan savunmaya, son yıllarda Avrupa Birliği’ne uyum süreci kapsamında kanunlarda yapılan değişikliklerle daha çok önem verilmiş ve savunma hakkı güçlendirilmiştir. 1992 yılında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda yapılan değişiklikle ceza yargılamasında ‘zorunlu müdafilik’ sistemi başlatılarak; 18 yaşından küçük olan, sağır dilsiz, aklı dengesi yerinde olmayan kişilere avukat atama zorunluluğu getirilmiş ve 2005 yılında yürürlüğe giren yeni CMK’yla mağdurlara da ceza yargılaması sırasında avukat atama zorunluluğu getirilmiştir. Böylece zorunlu müdafiliğin kapsamı genişletilmiştir.
Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesinin yerleşmesinde zaman zaman bir takım problemler yaşansa da, yargıya haksız saldırılarda bulunulsa da ülkemizde temel insan haklarından biri olan adil yargılanma hakkı ile savunma hakkı konusunda epey yol kat edilmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesinin hakim kılınmasında ve ülkenin en tepesinden en alt kademelerine kadar uygulamaya konulmasında, savunma mesleğinin temsilcileri olan biz avukatlara büyük görevler düşüyor. ,
Anayasamızın 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin; insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu yazılıdır.
Tüm meslektaşlarımın; hukuk fakültesinin henüz birinci sınıfında iken Anayasa Hukuku dersinde beynimize kazınan cumhuriyetimizin Anayasanın 2. maddesinde sayılan nitelikleri doğrultusunda, mesleğe başlarken ettiğimiz yemine sadık kalarak, hukukun üstünlüğü ilkesinin her alanda hakim kılınması için adaletin yerine gelmesi amacıyla savunma mesleğini bağımsız bir şekilde yerine getireceklerine inancım tamdır.
Tüm meslektaşlarımın geçtiğimiz 5 Nisan günü kutlanan ‘Avukatlar Günü’nü bir kez daha kutluyor ve ‘hüzünlü şarkılara, sevinçli ezgiler ekleme’ savaşlarında hepsine başarılar diliyorum.

1 YORUM

  1. Sevinç hanım tam bir hukukçudur onu tüm yüreğimle kutluyorum ramazan adsız

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here