İskenderun’da 5 Temmuz Coşkuyla Kutlandı

İskenderun’da her yıl  Atatürk Anıt Alanında kutlanan 5 Temmuz Festivali tüm hızıyla devam ediyor.

Her yıl geleneksel olarak kutlanan İskenderun 5 Temmuz Festivali öylesine güzel etkinliklere sahne oluyor ki, tek kelimeyle mükemmel.

Sahil kordonu piknik yapan insanlarla dolu,sanatçıların sunduğu şarkılar o kadar güzel ki İskenderun gece geç saatlere kadar eğleniyor. Kültür, sanat etkinlikleri,karma heykel ve resim sergisi,yemek yarışması,Spor faaliyetleri,Bisiklet yarışı,Halk koşusu,Aba güreşi gösterilerinin yer aldığı festival BU YIL YOK..

İskenderun festivali harika gidiyor.. Eğlenmeye devam.. İyi ki varsınız!

Arşiv-2015

 

BİZ İNANDIK SİZDE İNANIN..

İnanmak başarmanın yarısıdır.

Kendimize biçtiğimiz değeri bize hissettiremeyen bir anlayışın demokratik usullerle değişmesi en doğal sonuçtur.

Yorulan bir iktidarın dinlenmesi ve hatalarını düzeltecek bir zaman geçirmesi elzemdir.

“Demir tavında dövülür” misali İktidarın bir öz eleştiri yapmasına  olanak sağlanması gerektiği gibi istirahat etmesi de Türkiye’nin menfaatinedir.

Bu ülkede “BİZ” olma anlayışını yitirmişsek, şapkamızı önümüze koyup düşünmenin tam vaktidir.

Ayrışa ayrışa değil birleşe birleşe kazanmaktan başka çaremiz yoktur.

Kutuplaşarak düşman sevindirme durumuna düşmüşsek(ki durum budur) tüm kazanımlarımızı riske etmişiz demektir.

Şimdi bize toparlayıcı ,barıştırıcı ve kaynaştırıcı bir anlayış lazım.

Bir kesimi değil 81 milyonu kucaklayacak bir anlayışı ve bu anlayışa liderlik edecek bir şahsiyeti başa getirmeliyiz.

Aç kurtlar gibi ağızlarından salyalar akarak tepemize çöreklenmiş düşmanları def etmeliyiz.

İçeride dağılmış birliğimizi ve dirliğimizi sağ duyu göstererek 24 Haziran gecesi dünya aleme göstermek zorundayız.

Ellerini ovuşturarak bekleyen alçak düşmanlara avuçlarını yalatmalıyız.

İçerideki işbirlikçilerinin kursağında bırakmalıyız.

Bu ülke bizim,hepimizin bu ülke varsa bir varız.

Güzel günlerin geleceğinden ve huzurun yaşanacağından en ufak bir şüphem yoktur.

Bizi orta doğu ülkelerinin statüsünde görenlere ve öyle muamele edenlere dur diyeceğiz.

Böyle bir ülke olmadığımızı dosta düşmana ilan edeceğiz.

Biz; gelişmişlikten yana ,medeniyetten ve demokrasiden yana taraf olacağız.

Bu gücümüz var.

Bu gücü; damarlarımızda dolaşan asil kandan alıyoruz.

Bu gücümüzü 24 Haziran gecesi herkes görecek.

Bir Millet geçmişini unutmaması gerektiği gibi geleceğini de hiç bir şartta riske edemez.

Hep birlikte; el ele ,gönül gönüle, akılla ve vicdanla hareket ettiğimizde biz bu işi başarırız.

Biz inandık sizde inanın..

24 Haziranın hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

Kalın sağlıcakla…

OYUNU KULLAN, ONURUNU KORU!…

Sayın Cumhurbaşkanımız Kandil’e operasyonun başlatıldığını Niğde mitinginde açıkladı.

Hayırlara vesile olsun.

Lakin amacına ulaşır mı her sorgulayan vatandaş gibi bende tereddütteyim.

Neden mi?

Kandil operasyonu haftalardır dillendiriliyor bildiğiniz gibi.

Düşman orada çakılı vaziyette sizi bekler mi?

Haftalardır yerlerini terk etmiş başka noktalarda kendilerine üs kurmuşlardır bile.

Peki nereyi bombalayacağız?

Terk edilmiş boş sığınakları, paçavra binalarını bombalayıp taş üstünde taş bırakmadık diye naralar atacağız.

Öyle mi?

Aynen öyle..

Bu koca millet bununla avutulacak… Yazıklar olsun.

Bu alçakları seçime on gün kala mı hatırladınız.

Bu operasyonun seçime endeksli bir manevra olduğunu bilmek için alim olmaya gerek yok sanırım.

Ha.. Bu kararlılığınız mevcuttu da on altı sene elinizi tutan mı oldu.

Lütfen ama lütfen biraz daha içten olun.

Bu millet bunu hak etmiyor.

****

Sayın Devlet Bahçeli yatıyor kalkıyor “Af” diyor.

Kime “Af” ve neden seçime dayalı “Af” isteniyor?

Mağdurların rızasını mı aldınız, Sayın Bahçeli?

Yoksa içeriden birilerinin tehditlerine mi boyun eğiyorsunuz?

Birilerini sevindirmenin telaşı içerisinde iseniz bir çok kimsenin de vebalini alacaksınızdır.

Bunu da böyle bilmenizde fayda vardır.

Cumhur ittifakı içerisinde böyle bir talep, İktidar tarafından defalarca reddediliyorsa ittifak içerisinde kamufle edilen büyük bir çatlak var demektir.

Bunu yorumlamak için de alim olmaya gerek yok sanırım.

Sayın Bahçeli bu kez Sayın Erdoğan’ı bu talep için köşeye sıkıştıramamış anlaşılan.

Bunun rahatsızlığı ittifak içerisinde yeterince hissediliyordur sanırım.

Sayın Erdoğan’ın seçimi kazanması halinde ilk icraatı Sayın Bahçeliden bir şekilde uzaklaşmak olacaktır.

Kırgınlık olacağını ve küskünlük yaşanacağını tahmin ediyorum.

Yazın bir tarafa.

****

Sayın Muharrem İnce iyi bir çıkış yakalamış anlaşılan.

Mitinglerde kendini  eylem ve söylemleri ile dinletiyor.

Siyasete yeni bir çehre kazandırdı.

Sayın Erdoğan’a her konuda cevap verebilecek ve mücadele edebilecek bir siyasi kimlik olarak kendini kanıtladı.

Miting alanları her seferinde gözle görülür ve hatırı sayılır ölçüde izlemeye gelenlerle taşıyor.

Umut olma yolunda epeyce yol aldığını ve alternatif olabileceğini gösterdi.

En az Sayın Erdoğan kadar iyi bir Hatip olduğunu da bu toplum gördü.

Bir artısı da tamamen spontane konuşuyor yani prompter bağımlılığı yok.

Bu renkli yapısıyla Halk arasında ciddi bir yer edindiği kuşku götürmez.

Tabi Milletin nasıl teveccüh göstereceği 24 Haziran da belli olacak.

****

Sayın Akşener ,Sayın Karamollaoğlu ve Sayın Demirtaş seçim  yolunda çok önemli yol belirleyicileri olacaktır.

Hesaplar çok ince.

İkinci tura kalınması halinde Millet İttifakının adayının kim olacağı da çok önemli.

Sayın İnce’nin kalması farklı hesapları,Sayın Akşener’in kalması daha farklı hesapları gündeme taşıyacaktır.

Adeta Türk siyaseti ve ülke geleceği sırat köprüsünden geçiyor.

Seçim sonucunda kim kazanırsa kazansın kıl payı türünden olacaktır.

Sorumluluk duyulacak ve hiç bir mazeretin su götürmeyeceği bir seçim arefesindeyiz.

Matematik kurallarının en ince detaylarının hesaplandığı bir durumda sandığa koşa koşa gideceğiz.

Geleceğimizin  belirlenmesinde imzamızı atmak ve vatandaşlık görevimizi yerine getirmek zorundayız.

Vatandaşlık bilincini seçim gününe kadar hatırlamak ve hatırlatmak görevimiz olmalıdır.

Oyumuzu kullanmak onurumuzu korumaktır.

****

Değerli okurlar..

Seçim sonucunun bu memlekete hayırlı uğurlu olmasını yürekten temenni ediyorum.

Bir vatansever olarak ülkemin her zaman ve her yerde hak ettiği güzelliklere ulaşmasını arzularım.

Birey olarak bundan onur ve gurur duyarım.

Bu onur ve gururu bizlere yaşatacak bir liderin seçilmesini dilerim.

Kalın sağlıcakla…

ÇAĞRI..

Kardeşlerim;

Türkiye sevdalıları kıymetli hemşehrilerim.

Vatanı için canını hiç düşünmeden verebilecek yürekli babayiğitler.

Mesele Vatan ise geri kalan her şey teferruattır diyen delikanlılar.

Bu ülkenin taşına, toprağına ,suyuna ,havasına  sevdalı tüm gönüldaşlar.

Hak’tan Hukuk’tan yana tavır koyan  vicdanı temiz,alnı pak insanlar.

İnsan Haklarına empati gözüyle bakıp kendine yön belirleyenler.

Adalet duygusunu bütün  genlerine zerk eden adil anlayışın savaşçıları.

İnancı ve itikadı her ne olursa olsun  kendi uhrevi beklentilerine göre hayatını yaşayan kardeşler.

Kula kulluk etmeyi kendine “Zul” sayan, kimsenin önünde eğilmeyen şahsiyet abideleri.

Yaşamsal değerlerini özgürlük temellerine oturtan onurlu ve gururlu değerler.

Demokrasinin nimetlerini yaşamsal nitelik olarak bellemiş demokratlar.

Saygıyı,Sevgiyi yaşamının her kademesinde içselleştirmiş güzel insanlar.

Hatır bilen,inceliklere önem veren nazik ve naif değerlere haiz meziyet düşkünleri.

Mertlik ve dürüstlük anlayışını kendine yol olarak seçmiş ve bu yoldan sapmayan karakter sahipleri.

Geçmişini bilen ve aslını inkar etmeyen yüksek karakterler.

Geleceğinde Atasının çizdiği muasır medeniyetleri kendine istikamet belleyenler.

Hepinize…İstisnasız hepinize “ÇAĞRIDA BULUNUYORUM”...

Ayağa kalkın.. Tüm bu tanımlamaları tekrar tekrar hatırlayın lütfen.

Bu manevi ölçüler özünde ülke insanın tamamının harcında var olan değerlerdir.

Bu manevi değerler çiçek gibi açsın; ülkemin dağlarında , ovalarında,şehirlerinde.

Bizlere huzur getirsin ,refah getirsin, kaynaşalım,kardeşliğimizi hatırlayalım.

El ele verip daha ileriye..Daha ileriye hep birlikte gidelim.

Bu ülke bizim..

Hepimizin.

Türk’üyle,Kürt’üyle,Sünni’siyle,Alevi’siyle,Çerkez’iyle, Laz’ıyla bütün renkleri ile biz biriz.

Biz Türkiyeyiz..

Geleceğimize  sahip çıkmak ve onu korumak boynumuzun borcudur.

Her bir yurttaşın sözünü söyleme ve söylemini eyleme dökme mecburiyeti vardır.

Geleceğe bırakmak istediğimiz mirasın çerçevesini; önümüze gelecek SANDIK‘ta belirleyeceğiz.

Aklımızı ve vicdanımızı her zamankinden daha üstte tutarak kararımızı vereceğiz.

Haydi Türkiye’m,haydi Hatay’ım,haydi İskenderun’um ver kararını…

Mutlu ve aydınlık yarınlara..

Kalın Sağlıcakla…

FA-KİR-LE-Şİ-YO-RUZ…

Ekonomik göstergeler olumsuz sinyal verme aşamasını çoktan geçti.
Öyle bir hal aldı ki adeta davul zurna çalıyor.
Titretiyor, yıkıyor, perişan ediyor.
Faiz,Döviz,Altın Petrol aldı başını gitti, tutabilene aşk olsun.
Ne Dolar’la ne de Euro ile işim yok ki ne diye fakirleşeyim diyorsanız fena halde yanılıyorsunuz.
Dışa bağımlı olan bir ülkenin beşikteki bebeğine kadar yansıması olur.
İğneden ipliğe kadar bildiğiniz her şeye zam olarak yansıdı, yansımaya da devam edecektir.
Alım gücümüz zayıflamakla kalmayacak hepten tükenecektir.
Geçinme koşullarımız dahada zorlaştı ve perişanlık ölçülerine vardı ne yazık ki.
Bu koşullarda fakirlikten söz edebilirmişiz demektir değil mi?
Fakirleştik.. Dahada fakirleşeceğimizin emareleri ortada zaten.
Esnaf,Tüccar,Sanayici ve İşadamları yandık Allah diye bas bas bağırıyor duyan yok tabi ki.
İflaslar patlamış toplum cinnet halinde birilerini alakadar ediyor mu bilemiyorum.
Bu felaket gidişata, dur diyecek müdahale de bulunacak hiç bir ilgili ve yetkili Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı yok mu?
Meydanı boş bıraktılar.
Ekonomi tamamen sahipsiz bir görüntü çiziyor.
Bu durumda ya çaresizlik var ya da gidişattan memnuniyet duyuyorlar demektir.
Memnunsalar şayet.. Bizlerin bilmediği bir çıkarları var demektir.
Varlık Fonunu idare eden “Yiğit Bulut’un” namı diğer Jölelinin içinde olduğu spekülasyon mudur demekten ve düşünmekten kendimi alamıyorum.
Bu işi bizzat organize ediyor olabilir mi acaba?
Dövizi aşağılardan toplayıp yukarılardan satarak Varlık Fonunun zararlarını bu yolla telafi ediyor olmasın.
Biraz şeytani ve biraz zorlama bir düşüncede olabilir benimkisi, ama olabilir değil mi?
Yok durum böyle değil, çaresizlik var deniyorsa;
Vay başımıza gelen..
Yandık, yandık ki ,ne yandık.
Çaresizlik; ekonomide Müflisliğin tescilidir.
***
Sayın Cumhurbaşkanımız kısa bir süre önce çıkarın yastık altındaki Altınlarınızı, Dövizinizi dediğinde insanlar tereddütsüz bu çağrıya uydu.
Çağrıya uyanlar kocaman aferin aldı Sayın Cumhurbaşkanımızdan.
Reel ekonomiye katkı sundukları için bol bol övgüler yağdı.
Çağrıya uymamakta ısrar edenlerin zarar edeceğini ve hatta pişman olabileceklerini de vurguladı Sayın Cumhurbaşkanımız.
Peki bu gün itibarıyla gelinen noktada bu çağrıya uyup ta mağduriyet yaşayanların vebali kimin üzerinde olacak acaba?
Umarım birileri çıkıp ta Altınınızı ,Dövizinizi satarken bize mi sordunuz demez inşallah.
Velhasılı kelam ekonomi jantta gidiyor.
Yatıyoruz kalkıyoruz cebimizden biraz daha alındığını görüyoruz.
Fakirleşiyoruz arkadaş fakirleşiyoruz.
Lamı cimi kalmamış bu işin.
En tepesindekinden en aşağıdakine kadar yandım Allah diyoruz.
Ekonomimiz çok güçlü diye bizleri kandıranlar ve fakirleşmemize sebep olanlar bedelini muhakkak ki ödeyeceklerdir.
Hep Hatice’den bahsettiler oysa ki Netice tüm gerçekliğiyle ortada.
24 Haziran günü tüm fakirleşen seçmenlerin, sandıkta hesap sorma günü olacaktır.
Gün ola harman ola,tüm ülkeme hayırlar ola.
Kalın sağlıcakla..

BARONLARA DİKKAT!..

Dünyayı ;  birbirinden tehlikeli On Üç tane aile yönetiyor.
Bu aileler; kapitalizmin bütün iğrençliklerini  taşıyan ailelerdir.

Silah sektöründen tutun,İlaç,Kimya,Sanayi,Teknoloji, Tarım ,Finans sektörüne  varıncaya  kadar, bu şahsiyetlerin tekelindedir.

Bu şeytani yapıya sahip aileler.. Emperyalist ülke  liderlerinin her daim arkasındaki asıl güçlerdir.
Onların istekleri ve beklentileri bu lider müsveddeleri için kesin emirdir.
Bu liderlerin iktidarda kalmalarının yegane şartı; perde arkasındaki bu baronlara kayıtsız şartsız biat etmeleridir.
Önceden planlanmış ve yazılmış  senaryolar; tarihi,günü ve saati geldiğinde şu ya da bu şekilde devreye girer.
Dünyanın her ülkesinde diledikleri zaman, diledikleri ölçüde faaliyetler yürütebilecek güce sahiptirler.
Birbirlerine asla zarar vermezler.
Birbirlerinin dilinden çok iyi anlarlar ve her alanda ortaklık sergilerler.
Bu şeytani ailelerin en önemli ortak paydaları İslam düşmanlığıdır.
İslama ve Müslümanlara tarihten gelen bir nefret anlayışları hakimdir.
Müslümanların yaşadığı coğrafyalar üzerinde her zaman derin çıkar hesapları yapmışlardır.
Çıkarlarının temini konusunda gerektiğinde  savaşlar çıkartmış, Müslümanı Müslümana düşürmüşlerdir.
Oluk oluk kan akıtmışlar, akıtmaya da ne yazık ki devam etmektedirler.
***
Dünyanın süper gücü olarak görülen ABD’nin başındaki hastalıklı lideri TRUMP bu baronların uşağıdır.
Bu baronlara uşaklık eden sadece Trump mıdır?
Elbette değil.
Avrupa’dan ve dünyanın bir çok ülkesinden bu alçak ailelere uşaklık eden ülke liderleri vardır.
Bu  liderlerle birlikte ülkelerinin kendi içlerindeki aşağılık işbirlikçilerinide unutmamak gerekir.
TRUMP rüşdünü ispatlamaya çalışan dengesiz ,tehlikeli bir o kadarda  “ERGEN” görünümlü devlet başkanıdır.
Yüzüne baktığınızda ruhsal bir hastalık taşıdığı ve kindar gözlerle bakan bir görünüm sergilediğini görebilirsiniz.
Trump’ın bu İran hamlesi kendi kafasından tasarlanmış bir manevra değildir.
Yahudi baronlarının talimatıyla ve İsrail‘in çıkarları doğrultusunda alınmış çok tehlikeli bir girişimdir.
Orta doğuda insan kanı üzerinden oynanan iğrenç ötesi bir senaryo ile karşı karşıyayız.
BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) yıllardan beri  bu alçakların lehine tıkır tıkır çalışıyor.
Irak,,Libya,Suriye derken sırada İran ve arkasından dilim varmıyor ama ne yazık ki Türkiye üzerinde de aşağılık planları var.
Müslüman ülkeleri bu yamyamların hedefindeki av konumundalar.
Orta doğunun yer altı ve yer üstü zenginlikleri bu baronların ağızlarından salyalarının akmasına neden olmaktadır.
Bu gerçekler ortada iken;
Müslümanlar hala birbirinin kuyusunu kazıyor,hala bu alçakların oyunlarına alet oluyor.
Türkiye olarak bizler başta olmak üzere tüm Müslüman ülkeleri akıllarını başlarına almalıdırlar.
Dış siyaseti ve iç siyaseti bu gerçekler ışığında yeniden tanzim etmelidirler.
Yanı başımızda olası İran yangını tüm İslam alemini yakar.
Türkiye olarak bizleri de yakar.
Bu tehlikeyi görmezden gelemeyiz.
Bir delinin atacağı taşı Kırk akıllı çıkaramayabiliriz..
Hiç bir çıkar türü; bu alçaklara hizmet etmeye,onların değirmenine su taşımaya değmez.
Barışın hüküm sürdüğü ve kardeşliğin yaşandığı bir dünya temennisiyle..
Mutlu yarınlara…

Tamam Dünya’da Trend Oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmanın içindeki bir sözü Twitter’de trend listesine girdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,AK Parti grup toplantısında konuştu. Twitter’de Cumhurbaşkan’ın ‘‘ Tamam” kelimesi Dünya trend listesine girdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şu açıklamaları yaptı;

“Önümüzde yeni bir dönem var, başarı çıtamızı hizmet ve siyasi kriterleri yukarı çıkardık. Dikkat ederseniz bizi bu kriterleri yükseltmeye kimse zorlamadı, biz çıtayı yukarı çıkardık. Biz hep değişim ve gelişmeden yana olduk. İcraatleri bu doğrultu da yaptık. Muhalefete bakınca şöyle bir manzara ortaya çıkıyor, birisi milletin evini, birisi devletin uçaklarını, biri yönetim sistemini göze kestirmiş. Biri Çankaya’da yatacakmış, birisi Külliye’yi gençlere verecekmiş. Bu nasıl cüce bir politika. Bunlar çok basit, popülist politikalar. Millet sizden neyi yıkacağınızın değil, neyi inşa edeceğinizi bekliyor. Bu zamana kadar dikili ağacınız yok, neyi dikeceksiniz onu söyleyin. Dertlere derman olacak, akılda kalacak bir projeniz var mı onu söyleyin. 16 yıldır iktidara gelmek için uğraşan muhalefetin daha büyük projelere ihtiyacı yok mu? Tek dertleri Erdoğan’ı yıkmak. Bizi başbakanlığa da, cumhurbaşkanlığına da milletimiz getirdi. Millet ne zaman tamam der ise, o zaman çekiliriz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Millet ne zaman tamam der ise, o zaman çekiliriz.” sözleri üzerine, Twitter’da “t a m a m” etiketi trend oldu.

TAMAM KAMPANYASINA KARŞI “DURMAK YOK YOLA DEVAM” Başladı

Sosyal medyada “Tamam” kampanyasına karşı “Durmak yok yola devam” sloganı ile “Tamam değil, devam Reis” mesajları öne çıkmaya başladı.

 

 

 

 

 

SEÇİM KORKUSU BACAYI SARDI.. 

Türk Siyaset tarihinde görülmemiş bir seçim rüşvetine tanık oluyoruz.

“Af” adı altında yapılan bal gibi seçim rüşvetidir.

Seçimi kazanmaya dönük verilen bu rüşvetler silsilesi ne kadar yozlaştığımızında bir göstergesidir.

Madem verebiliyor dunuz , düzenlemeler yapabiliyor dunuz o halde adama sorarlar daha önce aklınız neredeydi efendiler?

Köprüyü geçene kadar “GEL-GEL” hamlesidir yaptığınız.

Oyun içinde oyunlar oynanmaya  ve her tür manevralar yapılmaya çalışılıyor besbelli.

***

Güya garibanın gecekondusuna,barakasına af getiriyorlar.

İşin iç yüzü öylemi?

Yok efendim yok.

Vallahi billahi öyle değil.

Adamlar;Plazaları,Gökdelenleri olanları, hazine mallarının üstüne koca koca binaları oturtanları paklıyorlar.

Bütün mesele bu.

***

Güya garibanın ödeyemediği vergi borçları siliniyor ya da uzlaşı ile yeniden yapılandırılıyor.

Bağkurlunun, SSK’lının borçları siliniyor, yeniden sağlık imkanlarından  yararlandırılıyor.

Öylemi zannediyorsunuz vallahi billahi gerçek öyle değil.

Adamlar; holding ve büyük işletme sahiplerini ,trilyonlarca vergi borcu olanları, yıllardan beri devlete zırnık ödemeyenleri aklıyorlar.

Bunları kamufle ederek bir şekilde af adı altında bu yüz kızartıcı seçim rüşvetinden nemalandırıyorlar.

Bu konuda da durum bu.

***

Emeklilerimize bayram önceleri 1000 TL. vereceklermiş.

Emeklilerimiz adına sevindirici.

Lakin kimin parasını kime veriyorlar.

Zaten bu paraların tamamı  emeklilerin sırtından katakulleyle kesilen paralar değil mi?

Emekli alacak bu parayı hemde çatır çatır harcayarak sefasını da sürecek.

Helalı hoş olsun.

Dünyaları veriyorlarmış gibi birde böbürleniyorlar sıkılmadan.

Bayram önceleri verilecek denmesi bile, düşünüldüğünde rencide edici aslında.

Sadaka dağıtıyorlarmış gibi.

Yanılıyor muyum dostlar?

***

Öğrenci kardeşlerime af getirmişler.

Önceden atmışsınız öğrencileri kıytırık sebeplerden.

Ya da uyguladığınız ekonomik zorluklar neticesinde  terkten başka seçenek bırakmamışsınız.

Dünyalarını şaşırtmışsınız.

Ondan sonra haydi acıdım acıdım gel seni af ediyorum okuluna tekrar dön diyorsunuz.

Neden?

Eee.. Seçim geldi Oy lazım  bunu anlamayacak ne var?

***

Bol keseden atıyorlar ama size yemin ederim ekonomi iflasın eşiğinde.

Dayanacak güç kalmadı.

Dolar,Euro,Altın,Faiz,Benzin,Mazot,Gıda ,Enflasyon almış başını gidiyor.

Ekonominin bu kadar baskılanmasına rağmen tüm enstrümanlarda negatif yönde rekor üstüne rekor kırılıyor.

Bol keseden dağıtmalarının yansımaları çok feci olacaktır.

Ekonomiyi dipleten ve borcu borçla kapamaya çalışan anlayış çakılacaktır.

Hele hele her telden  seçim rüşvetleri ile iktidarı korumayı amaçlayan zihniyet çok fena yanılacaktır.

Yazın bir tarafa.

25 Haziran sabahı kim gelirse gelsin kucağında nur topu gibi bir “Ekonomik Kriz” bulacaktır.

Olan sana ,bana,bu milletin tamamına  olacaktır.

Allah yardımcımız olsun..

Kalın Sağlıcakla..

UYUYANLARI UYANDIRALIM…

80 Milyonluk ülkenin geleceğinin belirleneceği seçime sayılı günler kaldı.

Ülke kaderinin millet tarafından tayin edileceği ve telafisinin mümkün olamayacağı öneme sahip bir seçim olacak.

Bırakın ıvır zıvır işleri ,tırı vırı programları seçime odaklanın.

Ayağa Kalkın.. bir silkinin ,kendinize gelin.. aklınızı,vicdanınızı ve tüm benliğinizi 24 Hazirana göre tekrar programlayın.

Söz konusu.. Ülkenin geleceği ise geri kalan her şeyin teferruattan ibaret olduğunu unutmayın.

Çocuklarımız ve torunlarımız için uygun gördüğümüz ve yaşamalarını istediğimiz yönetim şeklini belirleyeceğiz.

Tüm milleti ciddiyete ve hayatlarında olmadığı kadar sorumluluk almaya davet ediyorum.

Uykuda olanları uyandıralım.

Uyanmalarını sağlayacak tüm yol ve yöntemleri hayata geçirelim.

Bu baskın seçim; çok ama çok önem arz etmektedir.

Seçmen olarak hafızaları tazeleyip gözlerimizi dört açacağız.

Yakın geçmişe bakıp kim kiminle ne işler çevirdi,söylemleri ve bağ ölçüleri neydi bunları hatırlayacağız.

Beka sorunu var dendi seçim kararı alındı.

Peki bu beka sorunu denilen durumlara bizleri kim getirdi , bunları değerlendireceğiz.

Ben zekamızla ve benliğimizle daha fazla alay edilmesine izin vermememiz gerektiğini düşünüyorum.

Son sözümüzü 24 Haziranda ya söyleriz yada ömür billah sesimizi bir daha çıkarmadan bir köşede otururuz.

Seçmen tarafında durum bu..

***

Siyasetin Muhalefet kesimi baskın seçim kararının sarsıntılarını bir an önce atlatmak zorundadır.
Belirsizlik ve karmaşa görünümü,Cumhur ittifakı etmiş İktidar cenahına yarar.

Siyasilerin birbirlerine sık sık gitmeleri , gelmeleri, telaşlı görüntüleri ,zafiyet algısı yaratıyor.

Seçime girecek her siyasi parti kendi adayıyla hazırlanmalı ve milletin karşısına kararlı bir şekilde çıkmalıdır.

İktidar ittifakı gardını almış olacakları görüp kendine yön belirleme vaziyetinde.

Muhalefet ittifakı ise ilkeler konusunda mutabık kalıp sağlam ve güçlü bir şekilde gardını alarak rakibinin karşısına çıkmalıdır.

İkici tura kalan muhalif adaylardan en yüksek oyu alanın etrafında kenetlenmek ilkesi benimsenmelidir.

Bu süreçte CHP, muhalefet kesimin belirleyici baş aktörü olmak zorundadır.

Bu bilinç ve sorumlulukla hareket etme ve sonuca odaklanma mecburiyeti vardır.

Bu sebeple, Cumhurbaşkanı adayını kendi içinden olmak kaydı ile bir an önce deklare etmelidir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun belirlediği Cumhurbaşkanı profili elbette kucaklayıcı,birleştirici ve tüm kesimlerin takdirini alabilecek meziyette biri olmalıdır.
Denenmiş ve CHP tabanı tarafından asla sıcak karşılanmayacak “Abdullah Gül” seçeneğini dile getirmemelidir.

Milletvekili aday seçimlerinde kılı kırk yararak tercihler yapılmalıdır.

Muhalefet kesiminin gücü oranında tüm siyasi partilerin Mecliste temsil edilebilmesinin yolu açılmalıdır.

Yani..Sıfır baraj anlayışına hizmet edilmelidir.

Gereksiz polemiklerden tüm muhalefet ittifakı özenle kaçınmalıdır.

Bu seçim; İktidar ittifakı ile Muhalefet ittifakı arasında kıran kırana geçecektir.

Muhalefet ittifakı Parlamenter rejim ve çok seslilik üzerine seçim propagandası izleyecek.

İktidar ittifakı Cumhurbaşkanlık hükumet sistemi diyecek ve tek adam rejiminin içeriğine dönük propaganda yapacak.

Muhalefet ittifakı Demokrasi diyecek,Kuvvetler ayrılığı diyecek,Hak-Hukuk, Adalet diyecek.

İktidar ittifakı yönetimde İstikrar diyecek, tek ses diyecek,ülkenin bekası ve hedeflenen 2023 diyecek.

Siyasi cenahta da durum bu..

***

Son tahlilde..

Aklımızı duygularımızın önüne koymak zorundayız.

Vicdanımızı muhafaza ederek bilincimizi tazeleyip sandığa yansıtmak zorundayız.

Ülke İstikbalinin, tüm ikballerin üzerinde olduğunu unutmayacağız.

24 Haziranda bütün planlarımızı öteleyerek el-ele ,gönül-gönüle sandığa gitmek dileğiyle..

Mutlu yarınlara..

ENKAZ…

Erken Seçim kararı aslında Baskın Seçim dayatmasıdır.

Alelacele alınmış gibi görünen bu seçim kararı , kamuoyu nezdinde bir danışıklı dövüşün neticesi olarak görülmektedir.

Hiç kimse ama hiç kimse zekamızla alay etmesin artık.

Bu Millete oradan bakıldığında acaba bu kadar zeka özürlü mü görünüyor demeden de geçemeyeceğim?

Velhasılı..

İktidar cenahı; erken seçim isteyen Muhalefete, her zaman seçimlerin vaktinde yapılacağını hatırlattı durdu.
Siyasi kültürleri gereği, Anayasal çerçevede önceden belirlenmiş tarihlerde Milletin huzuruna çıkılır anlayışı vardı ve hep böyle dillendirilirdi.
Bununla da övünmekten geri kalmazlardı.

Peki ne oldu da bütün bu anlayış yerle bir oldu?

Anlamaya çalışalım..

***

MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli mevcut iktidar ile birlikte ülkenin aslında gölge başkanlığını yapıyordu,yapmaya da devam ediyor.
Salı günleri grup konuşmalarında Sayın Bahçeli konuşuyor,gündemi belirliyor ve satır aralarında iktidara talimatlar yağdırıyordu.
Sayın Erdoğan’da talimatlar üzerine konuları detaylandırıyor ve neticelendirecek konuşmalar yaparak Sayın Bahçeli ile paralellik gösteriyordu.
Gerçekten durum bu ölçülerde miydi?
Evet,aynen bu ölçülerdeydi ne yazık ki.

Sayın Erdoğan bu tavizi bu ölçülerde Sayın Bahçeli’ye neden verdi acaba?

Çünkü Sayın Erdoğan Sayın Bahçelinin partisine ve oylarına ihtiyaç duyuyordu.

Yeni getirilen Cumhurbaşkanlığı sisteminde %50+1 ‘e ihtiyaç var.

Bunun elde edilememesi durumunda İktidar elden gidecek,karizma çizilecek ve bu güne kadar sahip olunan tüm Devlet imkanları elden kayıp gidecekti.

Bu kadar büyük bir kaybın ihtimalini Sayın Erdoğan ve Partisi göze alabilir miydi?

Elbette alamazlardı.

İşte bu yüzden Sayın Bahçeli’ye boyun eğdiler.

Bir dediğini iki etmediler.

Sayın Bahçelide oyunun hakkını vere vere oynadı tabi ki.

O yüzden gölge Başkan benzetmesi yaptım.

***

Ülkenin bulunduğu en hazin durumlarından biridir bu.

Çift başlılık görüntüsü artık yönetememe sorununu da beraberinde getirdi.

AKP,MHP ikilemi milletin alışık olmadığı ve pek hoş karşılanmayan bir görünüm sergiliyorlardı.

Yıllardan beri önüne geçilmek istenmeyen israf ve iş bilmezlik ekonomiyi de dibe indirdi.

Güneşi yıllardan beri balçıkla sıvamaya kalktılar.

Her şeyi güllük gülistanlık gibi anlatmaya ve millete yedirmeye çalışıyorlar.

Piyasalar inim inim inledi,inlemeye de devam ediyor.

Asıl olanı,hissedileni farklı kalıplarda sundular.

2019 seçimlerine kadar kaldırılabilir bir yanı kalmamıştı ekonominin.

Ekonomi bakanı Sayın Mehmet Şimşek’te çatının aktığını her vesileyle ifade ediyordu.

Kabinenin bir üyesinin hemde ekonominin patronunun feryadı aslında tüm gerçekleri önümüze sermeye yetiyordu.

Yani.. ekonomi konusunda beyaz bayrağı çektiğimizin bir ilanıydı aslında yaşanan.

İç barışı sağlama konusunda da iktidar sınıfta kaldı.

Kutuplaşma ,ötekileştirme ve ayrımcılık ağır hemde çok ağır bir hal almıştı toplum katmanlarında.

Dışarıda da kayda değer tek bir dostumuz kalmadı ne yazık ki.

Yanlış dış siyaset anlayışından ötürü dost bildiğimiz kim varsa cephe aldı,kapılarını yüzümüze kapattılar.

Toplumun tamamı sıkıntılı,mutsuz ve bir o kadar gergin.

Tahammül ve hoş görü bıçak gibi kesilmiş,anlayış bitmiş düşmanlık havası hakim maalesef.

Bu ölçülerde bu arabanın daha fazla yol alması mümkün değildi.

Böyle gitmeye devam edilmesi durumunda ne şoför,ne muavin ne yolcu ne de arabadan eser kalacaktı.

İşte bu tehlike ve bu vahim durumun aşılması için erken seçimi daha doğrusu baskın seçimi Sayın Bahçelinin ağzından tüm kamu oyuna duyurdular.

Seçimin neticesi ne olur bilemem.

Bildiğim tek şey kim ülkeyi yönetmeye hak kazanırsa kazansın tarifsiz bir “ENKAZ” alacağıdır.

Milletçe işimiz zor hem de çok zor.

Mutlu yarınlara..