Sor Soruyu

Toplumsal yaşamın yüklediği sorumlulukların farkında mısınız?

Dünyada var olmanın nefes almanın bir bedeli yok mu sizce?

Sadece karın doyurmak,ihtiyaç gidermek ve üremek midir hayatın gayesi?

Yok mu başkaca yapılması gerekenler?

Kafa yormak,sorgulamak, göremeyen kör gözlere bir şeyleri göstermek  gibi sorumluluklarımız yok mu?

Maneviyat,gelişmişlik,insani değerler,hak-hukuk değerleri, yok mu?

Sorarım sizlere yok mu?

Saygı ,sevgi, kibarlık, hakka ve hukuka adanmışlık yok mu?

Bu meziyetlerden nasiplenmek Hak’kın rahmetine mi kavuştu?

Yaşadığımız coğrafyada inceliklerden uzak,kaba-saba ve duygusuz ,akıldan uzak, gözü kararmış bir anlayış kader mi olmalıdır?

Dayanışmanın, birbirine destek olmanın, bir omuz vermenin mümkünatı bitmiş midir?

Kim ne kaparsa  o kardır anlayışına mı teslim olduk?

İhtiraslar karşısında tüm değerler feda edilmeli midir?

Üç-beş kuruşluk çıkara tenezzül etmek ve  ulvi değerleri piç etmek yakışık kalıyor mu?

Çıkar ölçüsü ne olursa olsun değerlerin yitirilmesine,kula kulluk edilmesine ne zamandır göz yumar olduk?

Amaca giden yolda her tür yolun mubah sayılmasının en hafif tabirle şerefsizlik sayılması gerekmez mi?

Güven duymanın suç olduğu,inanmanın aptallık sayıldığı bir zihniyete evrilmek  nasıl bir duygudur?

Elini uzatsan kolunu kaptırma tedirginliğin hoşuna gidiyor mu?

Öfkenin ve anlayışsızlığın tırmandığı bir yerde anlayışın ve hoş görünün esamesi okunur mu?

Düşmanca bakışların ,kışkırtmaların ve nefretin hakimiyeti sizleri hiç tedirgin etmiyor mu?

Bu aşinalık sizlere hiç mi rahatsızlık vermiyor?

Bu iğrençliklerin alışkanlığa dönüşmesine ve hatta olması gerektiğine inanılan doğrular olarak görülmesine hiç mi itirazınız yok?

Birbirine zarar vermenin ve karşıdakinin haklarına tecavüz etmenin hüner sayıldığı bir anlayışı takdir mi etmeliyiz?

Bu ses çıkarmamanın, üç maymunu oynamanın bizden sonra gelen kuşaklara bir miras olarak kalmasından endişe duymuyor musunuz?

Soru sormayı, sorgulamayı kendinize bir alışkanlık olarak alsanız ne kaybedersiniz?

Allah’ın verdiği aklı fikri tüm meselelerde kullanamazsak kendimize adam diyebilir miyiz?

Adam olmak ,delikanlı olmak, dik durmak, onurlu ve haysiyetli bir yaşam mazide mi kaldı?

Kaypaklık ve hafiflik pespayelikle eş değer görülmemeli midir?

Ben bir bireyim ve  benim de  bir özgül  ağırlığım var diyebiliyor musunuz?

Diyebiliyorsanız buyurun bu soruların tamamına bir cevap veriniz.

Bu soruların cevaplanması için katkı sununuz.

Dürtünüz birilerini,dürtünüz ki  uyansınlar artık.

Bu vesileyle;

SOR,SORGULA,SORGULAT KARDEŞİM…

Kalın sağlıcakla..

Zeki Şanlı
1967 İskenderun doğumlu.Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İstatistik Bölümü mezunu.