SANDIĞA GİDERKEN…

İnsanların aklıyla alay etmek;insana yapılabilecek en büyük hakarettir.

İnsanları, amaca giden yolda bir malzeme gibi kullanmak, ahlaksızlıktır.

Konu mankeni haline getirerek oradan oraya sürüklemek ve işi bitince kaldırıp bir kenara atmak,insanlığı aşağılamaktır.

Verilen bir aş, bir iş uğruna şantajda bulunarak, istediğimi yapmazsanız kapı önüne konulursunuz anlayışı, imansızlığın ta kendisidir.

Siyaset arenasında bu unsurları kapsayan bir güç gösterisinde bulunmak,bu koşullarda mitingler düzenleyip hava atmak,kendini kandırmaktır.

İnsanları aşağılayarak, bir dürüm bir ayrana zoraki bağırtmak, hiç bir dine, hiç bir imana sığmaz.

Kimisi bilerek ve isteyerek bu rencide edici duruma evet diyor, kimiside içinden istemese de, kendine yakıştırmasa da zorunluluktan evet diyor.

Eve götürecek bir lokmalık bir işi bulmuşken ondan da olmayayım, anlayışı hakim.

Her iki durumda, insanı alçaltıcı ve insani değerleri yerle bir eden,insanın boynunu büken iğrenç bir manzaradır.

Korkutulmuş ve sindirilmiş toplumlar asla saygın olamazlar.

Saygının önemini yitirdiği ülkelerde, medeniyetten ve insan haklarından söz edilmesi mümkün değildir.

Saygı ve sevgi hükmünün yitirildiği coğrafyalarda, inanç anlayışının da, aslından koparılarak kişilere göre tanzim edilmesi kaçınılmazdır.

Sunulan menfaatlere, mecbur kılınarak istenilenin yaptırılması, o ruha ipotek konulmasıdır.

Ruhuna ipotek konulmuş bir kitleden yeşerecek nesiller, tarihin af etmeyeceği şahsiyetlere rahmet okutturacaktır.

Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

İnsanlığın ileriye, hep ileriye gitmeye çalıştığı bir sistemde; toplumun bu acınacak anlayışı kanıksamış olması, bizleri geriye hep geriye götürecektir.

Olup bitenleri ,gözümüzün önünde cereyan edenleri, umursamaz ve önemsemezsek bataklığa saplanmış olacağız.

Allah’ın biz insanlara bahş ettiği beyni kullanamazsak, tembelliğe alıştırıp sorgulama anlayışını yitirirsek, geleceğimize de hançer saplamış oluruz.

Hür irademizi ve vicdanımızı her tür korkutmaya ve dayatmaya rağmen, muhafaza etme erdemini kendimizde saklı tutmalıyız.

Şunun şurasında bir haftalık bir süre neticesinde, geleceğimizi oylayacağımız o sihirli sandığın başına gideceğiz.

Sandığa gitmeye yakın bir zaman kala, işin fanatizm boyutlarında fink atılıyor ne yazık ki.

Hayati önem arz eden bu sandığa gitme meselesinde; hala bir çok kesimin, ya umurunda değil ya da ne olup bittiğinin farkında bile değil.

Hal böyleyken:

Değerli okurlar; lütfen ama lütfen çevrenizdeki insanlara ışık olun.

Akıl ve Yürek sürekli irtibatta olmalı,irtibattan koparsa, fecaat olur.

Bilmeden, cahilce yapılacak her işlem neticesinde,geri dönüşü olmayan şer silsilesi, yapışacaktır üzerimize.

Kalan bir haftalık zaman sürecinde aklımızı ve vicdanımızı inzivaya çekip, sağ duyuyu hakim kılalım.

Dün bugünden iyiydi, yarının bu günden kötü olmamasını temenni ederek…

Mutlu ve Hayırlı yarınlar diliyorum..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here