Dünü Hatırla, Bugünü Gör, Yarınına Pay Biç

Dün söylediğin dünü,bu gün söylediğin bu günü bağlar anlayışı ,siyasete sirayet etmiş, sakat bir anlayıştır.

Dün yerden yere vurduğumuz siyasetçiyi, bu gün ilahlaştırıyorsak kişilik ve şahsiyet yoksunu bir meziyete sahibiz demektir.

Şiddetle karşı çıktığımız ve söylemedik laf bırakmadığımız bir anlayışı bu gün hararetle savunuyorsak, güvenilmez ve müptezel durumuna düşmüşüz demektir.

Siyasetin ve siyasetçilerin ilkeleri ve içerik olarak kabul ettikleri bir programları olur.

Siyaseti, kişisel ihtirasları tatmin etmek için değil, ülke menfaatlerini korumak ve en iyi düzende idare edebilmek için yapılması gerektiğini herkes bilir.

En ağır eleştiriyi ve hatta hakareti yapacaksın, ardından hiç bir şey olmamış gibi sunulan bir mevki, makam uğruna çark edeceksin.

Öylemi?

Öyle oluyor maalesef ülkemizde.

Bir çok somut örnekleri de mevcuttur.

Araştırıldığında ne hazin ve ne utanç verici manzaralar ve siyasetçi figürleri olduğunu göreceksinizdir.

Değerli okurlar;

Yukarıda tanımlamaya çalıştığım siyaset anlayışından uzak ,müspet ve kalıcı bir siyaset anlayışı üretilemiyor ülkemizde.

Varsa yoksa kişilere dayalı entrikaların ve dedikoduların uçuştuğu, birbirlerine laf yetiştirmeye çalışıldığı vahim bir anlayış hakim.

Balık baştan kokar misali bu kronik durum en aşağılara kadar katmer katmer sirayet ediyor, gördüğünüz üzere.

Üç beş kişi bir araya geldiğimizde “çivisi çıkmış bu toplumun deriz” bunun üzerine sohbetlerde bulunuruz.

Tabi ki çıkar…

Mevcut sistem ve idare anlayışı ne yazık ki çanak tutuyor bu olumsuz manzaralara.

Değerlerimiz yerlerde sürünüyor dersem, abartmış sayılmam sanırım.

Maneviyat anlamını yitirmiş,Sevgi-Saygı, Hak-Hukuk anlayışımız kokuşmuş bir hal almış,ne yazık ki.

En tepedeki çıkar ilişkileri, en aşağılarda da çıkar ilişkilerine dönüşüyor.

Bağlantılı çıkar ilişkileri, marifet sayılan ve övünülecek bir yaşam tarzı olarak toplumun genelinde kabul gören, yaşam ölçüsü olmuştur.

Gör beni göreyim seni anlayışı bir siyaset kalıbı olarak topluma dayatılmıştır.

Ne acıdır ki, bu iğrenç dayatma, tüm katmanları etkisi altına almıştır.

Artık Allah’ın selamını bile neredeyse bir bedel almadan, kimse vermiyor da, almıyor da..

Ne hazin bir durum değil mi?

Dostlar;

Bu musibet yolun nereye kadar gideceğini bileniniz var mı?

Yapısal bozukluklar onarılmadan, sağlam temeller oluşturulmadan yapılacak her oluşum, çökmeye mahkumdur.

Şu anda önlenemez bir ihtirasa kurban gitmek üzereyiz, bunu görebiliyor musunuz?

Tatlı ve Pembe rüyalar gördüğünü sanan kesimler, uyandığında aslında altından yatağının alındığını da görecektir.

Kişilerin saadeti ve ikballerinden önce Milletin ve Ülkenin önceliğini savunan ve bu uğurda baş koyanı, baş tacı edeceğiz.

Samimi,tutarlı , dünya değerlerini bilen ve o vizyona sahip her anlayışa yakın duracağız.

Ülkeler ve tüm alt birimleri gör beni göreyim seni anlayışı ile istikamet çizemezler.

Ne zorluklarla ve acılarla kurulmuş bir ülkenin istikbali, kişilerin bitmek bilmeyen ihtiraslarına feda edilemez.

Önümüzde ki süreçte yapılacak Referandumda tüm bu değerlendirmelerin Halk nezdinde karşılık bulmasını ümit ediyorum.

İhtiyaç duyduğumuz ve özlemle beklediğimiz şans 16 Nisan sabahı ayaklarımıza kadar geliyor.

Bu şansı heba etmeyelim, özümüze yakışanı tecelli ettirelim.

Mutlu yarınlar ve Hayırlı bir gelecek diliyorum…

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here