GEÇMİŞE BAK GELECEĞİNİ AYDINLAT

“Bakacağın yüze utanacağın söz söyleme” demiş Atalarımız.

Utanılacak ölçüde söylenmiş ve karşılıklı şekilde tezahür etmiş, hakaretler unutulmuş anlaşılan.

Seçim süreçlerinde yüz kızartan ve utandıran ifadeleri nereye koyacağız.

Karşılıklı olarak söylenenler, yeterince rencide edici bulunmamış olacak ki ortaklık ilan edildi.

Haziran ve Kasım seçimleri öncesinde MHP Genel Başkanının Kahramanmaraş ve Gaziantep konuşmalarını google’den hem dinleyin, hem de izleyin lütfen.

AKP iktidarına ve Sayın Cumhurbaşkanına sarf edilen sözleri bir dinleyin ne olur.

Yine aynı süreç içerisinde Sayın Cumhurbaşkanının Sayın Bahçeliye yönelik söylemlerini de bir dinleyin ne olur.

Kan donduracak cinsten olduğunu görecek ve de hafızanız tazelenecektir.

Seçim dönemlerinde bu tür sözler söylenebilir ve bu sözler zaman içerisinde unutulur gider diyebilen varsa kendini sorgulasın.

Bu kadar zıt yönlerde olacaksınız ve sihirli bir değnek sizi bir anda candan bir ortak haline getirecek.

Kusura bakmayın,zekamızla da alay etmeyin lütfen.

Kendine bir nebze de olsa saygısı olan her birey bu durumu sorgulasın.

Ne karşılığında, hangi şartlarda bu büyük ortaklığın vuku bulduğunu günü geldiğinde tarih tüm çıplaklığı ile yazacaktır.

Fikirler ve inanılmış davalar akşamdan sabaha değişmez.

Yılların köklü siyasileri ve Partileri bu ölçüde kayma yapamazlar,yapmamalıdırlar.

Milyonlarca destekçilerini ters köşe etmekle birlikte onları aldatmış sayılırlar.

İnanıyorum ki aldatılmışlığı hiç kimse içine sindiremeyecektir.

Günü geldiğinde, bu aldatılmışlığın dönüşü çok hazin olacaktır.

Referandum süreci bunu ortaya koymakla beraber, sonucuna da yansıtacaktır.

Toplumun feraseti her zamankinden daha hassas bir biçimde tavan yapmak zorundadır.

Toplum; her anlamda kendi geleceğini oylayacak hayati bir süreç içerisinde olduğunu unutmamalıdır.

Halen gelişmelerin farkında olmayan ve süreci anlamlandıramayan kitlelerin uyandırılması gerekir.

Bulunduğumuz süreç bir partinin iktidar olma meselesi değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin geleceğinin ve yönetim şeklinin tayin edileceği bir meseledir.

Durum tamamen partiler üstüdür.

Sırat köprüsünden geçiyoruz desem yeridir.

Burada duygularla değil aklımızla ve mantığımızla hareket etmeliyiz.

Yüz Elli yıllık Parlamenter rejimi mi ?

Başkanlığı mı tercih edeceğiz?

Başkanlık denince ne anlıyorsunuz?

Başkanlığın gelmesi halinde mevcut tüm sıkıntıların çözülmesi mümkün olacak mı?

Mesela; işsizlik,terör,eğitimdeki sıkıntılar,sağlık sorunları tarihe mi karışacak?

Bu ve buna benzer sorular karşısında cevabınız ne olacaksa o yönde yolunuz açık olsun değerli okurlar.

Hangi yönde oyumuzu kullanırsak kullanalım lütfen ama lütfen vicdanımızı rahat ettirelim.

Bilerek, kendi içimizde enine boyuna düşünerek,kimsenin arka bahçesi olmadan kararımızı verelim.

Hiç bir mazeret ve sorumsuzluk kabul etmeyecek derecede hayati bir meselenin eşiğindeyiz.

Bu bilinç ve anlayış içerisinde sandığa gideceğiz.

Kimsenin pazarlığına veya ikbaline bu ülke feda edilemez.

Sağduyunun galip gelmesini umut ediyorum.

Özgürlük ve bağımsızlık bu ülke insanının karakteridir.

Mutlu yarınlara…

Sizin Yorumunuz