Arsuz’da riskli alan yok

“Kentsel dönüşüm, sosyal çöküntü olmamalı”

Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, kentsel dönüşümün önemi, yapılması gerekenler ve Hatay’da yerel yönetimler açısından kentsel dönüşüm sürecinin masaya yatırıldığı “Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Zirvesi”ne yaptığı konuşmayla damga vurdu. ‘Gelecek nesiller için yapacak çok işimiz var’ sloganıyla dikkat çeken ve Hatay Büyükşehir Belediyesi(HBB), Antakya Ticaret ve Sanayi Odası(ATSO), İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası(İTSO) ve Hatay Sanayici İşadamları Derneği(HASİAD)’nin işbirliğiyle HATMEK’te düzenlenen zirvede Başkan Culha, 26 köyden oluşmuş olan Arsuz’daki ruhsatsız ve düzensiz yapılaşmanın yanı sıra arsalardaki mülkiyet sorunlarına dikkat çekerken, ilçede halihazırda mevcut bir riskli alan ve riskli yapıların bulunmadığını da dile getirdi.
‘Hatay’da büyükşehir ve yerel yönetimler açısından kentsel dönüşüm süreci’, ‘Planlanan projeler ile kentsel dönüşümün finansal boyutu’ ile ‘Kentsel dönüşümün teknik, hukuki, değerleme ve sosyolojik boyutları’ olarak üç oturumda gerçekleşen toplantıda konuşmasını riskli yapılar, riskli alanlar ve Arsuz’daki yapılaşma ana başlıklarıyla gerçekleştiren Başkan Nazım Culha, ülkemizde bir kentsel dönüşüm furyasının başladığına vurgu yaparak, kentsel dönüşümdeki hedeflerin yerel yönetimlerde beklenen başarıyı sağlayamadığının da altını çizdi.

“Kentsel dönüşüm yerine, yerinde dönüşüm”
Kentsel dönüşüm projelerinin mevcut kent dokusuyla uyumlu, kentte yaşayan dinamikler dışında diğer yerleşim yerlerine de örnek olabilecek düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade eden Başkan Nazım Culha, “6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi hakkındaki kanun ve bu kanunun uygulanmasına yönelik hazırlanmış olan yönetmelikle birlikte ülkemizde bir kentsel dönüşüm furyası başlamıştır. Başlayan bu süreçle birlikte özellikle riskli yapı stoğunun azaltılması, şehirlerin çöküntü alanlarının ıslah edilerek kent kimliğinin kazandırılmasında örnek teşkil edecek yapılaşmaların oluşturulması hedeflenmiştir. Fakat bu hedeflerin yerel yönetimlerde beklenen başarıyı sağladığı pek düşünülmemektedir. Bunu riskli yapılar ve riskli alanlar olarak iki şekilde değerlendirmek mümkün.

Riskli yapılarda, riskli olarak tespit edilmiş olan bir yapının yıkılarak yerine deprem mevzuatına uygun modern yapıların yapılması düşüncesi son derece olumlu bir davranış iken bu yapı müteahhitlerce bir kazanç kapısı olarak görülmeye başlanmıştır. 5-10 dönümlük bir imar parselindeki küçük bir yapının hatta kulübenin riskli yapı tespiti yapılarak bu parselde yapılacak 300-400 konutun tüm vergi, resim ve harçlardan muafiyetiyle, özellikle son zamanda gelirleri son derece kısıtlı olan yerel yönetimlerde gelir kaybına sebep olmaktadır. Bu anlamda riskli yapının miktarı ile yeni yapılacak yapının belli bir oranda ücretli muafiyetinin sağlanması yerel yönetimler açısından önemli ve de bu dengenin sağlanması yerel yönetimin güçlendirilmesi açısından gerekli olduğu düşünülmektedir. İkinci konu ise riskli alanlardır. Şu anda ülkemizde ve hatta ilimizdeki birçok ilçede belirlenmiş olan riski alanlar ve bu alanlara ait hazırlanmış olan dönüşüm projeleri bulunmaktadır. Kentsel dönüşüm projelerinde mevcut kent dokusuyla uyumlu, kentte yaşayan dinamikler dışında diğer yerleşimlere örnek olabilecek düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Yollarıyla, yeşil ve sosyal alanlarıyla, komşuluk üniteleriyle, binaların yükseklikleri ve cepheleriyle o kentte kimlik kazandıracak projelerin oluşmasının gerekliliğine inanıyorum. Şöyle ki; etrafı iki kat yapılaşmalarla çevrili alanda 15 katlı koca bir site yapmak o kente ne katabilir ki? Ancak o kentte yaşayan diğer insanlardan soyutlanmış büyük bir site yapmış oluyorsunuz. Adı üstünde, kentsel dönüşüm diyoruz ama yapmış olduğumuz şey kentsel dönüşüm değil, toplu konut olmuş oluyor. Yerel yönetimler olarak bizim hazırlanacak olan projeleri bu bağlamda değerlendirmemiz gerekmektedir. Kenti dönüştürürken sadece yapıları dönüştürmüyoruz. İnsanların sosyal yaşamına da müdahale ediyoruz. O yüzden bizim için önemli olan kentsel dönüşümde orada yaşayan insanların sosyal yaşantısına uygun bir projeyle yerinde dönüşüm yapılmalıdır. Ülkemizde bazı bölgelerde insanları kendi oturdukları yerlerden başka bölgelere taşıyarak yapılmış olan dönüşüm projelerin çoğunda başarısızlıklar olmuş, hatta bunun yanında sosyal çöküntüler yaşanmıştır. Son yıllarda özellikle bu konuda daha hassas davranıldığı bilinmekle birlikte özellikle Bakanlığımızın duruşu da önemlidir” dedi.

“Arsuz’da riskli alan yok”
Arsuz’da Suriye ve yabancı uyruklu vatandaşların mülkiyetinde oldukça işgalci yapı bulunduğunu belirterek, konunun çözümü için de bakanlıktan destek isteyen Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, “Arsuz İlçesi olarak halihazırda mevcut bir riskli alanımız olmamakla birlikte oldukça bol miktarda riskli yapımız bulunmaktadır. Biz 8 belde ve 26 köyün birleşmesiyle oluşan yeni bir ilçeyiz. Beldelerin imar planları farklı farklı karakteristik yapıda ve birbirleriyle bütünlük arzetmiyor. İmar planları ile ilgili Büyükşehir belediyemiz ihalesini gerçekleştirdi. Yeni imar planları ile ilçe belediyelerine yeni yaşam alanları oluşacağını ve ilçemiz Arsuz’un çok ileri tarihinde kentsel dönüşüme gerek kalmayacak bir planlama oluşacağını tahmin ediyorum. 26 köyden oluşan Arsuz’da ruhsatsız ve düzensiz yapılaşmanın yanı sıra arsalardaki mülkiyet sorunları ruhsatsız yapılaşmanın önlenmesinde önemli bir dez avantajımızdır. Arsuz’da Suriye ve Yabancı uyruklu vatandaşların mülkiyetinde oldukça işgalci ve yapı bulunmaktadır. Bu alanların çözümüne yönelik olarak mevcut ve kanun yönetmelikler çerçevesinde kamulaştırma ya da kentsel dönüşüm dışında pek bir olanak bulunmamaktadır. Bu anlamda ilçemiz sınırları içerisinde tespit ettiğimiz ve hatta tespitine devam ettiğimiz bölgelere yönelik, bu bölgelerin ıslahının yanı sıra mülkiyet sorununu çözmek için dönüşüm projeleri hazırlanması planlanmaktadır. Bu konuda Bakanlığımızın da katkılarını beklemekteyiz. Arsuz İlçesi olarak öncelikle eski Arsuz’un bulunduğu Rhosus Antik Kenti’nin ıslahına ve bu bölgenin turizme kazandırılmasına yönelik proje çalışmalarına başlanmıştır. Bu kapsamda özellikle Çekül Vakfı’ndan destek alınmak üzere çalışmalar yapılmıştır. Burada amaç; insanların yaşadıkları bu tarihi mekânların ıslah edilerek Arsuz kent kimliğini ortaya çıkarmaktır. Arsuz’un sadece denizi ve güneşiyle değil, kültürüyle hak ettiği konuma gelmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Bu bölgeye yönelik sınır ve tespit çalışmaları devam etmekte olup, çalışmaların tamamlanmasının ardından fikir ve uygulama proje hazırlıklarına başlanacaktır. Bu projelerin oluşumundan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve Hatay Büyükşehir Belediyemizden gerekli katkı ve desteği alacağımızdan ve bu yolda bizi yalnız bırakmayacaklarına inancımız tamdır.” şeklinde konuştu.

Zirveye yoğun katılım
Toplantıya, CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, TC Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürü Vedad Gürgen, Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, Antakya, Defne, Dörtyol Belediye başkanları, ATSO Başkanı Hikmet Çinçin, İTSO Başkanı Levent Yılmaz, HASİAD Başkanı Tahsin Kabaali, ENSPD Kurucu Ortağı Caner Bingöl, İş Bankası Bireysel Krediler Müdürü Recep Haki, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Doç. Dr. Ali Hepşen, Reidin.com Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kayhan, Adudabi Türk İş Konseyi Başkanı İbrahim Eskiocak, TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, TUREEFF Proje Müdürü Güliz Örnek, İTÜ Şehir ve Bölge Planlaması Bölümü Yrd. Doç. Mehmet Ali Yüzer, Hatay Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Halit Ergin, Hatay İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Selim Harbiyeli, Hatay Mimarlar Odası Başkanı Mustafa Özçelik, inşaat ve inşaat malzemeleri sektörü ile finans sektörünü yakından ilgilendiren çok sayıda davetli katıldı.

2 5

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here