Ayrımcı beyinlerin sahipleri!

Mersin’de hunharca katledilen pırıl pırıl kızımızın acısını bile sınıflandırılarak yaşamanın şaşkınlığındayım.
Kim, nereli, hangi görüşlü, hangi kıyafette ayırmaksızın bir üzüntüyü paylaşamayacağız sanırım.
Özgecan Aslan’ın ölümü ülkemiz adına utanç verici olduğu kadar öldürülme şekli resmen çağdışı bir vukuatı gözlerimiz önüne sermiştir.
Albert Camus’un “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.” sözü bir kez daha gerçeklerimizi yüzümüze vurmuştur.
Aslında bunu ülkeye değil, dünyaya yoğurmak lazım!
Çünkü dünyanın her yerinde dini, ırkı, görüşü ve yaşam şartları ele almaksızın her alanda bunlar oluyor.
Kimi karaktersizler bunu müslümanlığa yansıtmanın, kimileri devlete yansıtmanın kimi de hükümete yansıtmanın telaşı içerisindeler.
Bu fırsatçılığı ölen bir kızımız üzerinden yapılması ne kadar acı. Biz ölümü tartışırken kimileri “Bu bizden” kimileri de “bu bozkurt işareti yapmış” gibi beyin sınıfının ne kadar düşük olduğunu göstermektedir.
Tabi CHP’li bir milletvekili Aylin Nazlıaka gibi çarşı ortasında cinayete dikkat çekmek için step gösterisi yapması da biz nereye gidiyoruz sorularını beraberinde getirmiyor değil!
Bu makalem yanlı bakan, yanlı konuşanlar her zamanki gibi bu yazıma yapacakları yorumlarda pek umrumda olmayacaklar.
Gerçekten Tv’karşısında oturup aklıselim düşünen insanlarımız eminim ki benimle aynı sorguda olayları takip ediyordur.
Biz hunharca katledilen kızımızın yasını bile ayrışmadan tutamıyoruz!
Medeniyeti zirvede yaşayan ülkelerde bile karşı cinslerin yanında hemcinslerine yapılan tecavüzler belki Türkiye’deki kadar ölümlerle sonuçlanmıyor ama yaşarken ölmenin acısını ölümden farklı değildir.
Değerli okuyucularım artık acılarımızı insanlık sınıfı adı altında yaşayalım, paylaşalım.
Nasıl kırmızı ışıkta durduğunuzda küçük bir çocuğun camınıza vurarak para istemesini görmezden gelip 15 yıl sonra aynı çocuğun sizin camınızı kırıp o parayı zorla almasının yaşamsal sınıflandırması varsa bu canileşmiş insan bozuntularının da bu hale gelmesindeki suç sadece siyaseten değil, aile ahlakı, dini terbiye ve toplumsal kültürden nasibini alamamasının ve hatta bu nasibi veremeyenlerin de ayrıca suçları da vardır.
Bu yüzden özellikle kafasının içinde ayrımcılığı ilke edinmiş fiiline ayrı bir insanlık suçu olan bu ayrımcı zihniyetlerin şu günlerde yasta olan sağduyulu vatandaşlarımızı artık rahat bırakın.
Bırakın ki insanlık namına birileri için üzülebilelim,..
Tekrardan daha genç yaşta yaşamını yitiren Özgecan kızımıza Allah’tan rahmet ülkemize ve sevenlerine başsağlığı diliyor, bu şekilde caniliği yapan katiller için idamın geri gelmesini umuyorum.

cinayet

1 YORUM

  1. Kadına yönelik şiddetin en çok yaşandığı yerlerin yasakların, baskının ve otoriter rejimlerin hüküm sürdüğü ülkeler olduğu aşikar.Tecavüz olayı idam cezasının olduğu yerlede daha yaygın bi konumdayken yapılan sadece kişisel bir “idam geri gelsin” yorumu mazur görülebilir ;ama bu yorum devlet aklına, devlet yaklaşımına uymaz.Avrupa Birliği müktesabatına 2000’li yıllarda uyum sağlamak adına idam cezası kaldırıldı,yani Türkiye’nin tamamen kendi isteğiyle bu karar alınmadı.Dahası idam cezasının bu anlamda geri getirilmesinin imkansız olduğu ortadadır,amaç sadece yeni bir gündem yaratmaktan ibarettir.Hangi dini değerlerden hangi aile ahlakından veya toplumsal kültürden söz ediyorsunuz.Sorunların kökeni, öncelikle siyaset dilinin bütünleştirici,kapsayıcı olmamasından kaynaklanıyor.Bir zihniyetin değişmesi gerekiyor.Size bazı istatistikler vermek istiyorum.Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde dünyada 128.sıradayız.Aynı iş yerinde çalışan kadın ve erkekerin ücret eşitsizliğinde 87.sıradayız.Üniversitelere kayıt durumuna bakıldığında bu eşitsizlikte 107. sıradayız.Ve bunun gibi niceleri…Ülke ekonomide ilk yirmi içerisinde ama kalkınmanın temel unsurlarından yoksun durumda.Önceliğimiz hep büyümek üzerine olunca,toplumsal meselelerin kutuplaştırarak çözülmesi isteniyor.Meslenin özü burada.Kavgacı bir toplum olduk,içimize kapandık.Bu yapı değişmez ise büyüyebiliriz; ama kalkınmamız mümkün görünmüyor.Bütün bunlara ek olarak elbetteki acımız ortak olmalıdır.Bunun aksini düşünmek mümkün mü?

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here