Heyecan var mı heyecan?!

Liderlerin ‘tansiyon’ yükselten söylemlerine baktığımızda, ‘sakin güç’ reytingi yükseltir mi, şeklinde bir soru aklımıza gelebilir..
Samimi olalım..
Kılıçdaroğlu şimdi yeniden “sakin güç” siyasetini yükseltmeye çalışıyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise tam aksine, propagandaya ‘abanarak’ yükseliş sağlıyor..
Hangisi doğru?
Eğer ki, ortada bir hizmet, ekonomik güç ve istikrar varsa, haksızlıklara karşı ‘abanmayı’ doğru buluyorum.. Kendimden biliyorum..
Hakkımda, olmadık zamanlarda ‘belaltı’ öfkesiyle yazılan her yazıya gösterdiğim reaksiyon gibi.. AK Parti, CHP ve MHP’de durum bu..
Heyecan var mı heyecan?!Liderler şimdilik ‘gövde gösterisi’ yapıyor..
İcraat da var, hayal dünyasında yaşayan da..
Vatandaş da ona göre puan veriyor..
Koyun değil ya.. İnsanlar bilinçli artık..
Ama İskenderun’da durum biraz farklı..
Her taraf ‘sakin güç’ kokuyor..
Antakya ‘büyükşehir’ formatına girdi, heyecanlı..
Tuttuğunu koparıyor.. Biz ise, üç maymunları oynuyoruz..
Adayların dilinde, liderlerin paylaştığı projeler var, yetiyor..
Gerisi teferruat.. İskenderun için virgül, Antakya için nokta koyma zamanı..
Bize ‘sabredin’ diyen çok..
Okudunuz mu, bilmiyorum..
Sabah Gazetesi dün, Türkiye baskısı tam sayfa ayırmış, “Hatay Büyükşehir heyecanı yaşıyor” diye son noktayı koymuş yazı dizisinde..
Evet bir ‘heyecan’ fırtınasının ortalığı kasıp kavurduğu doğru, ama bu heyecan Antakya’da yaşanıyor, İskenderun’da değil..
Kimin umurunda ki..
Büyükşehir faslının İskenderun’la alakalı faydasız halini geçtim..
Bari, avantajlarını tartışalım, o da yok..
İskenderun’da bu heyecanın ‘h’sini niye yaşamıyoruz?
Adaylar neden dillendirmiyor?
Herkes işinde, gücünde.. Siyasilerin esnaf ziyaretleri sürüyor..
Anlattıklarında ne var? İskenderun ile ilgili bir tek proje gösterebilir misiniz?
Sokağa çıkın, etrafınıza bir bakın..
Yeterince sakiniz, yeterince uysalız..
Aklıma Denizciler Belediye Başkanı Esabil Soydan’ın bir sözü geldi:
“Ben sessizlikten korkarım arkadaş.. Çok ses, her zaman için hizmete dönüşür”
Provokatif olmaya, dikkat çekmeye falan çalışmıyorum..
Sorduğum soru, çok gerçekçi ve samimi..
‘Sakin güç’ İskenderun’a fayda sağlıyor mu?

HER İŞİMİZ YARIM!
Sakarya’da bir huzurevi projesi (yurt) vardı, yarım..
İsdemir Doğuş kapısına varmadan, karşı yakada karayolları lojmanları var, dökülüyor.. Kullanıma açık ama yarım..
Orhantepe’de lojmanlar var, ne yıktılar ne de kullandılar..
Pirinçlik’te bir zamanlar ‘karantina’ merkezi vardı, öylece duruyor..
Modern Evler’de İmam Hatip Lisesi bahçesinde bir okul binası var, boş..
Karaağaç yolunda bir okul binası var, boş..
Arsuz yolunda kurumlara ait tatil merkezleri var.. Boş..
Var oğlu var.. Peki akıbeti ne olacak bu binaların, bilen yok..

GÜYA YIKILDI?!
Bu kadar yer saydık.. Unuttum sanmayın.
Sanayi Sitesi içerisinde bir zamlanlar Atatürk Ortaokulu olarak eğitim veren, sonra deprem riski taşıdığı için yerle bir ettiğimiz o binalarda ‘yıkım’ işini yine yarım bıraktık. Kökünden sökseydik problem olmayacaktı ama kapalı spor salonunun bir kısmını ‘kullanmaya müsait’ bırakınca, gelen gidenin hesabı yok..
Her gün bir telefon.. Hergün bir şikayet yükseliyor..
– Fuhuş yapıyorlar, diyen mi..
– Madde bağımlıları konaklıyor, tepkisini paylaşan mı..
Ne olacak peki?
Devlet’in o binayı tamamıyla yerle bir etmeye gücü mü yok?
Yoksa, bundan sonra da böyle mi kalacak?
Kalsın ki.. ‘Huzur bozanların’ keyfi gıcır olsun..
Öyle mi? Bu mudur yani?!

BÜLENT AKBAY’I ARIYORUM
Kim ne derse desin.. Aday olsaydı ya da olmasaydı, farketmez..
O artık gönüllerde taht kurmuş bir isim.. Av. Bülent Akbay, CHP’den milletvekili aday adayı iken seçimlerde müthiş bir çaba, efor sarfediyordu.. Vatandaşın ayağına gidiyor, sorunlarını dinliyor, çat kapı eylemlerle çözüm reçeteleri sunuyordu.. Konuşuyor, dertleşiyor, hal hatır soruyor, güleryüzlü ve samimi haliyle, yüreklere hitap ediyordu..
Her zaman ve her daim.. Özgürlüğü savundu.. Eşitsizliği mesele etti..
Gecekonduya gidip bağdaş kurdu.. Proje üretti.
O Allah’ın misafiriydi..
İçtendi.. Kalpten seviyor, seviliyordu..
Özetle..
CHP için bir şanstı, kullanamadılar..
İnsanlara yaklaşım biçimi ‘yapmacık’, sosyal ilişkisi ‘zayıf’ olan CHP’lilere duyrulur.. Eğer CHP’lilerin ruh halini, bu yaklaşım belirlemezse..
Bundan sonraki bütün seçim gecelerini büyük bir moral bozukluluğuyla geçirmek kaçınılmaz olur. Henüz hiçbir şey belli değilken ben uyarı görevimi yapayım da, en azından günah benden gitsin..

YA SİLAHI YASAKLAYIN
YA DA AĞIR CEZALAR GETİRİN!

CHP Adayı Refik Eryılmaz’a karşı Samandağ’da iki kez pompalı silahla saldırı oldu..
Onlarca yaralı gördük..
Şimdi benzer bir hadiseyi İskenderun Perşembe Pazarı’nda yaşadık.
Konu yer kavgası.. Yine pompalı silahla saldırı!
Netice; 2’si ağır, 7 yaralı..
Allah korusun! Dilerim hızla iyileşirler..
Biz Türkler’in bu asabi ruh hali ve silah merakı olduğu müddetçe, bu tür manzaralarla karşılaşmak kaçınılmaz oluyor.. Polisin yapacağı birşey yok..
Yaptırım, kanun hükümlerinden geçer..
Bırakın tabanca taşımayı.. Pompalı, hatta her türlü ateşli silahın kullanıldığı eylemlerde cezalar çok ağır olmalıdır.. Yaranın hafif ya da derinliğine bakılmaksızın en az ‘gasp’ olayı kadar ağır hükümler içermelidir.. Yanılıyor muyum?

TEŞEKKÜR!
İnsanlarda hep şöyle bir önyargı var.. Ortada bir sorun varsa, bir kişinin verdiği hüküm, herkesçe kabul görür.. Yanlış!
Dün Barbaros Mahallesi 130 sokak sakinleri, mahallede temizlik yapılmadığından dert yakınıyorlardı.. Kime gitmişler? Bilinmiyor..
Bir sohbet ortamında şikayet bize ulaştı.
Vatandaşın biri, ‘gittim ilgilenmediler’ dedi, bitti..
Aslında yazmayacaktım ama bu ‘peşin’ hükümlü yaklaşımlar nedeniyle farz oldu.
Oysa, Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’in şehir temizliğine ne kadar önem verdiğini biliyorum. En azından oturduğum evin adresi Modern Evler’de temizlik hassasiyetini görüyorum, günlük yaşıyorum.
Neyse.. İskenderun Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Dönmezer’i aradım, hemen ilgilendi.. İlgili müdürlükler ikaz edildi, o gün denetlendi.
Ertesi gün, şikayeti bana ulaştıran arkadaş geldi, sordum:
“Var mı bir sıkıntı?”
Cevap şu: “Allah razı olsun belediye yetkililerinden.. Bir temizlik görevlimiz vardı. Bugün 4 temizlik görevlisi geldi, mahalleyi tertemiz yaptılar. 130. sokakta oturan tüm arkadaşların teşekkürünü getirdim.”
Elçiye zeval olmaz.. Ben de iletiyorum..

FOUR WAY!
İstanbul Beşiktaş’taki Four Seasons (Dört Mevsim) otelini bilmeyen yok gibi.. Çırağan Sarayı’nın bitişiğidir..
Otelin ismi İngilizce telafuz etmemiz birşeyi değiştirmez. Çünkü, Türkiye’de yüzlerce otel, hatta binlerce firma ‘ingilizce’ terim taşır.. Türkçe olimpiyatları düzenlediğimiz günümüzde bu durum ‘kader’ olmasa gerek.. O isimleri, firmanın başına biz koyuyoruz çünkü.. Suçlu biziz!
Şimdi gelelim bizim memleketteki İngilizce sevdamıza..
İstanbul’da Four Seasons varsa, Dörtyol’da Four Way var..
Üstelik Dörtyol’da.. Dörtyol ağzında ve dört yıldızlı..
Nereden bakarsanız bakın, her yol ‘dört’yola çıkıyor..
Böyle bir güzellik varken, bu fırsatı neden “four way” diyerek ingilizleştiririz, bilmiyorum.. Yoldan 50 kişi çevirin, sorun:
“Four Way ne demek?”
Bilmezler.. Daha düne kadar ben de bilmiyordum..

Yılmaz Akpınar
1974 doğumlu. Güney Medya'da müdür. İskenderun'un önde gelen gazetecilerinden.