spacer
21 Nisan 2010 tarihinde Köşe Yazıları kategorisine yazilmistir.
Networking..

Sevdiğimiz, saydığımız iş ve gönül adamlarından biri de Yönetim Kurulu Başkanı ’dır..
Yaptığı yatırımlar kadar; bayi toplantıları, fuarlar, okullardaki eğitim seminerleri ile bölgesel/ulusal ve uluslararası sektörel toplantılarla da gündemdedir..
İş ve başarı öyküsünü, genç nesile aktarmaktan büyük keyif alır, mutlu olur..
Pazartesi akşamı da öyle oldu..
Girişimci ’nin düzenlediği konferansta konuşmacıydı .. Saatler su olup aktı..
Anıların raflardan indiği bir geceydi.. Espriler, fıkralarla dolu bir konferansta, başarıya uzanan yolun meşaketli yanları da düşündürdü..
Yönetim Kurulu Başkanı , ingilizce bir terim olan ‘Networking’i telafuz edince, devamını getirdi:
“- Networking yani, doğru ilişkiler.. Tokalaşmayla, tanışmayla başlar.. Güven bağıdır.. Networking büyük bir sermayedir. Temeli doğru olan hususlara dayanır.. Doğru bilgiyi de doğru ilişkilerden alırsınız..”
Kısaca, güzel dostluklar diyebiliriz..
Fuat bey, işte bu yakınlaşma tanımına bir de ‘zamanlama’yı ekledi.. Nedir o?
- Doğru zamanda iş yapmak..
’yı diğer işadamlarından ayıran en bariz örnektir bu..
Bir şey daha diyor..
* Ekip çalışması..
* Doğru ekip seçme..
Ekliyor:
“- İnsanın olduğu yerde küsmek yok.. Herkesi olduğu gibi kabul etmek gerekiyor..”
Düşünün ki, ’de yatırım yapan İskenderunlu bir işadamının tecrübesi ve bilgi donanımı, Osmaniyeli işadamlarının ilgisini çekiyor.. Bağlılık hissi uyandırıyor..
Aynı duyguyu kendi aralarında da besliyorlar.. Birbirlerine bağlılar.. Ve, onlarla doğru ilişkiler kurmaya çalışan insanlarla birlikte hareket etmekten imtina etmiyorlar.. Fuat Bey’e gösterilen sevgi, saygı buna en güzel örnektir sanırım..
İskenderun’u düşünüyorum da.. Birbirimizden kopuk halimiz aklıma geliyor..
Oysa OGİAD, konferanslarla ’yi geleceğe hazırlıyor..
Toplumsal bir hareketin öncülüğünü yapıyor..
İskenderun’da da bu görevi işadamlarımız üstleniyor..
Güzel şeyler oluyar ama, ‘Networking’ halkalarımız sanki biraz zayıflıyor sanırım..
Üzülüyoruz tabi..
’yı dinlerken, üzüntümü hafifletti.
Bu konferansta Fuat Bey’in doğduğu yere bağlılığını, yaptıklarını gördüm.
İnsanlarla dostluğunu, özellikle izlemenizi istiyorum.
Onun kişiliğinin bir başka yanını da tanımak için bu gerekli.
Peki ya, o örnek aile bağı.. O konferansta Fuat Bey’in kardeşleri E. ile M. da vardı.. Konuklarla birebir ilgilenmeleri bir yana, ayrıca sohbet sırasında çelik sektöründeki kavram ve terimlere ne kadar hakim olduklarını görüyorduk.. Onlar bu sarsılmaz bağın en doğru, en güzel ve en etkileyici adımlarını atıyorlardı..
Fuat Tosyalı’nın en büyük gurur kaynağı da bu değil mi?
Bir insan, bu kadar mı ailesine ve ekibine düşkün olur..
İşte ispatı..
Dün onlarca işçi çalışıyordu,
Bugün binlerce işçiye istihdam sağlıyor.
Dün anı biriktiriyordu,
Bugün anılarını paylaşıyor.
Dün öğrenciydi,
Bugün ülkeye kazandırdığı okullarda sayısız öğrenciler eğitim görüyor..
Bugün kurucusu olduğu firmalar, sadece üretim bazında değil, sosyal faaliyetleri ile dünyaya açılıyor.
Fuat Bey’in çevreye verdiği önemi özellikle belirtmek isterim.
’nin o pırıl pırıl tesislerindeki çevre yatırımı, onun ve ailesinin çevreye verdiği önemi yansıtıyor. Şu sözü önemli:
“- Sanayici olarak, üretim yapmak ve istihdam yapmak önemli ama, bunu öncelikle çevrecilikle desteklemek gerekir.”
Görüyoruz ki, ’e kurumsal kimlik kazandırmada ilk ateşi yakan Fuat Tosyalı bu güçlendirmeyi sürdürüyor.
Fuat Tosyalı’nın çalışmaları, hizmet sevgisinin sürdüğünü kanıtlıyor.
Dahası var.. ‘Sahada işimiz bitti’ diyor, ekliyor:
“- Burası, burada çalışanların eseri.”
Mütevazı bir yaklaşım.. Gerçi CEO’su ’ın da hakkını teslim etmek lazım.. İnançlı, azimli..
Katkıları çok büyük..
Toplantıda, Genel Müdürü var..
ile ’in, çok sayıda demir çelik sektörünün temsilcileri de var..
Kıskançlık yok.. Herşey apaçık anlatılıyor..
Birbirlerini alkışlıyor, destek veriyorlar..
Başarı öyküsünü ‘kalıcı’ kılan da bu değil mi?
Valisi ’ın da dediği gibi..
“Birbirimizi kıskanarak değil, yatırım yaparak Türkiye’ye katkı sağlamalıyız.”
Fuat Bey de, konuşmasında işte bu cümlenin devamını getirdi:
“- Taklitle günümüze kadar gelen firmaların durumu ortada.. Biz taklitten hep kaçındık. Kimsenin kamyonunu saymadık. Önümüze bakıyoruz, işimizi yapıyoruz..”
Gerçek şu ki.. Artık herkes işini yapsın..
Artık herkes ürettiğinin yanında bir nebze hayırseverliğe yönelsin..
Mesela, Fuat Bey’in bir cümlesi gelecek için bana umut verdi. Şöyle diyor:
“- Ben hayır işlerinde kendimi mutlu hissediyorum. ‘Yaşayan ölü mü, ölü yaşayan mı?’ olmanın tercihidir bu nokta.. İnsanlığa hizmet etmemiz, iz bırakmamız gerekiyor. Mimar Sinan örneği gibi.. Halen eserleri konuşuluyor..”.
Fuat Bey’i nice hayır işlerinde görmek dileğiyle..


Leave a comment

Yeni yorum yapıldığında E-mail ile bildir. Ayrıca yorum yapmadan abone olabilirsiniz.


Bu sayfada yayinlanan yorumlar okuyucularin kendilerine ait gorusleridir. Yazilan yorumlardan İskenderun Haber veya http://www.iskenderunhaber.com hicbir sekilde sorumlu tutulamaz.

Yılmaz Akpınar
avatar

Bu yazi Yılmaz Akpınar tarafindan yazilmistir. Yazara ait 750 yazi bulunmaktadir. Yazarin yazilarina abone olmak icin RSS kullanabilirsiniz
Email: vitrin2005@hotmail.com