ÖZRÜ, KABAHATİNDEN BETER?

Körfez’deki 8 Nolu sağlık ocağının açılışında yaşanan ‘büyük ayıbın’ yankıları sürüyor.
Aslında sessiz kalmayı amaçlıyordum.. Ne yazık ki, İskenderun’un dedikodu mekanizması öylesine hızlı işliyor ki, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlayabilmek mümkün değil.
Her kafadan yüzlerce ses çıkıyor..
Herkes esen rüzgarı lehine çevirebilmenin derdine düşmüş..
Halbuki ortada bir üslup ve davranış ayıbı var..
Kim ne derse desin, durum vahim ve özür gerektiren bir hadise..
İskenderun’da tartışma konusu oldu..
Tartışmanın boyutu şu:
Kim haklı, kim haksız..
Baştan söyleyeyim.. İskenderun Belediye Başkanı Mete Aslan tepkisinde sonuna dek haklı..
Bu konuda anlaşalım..
Şimdi gelelim asıl meseleye..
Olaya şahit olanlar iki ayrılmış durumda..
Birileri diyor ki, sunucu hatalı..
Diğer tanık grubu ise, programı hazırlayanda sorumluluk arıyorlar..
Madem iki ayrı fikir ve görüş var, ben de kendi görüşümü belirteyim o halde..
Üstelik, tek bir pencereden bakarak değil, olaya şahitlik edenlerle perde arkasında yaptığım görüşmelere dayanarak, sorular yönelteceğim:
Bir; açılışın resmi bir dayanağı yok! Zira, böylesine önemli bir törene İskenderun Kaymakamı Cengiz Horozoğlu’nun neden katılmadığının izahı nasıl yapılacak?
İki; İskenderun’a bir sağlık ocağı kazandırılıyor ve tören programına nasıl oluyor da, bir belediye başkanı davet edilmiyor?
Üç; Eğer ki hayırsever işadamı, Belediye Başkanı Mete Aslan’ı davet etmeseydi, açılışın siyasi boyutu nasıl tanımlanacaktı?
Dört; Nasıl bir anlayıştır bu, programın tertibi ve düzenini elinde bulunduran bir daire müdürü bir belediye başkanını ‘davette’ kusur işlemeye izahat getirebiliyor?
Beş; Davet faslını geçtim.. Sağlık Grup Başkanı Zafer Karahan, belediye başkanının programa teşrif ettiğini görmesine rağmen, nasıl oluyor da kurdele kesim programına müdahale etmiyor, edemiyor?
Altı; Başkan kızmakta, esip gürlemekte haklıyken, Zafer Karahan’ın, elinde patlayan bir topu kendi halinde, olaylardan habersiz, belki de protokolde adı geçen isimlerin kimler olduğunu bilemeyen bir sunucuya pas etmesinin ‘inandırıcılık’ boyutunu kimler savunabilir ki?
Yedi; Özrü, kabahatinden beter olan bir daire müdürüne tüm katılımcılar tepki gösterirken, törenlerin adap ve usullerinde oluşan ‘başa buyruk’ değişikliklere kimseler ses çıkarmayacak mı?
‘Neler oluyor bize’ sorarım size!!

SORULARIMA CEVAP GELDİ
TEDAŞ’ın hantallığıyla oluşan tepkisel boyuta ve düzenlenen toplantılardaki şekil ve intizama, 10 maddelik bir soru paketiyle itiraz ettim.. Cevabını aldım..
Kimlerden?
Ama AK Parti İlçe Başkanı Musa Kurşun ile 2. Başkan Reşit Tekerek’ten..
Her soruyu tartıştık, her soruya cevap aradık..
Birincisi 8’de 2 kusurlu bulundum..
Şöyle ki;
Birliktelik ve beraberlik kavramlarından sınıfı geçtim..
Hatta, birlikte düzenlenmesi gereken toplantı ve işaret ettiğim bürokratik engellerden de geçer not aldım..
Dahası, ‘sıcak odalardan çıkıp, her alanda kontrolörlük’ yapılması hususunda da ‘geçer oy’ aldım..
Geriye kalan tüm soruların cevabı ise, partinin çalışma programında mevcutmuş..
Ama basına kapalı..
Yani iş var, çalışma var, potansiyel gücü var..
Ama tanıtım yok!
Madem reklam yok, şöyle bir ‘geçmiş zaman olur ki’ potpurisi yapmanın tam zamanı..
Bir; Fakültelerin, ‘2008-2009’ döneminde İskenderun’da eğitim yapacağını kamuoyuna hatırlatan AK Parti Hatay eski Milletvekili Mehmet Soydan’dı.. Geçtiğimiz Eylül ayında rektörlüğün internet sitesinde bunun kokusu çıktı, biz toplum olarak yaz gribine yakalandığımızdan farkına varmak istemedik.. Şimdi Antakyalı mutlu, istediğini almış, 60 kilometre uzaktan bizi gülerkten izliyor..
İki; Adliye Sarayı’nın yapımı Nisan ayında tamamlanıp, Adalet Bakanın teşrifiyle açılışı gerçekleşecekti, bir başka bahara kaldı..
Üç; 15 yıldır İskenderun’a yatırım getiremeyen TEDAŞ, nasıl bir ilahi eldir ki son birkaç gündür ‘Retbul’ takviyesiyle kanatlandı..
Dört; İskenderun’da bunca yollar açılırken, 1994 yılından kalma direkler nasıl oluyor da halen sökülemedi.. Yol ortasında kalan her bir trafo için neden yenisi yapılamıyor?
Bu tür soruların açılımına tanıklık etmek hepimizin görevi..
Asıl önemli olansa, cevabını bulduğumuz noktalarda hizmetin dönüşümünü sağlamaktır.
Sorumluluk bilinciyle hareket eden her insan, bu güzel kentimize bir katkı sunmak ister..
Meselenin özü de burası işte..
Danışarak yapılan her hizmet, birlikteliklere ‘verimlilik’ kazandırır..
Bizim de yaptığımız bu!
Unutmayalım ki; bugüne kadar bardağın dolu tarafını yazmış olmamız, boş kalan kısmı görmezden gelmemizi gerektirmez..

DEVLET PRENSİBİ VE ALINMASI GEREKEN DERS!
Düşünün ki, bir açılış tertip ediliyor.. Resmi bir dayanağı yok..
Devletin kaymakamı bile davet edilmiyor..
Tam bir, “Körler sağırlar birbirini ağırlar’ tiyatrosu..
Devlet terbiyesi almış, prensiplerine sıkı sıkı bağlı bir kaymakamın elbetteki bu tür yaklaşımlara sıcak bakması beklenemez..
Dahası, programı düzenleyen memur vasfındaki bir zat-ı muhterem tarafından ‘saygıda hürmet’ beklenirken, nezaket kusurlarıyla dolu bir anlayışla olayların geçiştirilmesi de gaz ardı edilemez.
Kim ne derse desin, İskenderun Kaymakamı Sayın Cengiz Horozoğlu, 8 Nolu Sağlık Ocağı’nın açılış programında olmalıydı..
Olaya ‘resmi değil’ damgası vurarak, kolay kılıf arayanlara sesleniyorum:
Kırk yılın başında, bir törende ‘bilmedik medotlar’ ortaya konuldu, tutmadı..
Çünkü seviyesiz ve tutarsız bir yaklaşımla ekilen duygular, susuz kalmaya mecburdur.
Tıpkı, topluma sunduğu sevgiyle ‘halk adamı’ sıfatını kalplerde taşımış İskenderun Kaymakamı Cengiz Horozoğlu’nun gösterdiği tavır gibi..
Zira, ‘o törende devlet prensibi ortaya konmuş olsaydı, programın şekli böyle mi sonuçlanırdı’ demekten de kendimi alıkoyamıyorum!

Yılmaz Akpınar
1974 doğumlu. Güney Medya'da müdür. İskenderun'un önde gelen gazetecilerinden.