BİRBİRİMİZE GÜVENMELİYİZ..

2010’nun 2. Belediye Meclis Toplantısı’nın flaş ismi bu kez, İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek oldu. Uzun bir aradan sonra konuştu..
İddialarla ilgili cevaplar verdi..
Meclisi hareketli kılan sebeplerden bir tanesi de, son günlerde ‘Çeteleşme’ye yönelik yapılan operasyonlardaki kararlılık.. CHP Belediye Meclis Üyesi Mustafa Özen, gelişmeleri, ‘Karanlıktan aydınlığa çıkış mücadelesi’ olarak nitelendirdi.
Geçmiş yönetime de atıf yapan Özen, ‘ilegal bağlantılardan’ yola çıkarak, şöyle dedi:
“- Suçla yatıp kalkanlar için kabus dolu günler başladı.”
Tanımlamanın kapsamına CHP Grup Başkanvekili Av. Bülent Akbay’dan destek geldi.. Dedi ki:
“- Çeteleşmeden beslenenlere destek vermezseniz, lağım fareleri gibi ortaya çıkarlar.”
Haklı bulduğum en doğru gerekçe de bu..
Korkuya kapılarak, belli çevrelere kucak açarsanız, sonra kör bir kuyuda merdiven ararsınız.. O bakımdan, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan’a, Emniyet Müdürü Yusuf Cinel’e ve nezdinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerine ne kadar teşekkür etsek azdır..
Yalnız, geçmiş yönetime atıf yapılırken, MHP Belediye Meclis Üyesi Garip Şandır’ın tavrını garipsedim.. Demokrat Parti’nin sessiz kaldığı bir oturumda, şu görüşte bulundu:
“- Burası Emniyet Müdürlüğü değil.. Belediyedeki ilegal yolları, dün çete vardı, yoktu, söylemlerini bırakalım. Geçmişi sorgulamayalım.. Belediye çevre temizliğiyle ilgilensin..”
Şandır’ın sözlerinde farklı ‘manalar’ aramıyorum.. Ancak, ‘Şafak Operasyonu’ İskenderun’da olumlu yankılar uyandırdı. Emniyetin bu konudaki dirayetinin meclis gündeminde takdir görmesi normaldir. İnsanlar, birşeyler konuşacaksa, bırakın konuşsunlar..
Geçmişin izlerini tartışmak, uzuvlarını değerlendirmek elbetteki emniyetin görevi..
Zira, Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek yerinde bir vurgu yaptı. Dedi ki:
“- İskenderun Belediyesi’nin işi sadece temizlik değildir.. Burası TBMM değil ki.. Vekil olmak isteyen meclise gider.. Herşeyi konuşacağız, tartışacağız. Tarih ders almak içindir. Geçmişte güzel olan şeyler de oldu.. Ama artık geleceğimize bakıp, İskenderun için çalışmalıyız.. Bizimkiler, ötekiler gibi kutuplaştıran ifadelerden kaçınalım. Sağ ve sol eller birleşmeli artık. Sadece İskenderun’un değil, ülkenin buna ihtiyacı var. Birbirimize güvenmeliyiz.”
Benim için, bizler için en etkili sihirli söz, bu değil mi?
Evet, birbirimize güvenmeliyiz..
Daha geçen gün yazdım..
Ne olursa olsun.. İşe önce ‘Yargı, Hukuk ve Güven’ bileşenlerinden başlamalıyız, dedim..
Sayın Civelek’in, sosyal gerekçelere yönelik değerlendirmelerinde sözü ‘güven’ olgusuna getirmesi yerindeydi.
Ama, Civelek’in bu anımsatması sözde değil, özde olmalıdır..
Hepimiz bir şey söylüyoruz çünkü..
Toplum olarak geldiğimiz bu noktada hepimiz birşeyler üretip kendimizi tarif ediyoruz. Ama ‘güven’ konusundaki zaafiyetimizi aşamıyoruz.
Üzerimize çöken bu “zihin karışıklığı” içinde, kurumsallaşma vurgusu önemliydi.
Başkan Civelek’in, ‘işsizlik’ açılımında kızını örmek vermesi duygusal bir yaklaşımdı. Hiç şüphesiz, bir baba için çok zor bir durumdur, teselli etmek..
İşten çıkarılan belediye elemanları üzerinde fazla durmak istemiyorum. Geçmişte, beton pompasını çalıştıran bir operatör yüzünden, bir santralin 10 yıl atıl durumda bekletilmesi elbetteki yeterince üzüntücü verici.. Sayın Civelek’in istihdama yönelik şu mesajını önemsiyorum:
“- İş konusunda herkes beni arıyor. Kimseye bir ayrıcalık yaptığım yok. Ve hiç kimsenin de, mezhebine, dinine, partisine bakmam.. Sicili temizse, bizim açımızdan uygundur.”
Dün yazdığım, ‘okullar, hastaneler bir arada olsun’ tezine de sıcak baktı.
Aynı görüşü savundu ve ekledi:
“İskenderun için faydalı olan neyse, birlikte yapalım..”
2. El otolara da değindi, dedi ki:
“2. El otoların apartman önünde durması tehlikelidir. Bir merkezde konuşlandırmalıyız.”
Demek ki, Civelek’te yeni yılla birlikte bir hareketlilik var.. Bazı şeyleri takip ediyor, okuyor, değerlendiriyor.. Umarım, arada bir ses vermediği için geride kalıyor, zannetmeyiz..
İhaleler konusunda ‘Yakında, buraya kamera sistemi kuracağım, halkım ihaleleri izlesin” yaklaşımını da doğru buluyorum.. Aslında geç bile kalındı..
Çünkü, seçim programında bu ayrıntıyı halkla paylaşmıştı..
Uzatmayım..
İskenderun’un bir marka kent olması için, çok çalışmamız gerektiği bir gerçek..
Hatta, daha ileriye gidip, “İskenderun’u ilham veren bir kente büründürmeliyiz.”
Bu ilhamı hepimiz verebilmeliyiz..
Belediye Başkanıyla, meclis üyeleriyle, kentin tüm dinamikleriyle..

Sizin Yorumunuz

Please enter your comment!
Please enter your name here